TRT 1 ekranlarında iftar saatlerinde yayınlanan 'Ramazan Sevinci' programı Türk tasavvuf düşünürü Ömer Tuğrul İnançer'i konuk etti. Programda Şeyh Vefa'nın menkıbelerinden bahseden İnançer'in ağzından bir anda şu skandal sözler çıktı: "
BÖYLE SOKAKTA GEZİLMEZ
"Hamileliği davul çalarak ilan etmek bizim terbiyemize aykırıdır. Böyle karınla sokakta gezilmez. Her şeyden önce estetik değildir. 7-8 aydan sonra anne adayı biraz hava almak için beyinin otomobiline biner, biraz dolaşır. Sonra akşam üstü çıkarlar... Şimdi ise maşallah, kanatlısı kanatsızı televizyonlarda uçuşuyor. Ayıptır ayıp. Bunun adı realizm değildir. Bunun adı terbiyesizliktir."
"KANATLISI KANATSIZI"
Ve konuşmasının devamında muhtemelen Ped reklamlarından da rahatsız olan büyük düşünür!
"kanatlısı kanatsızı televizyonlarda uçuşuyor" diyerek bizlere Kadının kapatılması, gizlenmesi ve yasaklanması gereken yönleriyle ilgili derin bilgiler nakşediyor!
ALINTI.
---------------------------------------------------------------------------- ülkenin gidişatı dört nala dinci faşizme,
yanlış anlamaları önlemek için önce dincinin bir tanımını yapmak lazım,
dinci ,
kendi çıkarları doğrultusunda kitlelerin dini duygularını istismar ederek,
ticari ekonomik,siyasi çıkar sağlamaktır.
ülkemizi 1960 yılından beri dini duygularla seçim probogandası yapmış
iktidar partileri ile yönetilmiştir,
bunun aksini savunmak gerçekleri görmezden gelmektir,
Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile erişemeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
Ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak,
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlerinden gizleyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.
Albert Camus yıllar önce “Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın” demiş. İyi de demiş. Buradan yola çıkarak biz de “Bir ülkede kadının yerini öğrenmek istiyorsanız o ülkede erkeklerin kadınlar hakkında neler söylendiğine bakın” dersek hiçte yanlış yapmış sayılmayız.
Kuşkusuz kimi ve neyi kast ettiğimiz ortada. Yoksa “Kadınlar bir çiçektir” diyerek günde 5 vakit kadınına ‘sevgi’sini gösteren iyi kalpli erkeklerden söz etmiyoruz. Ya da “Kadın anadır, yârdir, candır” diyerek sokak ortasında eşlerini döven, bıçaklayan veya kurşun yağmuruna tutan delikanlı erkeklerden de söz etmiyoruz. Zira uzunca bir süredir bu ülkede delikanlılık en fazla kadınlar üzerinden denenir durumda.
TRT’de iftar programında kendine tasavvuf düşünürü denilen bir düşünür ne demişti geçenlerde: Hamile kadınların sokağa çıkması edepsizliktir… E tabi adam kocaman bir düşünür. Bunu söylediyse düşünmüştür de söylemiştir. Kimin sokağa çıkıp çıkmayacağını bir düşünürden daha mı iyi bileceğiz sonuçta.
Ama tabi ki de bunun bir evveliyatı vardı. Zira son 10 yıldır Türkiye’de, erkek düşünürler kadınlar hakkında birbirinden güzel özlü sözler söyler olmuştu. Ne de olsa “Flört fahişeliktir” diyen Cemil Çiçek’in Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yaptığı bir ülkeydi bu ülke. Elbette ki bu topraklardan böyle büyük düşünürler çıkacaktı.
Kaldı ki düşünür anlamında öyle bereketli topraklardı ki bu topraklar bir konu hakkında birbirinden değerli 2 söz söyleyen düşünürlerimiz bile vardı. Kürtaj’ın yasaklanması sırasında ne demişti ünlü Türk düşünürü Melih Gökçek: “Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün? Anası ölsün”
Bununla da yetinmemiş peşinden “Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yapmak zorunda kalmasın” diyerek ne kadar büyük bir düşünür olduğunu bir kez daha ortaya koymuştu.
