" Andolsun ki biz, dünyaya en yakın olan göğü kandillerle donattık.Bunları şeytanlara atış tanesi yaptık ve ahirette onlara alevli ateş azabını hazırladık "
Mülk-5. ayet Saffat, 8, 9, 10
8.“Onlar, artık yüce topluluğa kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar. Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır. Ancak meleklerin konuşmalarından bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.”
9.“Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk. Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor.”
10.“Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.” Ve “Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır. Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk
Animizm, doğadaki her maddenin (taşların, dağların, rüzgarın, suyun vs.) ayrı birer ruhu ve bilinci olduğunu varsayan pagan bir inanışın ifadesidir. Yunan düşünürü Aristo tarafından maddenin yaratılmadığı onun tek mutlak varlık olduğu inancıyla birleştirilmiş.....çağdaş paganizm (putperestlik)" gelişmiştir…Putperest toplumlar, taşların, dağların, rüzgarın, suyun cansız varlıkların ruhları olduğuna inanırlardı.
Hz.Muhammed ve toplum 7. yüzyılda bu tür şeylere inandığı için aynı düşünceler Kuran’da da yer alır." göklerde ve yerde olanlar, güneş ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir "" şeklinde Kuran'da ayet vardır.
Kuran Hac 18 ayet "" Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir....""Ruhları ve bilinçleri olmayan bir varlık nasıl secde etsin?
Kuran Araf 54 ayet ….. güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah’tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur...Güneş, ay ve yıldızlar putperestlerin taptıkları canlı, ruhani ilahlar oldukları için, onları da yaratan, emir veren Allah’dır ifadesi kullanılıyor. “”emrine boyun eğmiş durumda yaratan””
Günümüz din kaynakları kuranla nasıl çelişir görelim.
……cansız ve bilinçsiz maddeyi yaratıcı olarak kabul eden, Bir diğer ifadeyle maddeyi putlaştıran. cansız varlıklarda "ruh" olduğuna inanan kesimler bu batıl inancı ifade etmektedirler…...göklerde ve yerde olanlar, güneş ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir…
Günümüz din kaynaklarda, ………… Putperestlik. Putlara tapanlar, tapındıkları heykellerin, totemlerin bir ruhu ve kudreti olduğuna inanmış, yani cansız, bilinçsiz maddeye, bilinç ve büyük bir kudret atfetmişlerdir. Bu kuşkusuz son derece saçma bir inançtır…………....göklerde ve yerde olanlar, güneş ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir… ....güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah’tır...
Gök'ün yüce ruhu, Tengri'ydi. İnsanlar kendilerini gök baba Tengri, toprak ana Ötüken ve insanları koruyan atalarının ruhları arasında kendilerini güven içinde hissedip, onlara ve diğer doğa ruhlarına dua ederlerdi. Büyük dağların, ağaçların ve bazı göllerin güçlü ruhları barındırdıklarına inanarak dualarını bunlara ederlerdi. Göğün ve yeraltının 7 katı olduğuna, her katta çeşitli ruhların varolduğuna inanılırdı.... göklerde ve yerde olanlar, güneş ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir......güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah’tır...
" Andolsun ki biz, dünyaya en yakın olan göğü kandillerle donattık.Bunları şeytanlara atış tanesi yaptık ve ahirette onlara alevli ateş azabını hazırladık "Mülk-5. ayet
Ben bunu kabul etmiyorum, neden etmedigimide aciklayacagim insallah.
Öncelikle ayetler dogru alintilama, daha dogrusu dogru meal degil. Meal cok önemlidir bu konuda, onun icin beraber meal edecegiz insallah.
Ve lekad zeyyennes semâed dunyâ bi mesâbîha ve cealnâhâ rucûmen liş şeyâtîni ve a’tednâ lehum azâbes saîr
Dikkat edilecek kelime burada RÜCUM kelimesidir. Bu kelimeyi RECM kelimesinden bilirsiniz. Genelde TASLAMAK diye tercüme edilir ama manasi öldürmekde olabilir. “recm, rücum” sözcükleri “öldürmek, taşlamak, kovmak, lanetlemek, zanna dayalı söz söylemek” anlamlarında kullanılır. (Tebyinü’l Kur’an; c: 1, s: 165)
Demek ki ayet söyle olmasi gerekir:
1 - Mülk [Hükümranlık] elinde bulunan o zat [Allah] ne cömerttir! Ve O, her şeye güç yetirendir.