Üstelik Melih Gökçek “Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar” diyen bir başka Türk düşünürü Recep Akdağ ile de aynı dönemde yaşıyordu. Kaldı ki Türkiye için 2000’li yıllar düşünürlerin bol olduğu yıllardı. Örneğin sezaryenle doğumun zorlaştırıldığı sırada “Bu işin tabiatı normal doğumdur. Anne ne kadar cesursa çocuğu da o kadar cesur olur. Korkak bir nesil istemiyoruz” diyen bir başka Türk düşünürü Mehmet Müezzinoğlu da her iki düşünürün partidaşıydı.
Parti demişken 2000’li yıllar aynı zamanda AKP iktidarının bolca düşünür ürettiği yıllardı. Bu düşünürler erkek olmalarına rağmen özellikle de kadınlar hakkında birbirinden güzel özlü sözler söylüyorlardı. Örneğin kendinden iş isteyen kadına “Evdeki işler yetmiyor mu” diyen Türk düşünürü Veysel Eroğlu aynı zamanda AKP’den bir bakandı. Ama bakan olmak onun sonuna kadar hakkıydı. Zira yıkılan kaçak kuran kursu binasında ölen kız çocuğunun babası ”Ne yani bale mi yapsaydı?” demişti. Sonuçta böyle düşünüre böyle düşüncesiz seçmenler oy veriyordu.
Dedik ya 2000’li yıllar düşünür yıllarıydı. Birbirinden güzel ve özlü sözler birbirinden değerli düşünürlerin ağzından çıkıyordu. Örneğin “Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor” diyen Erhan Ekmekçi AKP İl Genel Meclis Üyesiydi.
“Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek” diyen Mehmet Şimşek AKP’nin önemli bir bakanıydı.
“Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum” diyen Ayhan Sefer Üstün hem AKP Milletvekili hem de İnsan Hakları Komisyonu Başkanı’ydı.
Yılların siyasetçisi Vecdi Gönül “Türk kadını evinin süsüdür” dediğinde AKP’de birkaç dönem bakanlık yapmış sayılı düşünürlerden birisiydi.
Ama tabii ki tüm bu düşünürlerin kendine rehber edindiği bir başka düşünür daha vardı. Lakin o daha yıllar öncesinden bir çiftçiye “Hadi bakalım, ananı da al git” diyerek kadınlar hakkında en önemli özlü sözü söylemişti. O sözden yıllar sonra Dildaş Aktaş isimli kadın eylemci için “Bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem” diyerek kendini takip edecek olan düşünürlere çokta fazla düşünmeden özlü sözler söylemelerinin yolunu açmıştı. Bugün bu düşünürler sözlerini düşünmeden söylüyorlarsa baş düşünürün bunda payı çok büyüktür.
Demokrat Haber
Dini sohbet programlarıyla tanınan, tasavvuf düşünürü Ömer Tuğrul İnançer, TRT ekranlarında, kadınların hamilelik dönemlerinde şişmiş karınla sokağa çıkmalarına ağır eleştirilerde bulundu, “terbiyesizliktir” dedi. Büyük tepki toplayan bu açıklama sonrası AA muhabirine konuşan İnançer, sözlerinin arkasında olduğunu ama konuşmalarının çarpıtıldığını söyledi. TRT, “Bu kurumu bağlayan bir görüş değildir” derken, Diyanet’ten de “Dinimizde kadına tecrit yoktur” açıklaması geldi. İstanbul Beyoğlu’nda bir grup kadın ise, İnançer’in hamilelerle ilgili yaptığı açıklamayı protesto etti. Twitter’da açılan “Diren Hamile” (#direnhamile) etiketi de Türkiye ve dünyada en çok konuşulan konular arasında ilk sıraya kadar yükseldi.
TRT 1′in ”Ramazan Sevinci” adlı iftar programına konuk olarak katılan İnançer, programda Osmanlı’da 15′inci yüzyılda yaşamış ilim adamı Şeyh Vefa’nın menkıbelerinden bahsettiği sırada hamile kadınlar hakkında yaptığı sert yorum ile herkesi şaşırttı. Şeyh Vefa’nın hanımının haram lokma yemesiyle ilgili bir hikayesini anlatan İnançer, konunun hamileliğe gelmesi üzerine şu ilginç yorumu yaptı: “Hamileliği davul çalarak ilan etmek bizim terbiyemize aykırıdır. Böyle karınla sokakta gezilmez. Her şeyden önce estetik değildir. 7-8 aydan sonra anne adayı biraz hava almak için beyinin otomobiline biner, biraz dolaşır. Sonra akşam üstü çıkarlar… Şimdi ise maşallah, kanatlısı kanatsızı televizyonlarda uçuşuyor. Ayıptır ayıp. Bunun adı realizm değildir. Bunun adı terbiyesizliktir.”