2 - O, hanginizin amelce daha iyi-güzel olduğunu sınamak için ölümü ve hayatı yarattı. O, Azîz’dir, Gafûr’dur.
3, 4- O, yedi göğü birbiri üzerine uyumlu olarak yaratandır. Rahmân'ın yaratmasında bir çatlaklık-uygunsuzluk görmezsin. Haydi, gözünü döndür, bir bozukluk görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha döndür! Gözün, aciz olarak ve çok bitkin olduğu halde sana dönecektir.
5 - Ve ant olsun ki Biz, en yakın göğü kandillerle süsledik ve onları, şeytanlar için Rücum [taşlama, palavra, kovma] yaptık. Ve onlar için alevli ateş azabını hazırladık.
Alıntı:
Saffat, 8, 9, 10
8.“Onlar, artık yüce topluluğa kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar. Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır. Ancak meleklerin konuşmalarından bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.”
Alıntı:
9.“Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk. Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor.”
10.“Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.” Ve “Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır. Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk
8.Lâ yessemmeûne ilel meleil a’lâ ve yukzefûne minkulli cânib
lâ yessemmeûne ilâ : kulak veremezler, dinleyemezler
el meleil a'lâ : Melei A'lâ, yüce, şerefli topluluk
ve yukzefûne : ve atılırlar
min kulli : hepsinden
cânibin : yanlar, taraflar
9. Duhûran ve lehum azâbun vâsib(vâsibun).
duhûran : kovularak, kovulmuş olarak
ve lehum : ve onlar için, onlar için vardır
azâbun : bir azap
vâsibun : kesilmeyen, sürekli
10.İllâ men hatıfel hatfete fe etbeahu şihâbun sâkib(sâkibun).
illâ : ancak, başka
men : kim, kimse
hatıfe : kaptı, kaçtı
el hatfete : kapmak, kaçmak
fe : o zaman, o taktirde
etbea-hu : ona tâbî olur, ona ulaşır
şihâbun : yakıcı alev
sâkibun : delip geçen, kayıp giden
Konu Vahy degil, ALLAHIN yer ve gökte kurdugu sistemdir. Yani burada Mütesabih denilen( yoruma acik) ayetler ile birseyler aciklanmaktadir. Pagan felanla alakasi yok ayetlerin. Kald ki ayetleri bir konteks icinde degerlendirmek gerekir daima.
7-10. Ve mele-i a'lâdan bir kırıntı kapan ve kendisini şihab-ı sâkıp takip edenler hariç, sürekli azap içinde olan, kovulmak için her taraftan taşlanan ve mele-i a'lâya hiç kulak vermeyen 'şeytan-ı marid'in tümünden koruduk. Ve asi inatçı şeytanın tümünden koruduk.
Alıntı:
Animizm, doğadaki her maddenin (taşların, dağların, rüzgarın, suyun vs.) ayrı birer ruhu ve bilinci olduğunu varsayan pagan bir inanışın ifadesidir. Yunan düşünürü Aristo tarafından maddenin yaratılmadığı onun tek mutlak varlık olduğu inancıyla birleştirilmiş.....çağdaş paganizm (putperestlik)" gelişmiştir…Putperest toplumlar, taşların, dağların, rüzgarın, suyun cansız varlıkların ruhları olduğuna inanırlardı.
Hz.Muhammed ve toplum 7. yüzyılda bu tür şeylere inandığı için aynı düşünceler Kuran’da da yer alır." göklerde ve yerde olanlar, güneş ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir "" şeklinde Kuran'da ayet vardır.
Kuran Hac 18 ayet "" Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir....""Ruhları ve bilinçleri olmayan bir varlık nasıl secde etsin?
Secde = Boyun egmektir
Yani Yer ve gök onun emrine Secde ediyor demek aslinda" Onun emrine boyun egiyor" manasindadir.
Nitekim bir zamanlar " Melekler ademe secde etti" denilen ayetide isin icine alirsak daha iyi anlasilir diye düsünmekteyim.