Ömer Tuğrul İnançer bence yanlış ifade kulanmış . Şu şekilde olursa onun estetik değiller düşüncesine katılabiliim. sonuçta hepimiz bu dönemden geciyoruz yahut gececeğiz. Ama hamileyim deyipte oranı buranı açmanın alemi yok. Ben çok fazla görüyorum hamile kadınların karınları gögüs altlarına kadar acık , göbek dısarda gezıyolar . Hoş bi durum mu ? asla değil . Elbette insanlar gezecek yürüyüş yapacak , sosyal aktivitelerde bulunacaklar . Fakat konu giyim kuşama geldiğinde son derece yanlış bi çizgide ilerlemeye devam eden onlarca kadınlar var . Bir bayan olarak bende bunu son derece yanlış buluyorum ... Bu şekilde gezdiklerinde maalesef ki estetik olmuyo aksine çok tiksinç bir durum ortaya cıkıyor. (şahsi fikrim) ....
Bence bunu daha farklı şekilde ifade edebilirdi ama adamın fikri neyse zikride odur derler ya bu ve bu gibi adamların örümcek beynini değiştiremeyiz.
Ömer Tuğrul İnançer keskin ve yanlış cümleler kurmuş , ve yobazlığını ortaya koymustur.
Habertürk TV'ye konuk olan ilahiyatçı Ali Rıza Demircan’ın daha önceki 'sevişmek ibadettir' sözleri canlı yayında tekrar hatırlatıldı.
Ece Üner, Enine Boyuna programına katılan Demircan'ın 'Sevişmek ibadettir ' sözlerini gündeme getirdi. Demircan sözlerine şu ifadelerle açıklık getirdi: "Cinselliği yaratan Allah’tır. Bize cinsel organları, tatmin edilmek isteyen duyguları yaratan da Allah’tır. Bir erkeğin bir kadına ihtiyaç duyması tabiidir. Yaradanın buyruğuna uygun olarak vuslat özlemi ve bu özleminin evlilik yoluyla gerçekleşmesi ibadettir."
Hamilelere hakaret eden İnançer'in ilham kaynağı Erdoğan.
TRT'de örgütlü Haber-Sen geçtiğimiz günlerde katıldığı Ramazan Sevinci programında hamileler hakkında ağır ifadeler kullanan Tuğrul İnançer'in halen program yapmasını eleştirdi. Sendika, TRT'nin yaşananların suç ortağı olduğunu söyledi. Haber-Sen'in açıklaması şöyle: TRT-1’de yayınlanan Ramazan Sevinci programında Tuğrul İnaçer’in hamile kadınlarla ilgili sözleri canlı yayın kazası ya da münferit bir olay değildir. Bu yayın TRT’nin bugünkü durumunu anlatan en çarpıcı örneklerden birisidir.
Tuğrul İnançer’in hamile kadınlara yönelik arkaik düşünceleri üç gündür gündemin en önemli konularından birisi olmasına rağmen TRT hala resmi bir açıklama yapmamıştır. TRT yönetimi, bu saygısızlığın ortağıdır.
Hamile kadınların sokakta gezmesini ayıp ve terbiyesizlik olarak nitelendiren Tuğrul İnançer TRT’de program yapmaya devam etmektedir.
Bu rezalete “canlı yayın kazası” da denilemez.
Programın sunucusu Bekir Develi Tuğrul İnançer’in hakaretleri karşısında “Allah razı olsun” demiş ve kahkahalar atmıştır.
TRT yönetimi hamile kadınlara yönelik hakaretleri onaylamıştır, çünkü Bekir Develi de Tuğrul İnançer de programlarına devam etmektedir. Bu kişiler programlarına devam ettikleri sürece TRT yönetimi bu saygısızlığın ortağı olmaya devam edecektir. Bu olay, AKP’nin 10 yıldan bu yana Türkiye’ de nasıl bir toplum inşa etmeye çalıştığını ve kadına bakış açısını da sergilemektedir.
TRT ekranlarında kadınlara yapılan bu hakaret Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın iki ay önce sarf ettiği; “Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’ne gittiğimde Kadıköy’den gelip vapurdan inenlerin durumunu görüyorum. Bunlar benim değerlerimle uyuşan şeyler değil.” “Birisiyle kalkarsın aynı bankta yan yana oturursun, sohbetini yaparsın, şudur budur vesaire, detayına girmeye gerek yok. Siz de bir yere kadar saygıyla karşılarsınız. Tayyip Erdoğan olarak ben karşılamam” sözlerinin bir uzantısıdır. TRT yönetiminin bu yayın anlayışını protesto ediyoruz. Odatv.com
Sponsor Reklamlar
__________________ Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates
HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.
Trabzon’da Sosyal Bilimler Lisesi’nin taşınması kararıyla ilgili haberlerde, “Kız ve erkek öğrencilerin aynı merdiveni kullanarak uyumaya gitmeleri inanın beni rahatsız ediyor, diken üstünde oturmama sebep oluyor” dediği ileri sürülen Trabzon Milli Eğitim Müdürü Tamer Kırbaç, açıklama yaptı.
DHA /Okul binasının yetersizliğinden yakınanTamer Kırbaç, değerlendirmenin şahıslara değil, verilen hizmetin niteliğine yönelik olduğunu belirterek, “Memnuniyetsizliğimiz dile getirilmiştir” dedi.İl merkezinde, Gazipaşa Mahallesi’nde bulunan Trabzon Sosyal Bilimler Lisesi’nin, yaklaşık 2 hafta önce alınan kararla yeni eğitim döneminde Esiroğlu Beldesi’deki YİBO’ya taşınmasını kararlaştırıldı. Taşınma kararı sonrasında bazı gazetelerde yer alan haberlerde, “Erkek öğrenciler ile kız öğrenciler aynı binada altlı üstlü kalıyor. Kız ve erkek öğrencilerinaynı merdivenleri kullanarak uyumaya gitmeleri inanın beni rahatsız ediyor, diken üstünde oturmama sebep oluyor” dediği ileri sürülen Trabzon Milli Eğitim Müdürü Tamer Kırbaç, konuyla ilgili olarak yazılı bir açıklama yaptı. Kırbaç, açıklamasında şunları söyledi:”Söz konusuhabere ilişkin olarak yapılan değerlendirme, okulun derslik binasının, hem derslik, hem de pansiyon olarak kullanılmasının, hem hizmeti veren idare, hem de hizmet alan öğrenciler açısından istenilen nitelikte şartların sağlanamadığına dair durumun bir ifadesidir. Müdürlüğümüzce bu durumdan duyduğumuz memnuniyetsizliğimiz dile getirilmiştir. Bunun dışındaki değerlendirmeler Milli Eğitim Müdürü’nün veya kurumun düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yapılan değerlendirme şahıslara yönelik değil, verilen hizmetin niteliğine yöneliktir.” “Çocuklar daha iyi yerde okumayı hak etmiyor mu?”
Konuyla ilgili olarak DHA’ya konuşan Milli Eğitim Müdürü Tamer Kırbaç, sözlerinin farklı yerlere çekildiğini ileri sürerek şunları söyledi:
“Okulumuzun bazı imkanları öğrencilerimizin eğitim alabilmelerine elverişsiz olduğundan, daha iyi şart ve imkânlarda ve daha iyi yerdeeğitim verebilmek için taşınma kararı alındı. Derslik binası olarak yapılan, bodrum katında yemek salonu, 3’üncü katta pansiyon olan bir binadaöğrencilere nitelikli hizmet verememekten dolayı mutsuzuz. Söylemek istediğimiz şey buydu. Herkes bunu farklı değerlendirmelere çekmiş. Biz bu okulunun öğrencilerinin daha iyi imkânlara kavuşmasını istiyoruz. Trabzonlu çocuklar daha iyi yerde okumayı hak etmiyor mu?
Taşınması kararlaştırılan okulun İmam Hatip Lisesi yapılacağı yönündeki iddialara da yanıt veren Kırbaç şöyle konuştu:
“Böyle bir şey söz konusu değil. Bina Anadolu Lisesi’ne devredilecek. Sosyal Bilimler Lisesi’ndeki mevcut 2 bina, 88’inci Yıl Anadolu Lisesi’ne hizmet verecek. Burada açılacak olan dersliklerden 150 öğrenciyararlanacak. Bu Trabzon’a bir kötülük müdür Allah aşkına. Taşınma kararı öğrencilerimizin, velilerimizin moralini bozmuş olabilir. Onlardan da bir fedakârlık bekliyoruz. Her türlü kolaylaştırıcı tedbiri alacağız.