Melek = Kuvveler
Tercüme su sekilde olur" Bir zamanlar Kuvveler ademe Boyun egdi, yahut boyun egdirdik"
Ki gercekten bugün baktigimizda, kuvvelerin bircogu bizim emrimizdeler. Misal Elektrik, misal enerjiler, misal ates, misal su bu bilmen ne. Burada ki boyun egmek " Itaat" etmek manasindadir.
Eskiden padisaha secde ederlerdi, bu ona tapinmak degil, onun emrine boyun egdiginin simgesi idi. Simdi Kuran ayetinde " Günes ve ay ona secde eder" dediginde, aslinda burada" Onun emrine boyun eger" manasi kullanilmaktadir.
Alıntı:
Kuran Araf 54 ayet ….. güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah’tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur...Güneş, ay ve yıldızlar putperestlerin taptıkları canlı, ruhani ilahlar oldukları için, onları da yaratan, emir veren Allah’dır ifadesi kullanılıyor. “”emrine boyun eğmiş durumda yaratan””
Bak burada dogru tercüme edilmis" Boyun egmis" diye. Hic süphesiz bir yaratici varsa, o zaman tüm varlik bu yaraticinin emri altindadir. Dolayisi ile boyun egmistir.
Aksi takdirde yaratiltan, yaratanin emrinden cikmis olur, ki o zamanda yaratan yaratici olamaz zaten.
Ayetin tümü söyle:
A'raf Suresi 54 Rabbiniz o allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmış, sonra da arş üzerinde egemenlik kurmuştur. Geceyi gündüze bürüyüp örter. O bunu, bu da onu aralıksız ve titiz bir biçimde kovalar durur. Güneş, ay, yıldızlar O'nun emrine boyun eğmiş. Gözünüzü açın; yaratış da O'nundur, emir veriş de/yaratış da O'nun içindir, emir veriş de. alemlerin Rabbi olan allah çok yücedir.
Alıntı:
Günümüz din kaynakları kuranla nasıl çelişir görelim.
……cansız ve bilinçsiz maddeyi yaratıcı olarak kabul eden, Bir diğer ifadeyle maddeyi putlaştıran. cansız varlıklarda "ruh" olduğuna inanan kesimler bu batıl inancı ifade etmektedirler…...göklerde ve yerde olanlar, güneş ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir…
Kuran hayvanlarin, yahut maddenin ruhu oldugunu söylemez.
Ayrica Ruh = bilinctir.
Hic süphesiz qantum fizigi, bu konuda" her maddenin bir bilinci" var dedigini hatirlatmak yarar verecegini düsünüyorum. Yahut enerji diyelim suna biz daha iyi anlamak icin.
Alıntı:
Günümüz din kaynaklarda, ………… Putperestlik. Putlara tapanlar, tapındıkları heykellerin, totemlerin bir ruhu ve kudreti olduğuna inanmış, yani cansız, bilinçsiz maddeye, bilinç ve büyük bir kudret atfetmişlerdir. Bu kuşkusuz son derece saçma bir inançtır…………....göklerde ve yerde olanlar, güneş ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir… ....güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah’tır...
Gök'ün yüce ruhu, Tengri'ydi. İnsanlar kendilerini gök baba Tengri, toprak ana Ötüken ve insanları koruyan atalarının ruhları arasında kendilerini güven içinde hissedip, onlara ve diğer doğa ruhlarına dua ederlerdi. Büyük dağların, ağaçların ve bazı göllerin güçlü ruhları barındırdıklarına inanarak dualarını bunlara ederlerdi. Göğün ve yeraltının 7 katı olduğuna, her katta çeşitli ruhların varolduğuna inanılırdı.... göklerde ve yerde olanlar, güneş ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir......güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah’tır...
Ruh kelimesinin "bilinc"oldugunu gösteren birkac ayet:
İsra Suresi 85 Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: "ruh, Rabbimin emrindendir. Ve size, ilimden sadece az bir şey verilmiştir."
Şura Suresi 52 İşte böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir nur yaptık. Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.
Saygilarimla
Sponsor Reklamlar
__________________ Gör zahidi kim sahib-i irşad olayım der,
Dün mektebe geldi, bugün üstad olayım der !
Ruhi-i Bağdadi