Trabzon Sosyal Bilimler Lisesi’nin merkeze bağlı Esiroğlu Beldesi’ndeki YİBO’ya taşınması kararına karşı çıkan bir grup veli ve öğrenci de dün valilik binası önünde toplanarak kararın geri çekilmesini talep etmişti
------------------------------
AKP İKTİDARI KENDİ SÖYLEYEMEDİGİ,
YOBAZCA DÜŞÜNCELERİ YALAMA VE
YALAKALARINA SÖYLETEREK,
TOPLUMUN TEPKİSİNİ ÖLÇMEYE ÇALIŞIYOR,
AKP YE GÖRE KADIN SADECE,
BAŞ ÖRTÜLÜ OLMASI GEREKEN,
EVDEN DIŞARI ÇIKMAMASI GEREKEN,
ZAVALLI BİR VARLIKTIR.
Sponsor Reklamlar
__________________ Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates
HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.
BDP Kadın Meclisi: Asıl terbiyesizlik cinsiyetçi söylemleriniz!2013-07-26 07:08:05
Yazdir
TRT’de katıldığı programda “hamile kadınların sokakta dolaşması terbiyesizliktir” diyen İnançer’e tepki gösteren BDP Kadın Meclisi, “asıl terbiyesizlik bu cinsiyetçi söylem ve politikalarınızdır” dedi.
BDP Kadın Meclisi, TRT’deki iftar programında “hamilelerin sokakta dolaşması terbiyesizliktir” diyen Ömer Tuğrul İnançer’e yazılı bir açıklama ile tepki gösterdi.
Açıklamada, Türkiye’de günde ortalama 5 kadının katledildiği, bir o kadarının cinsel ve fiziksel şiddete maruz kaldığı, onlarca çocuğun cinsel istismara uğradığı, AKP iktidarında kadına yönelik şiddetin yüzde 1400 oranında arttığı hatırlatıldı.
Bu tabloyu çıkaran zihniyet ile her gün medya organlarında şiddeti meşrulaştırmaya çalışan zihniyetin aynı olduğunun altı çizilerek, “Kadınlar açık giysi giyerse elbette tecavüze uğrar, diyen ilahiyatçılar, kadının şiddet görmesinin nedeni olarak yine kadını gösteren muhafazakâr köşe yazarları kadınlara yönelik şiddetin arkasındaki zihniyettir ve bu şiddetin başlıca faillerindendir” denildi.
TRT 1’deki iftar programında konuşan Ömer Tuğrul İnançer’in de aynı zihniyette olduğunu kaydeden BDP Kadın Meclisi’nin açıklaması şöyle devam etti:
“Ömer Tuğrul İnançer ve onun zihniyetinde olanlar; kadınları katleden, kadın ve çocuklara tecavüz eden kişilerin sokakta gezmesinden rahatsız olmamaktadır. Fakat hamile kadınların sokağa çıkmasından büyük bir rahatsızlık duymakta ve bunu terbiyesizlik olarak nitelendirmektedir.
Bu zihniyet sokaklar erkeklerindir diyen, sadece hamile kadınların değil bütün kadınların sokağa çıkmasından rahatsızlık duyan, kadınları eve hapseden, kadınlara en az 3-5 çocuk doğurun diye buyuran, tecavüze uğrasanız da kürtaj olmayın, şiddet görüyorsanız sebebi sizsiniz diyen zihniyettir” dedi.
Bu zihniyet daha bu hafta Urfa Ceylanpınar’da 5 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz edip, ardından feci şekilde dövülerek öldürmeye çalışılmasından, onlarca tecavüzcünün, katilin sokaklarda serbest dolaşmasından utanmayan fakat hamile kadınların sokağa çıkmasından ‘utanan’ zihniyettir.”
Kadın bedeni üzerinden namus bekçiliği yapan, kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılığı meşrulaştıran bu zihniyeti kabul etmeyeceklerini kaydeden BDP Kadın Meclisi, “Hamilelik ve hamileyken sokağa çıkmak terbiyesizlik değildir. Asıl terbiyesizlik bu cinsiyetçi söylem ve politikalarınızdır” diyerek açıklamasına son verdi.