Resim,Video ve Mizahi Bölüm Katagorisinde ve Video Arşivi Forumunda Bulunan Seriat 2010 Yilinda Çocuklari Şiddet Goruntuleri Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...
off usta, yüregim parcalandi..Gercekten ben cocuklara dayanamam, bu nasil bir barbarlik ya, ne bicim bir egitim anlayisi bu.
Ama baska birsey beklemiyordum acikcasi, nihayetinde Ehli Mezhebe göre "Namaz kilmayan cocuk dövülür" hatta Saafilere göre "kan gelene kadar "dövülür.
Biz bunlari dile getirince bize" Zindik" diye ithamda bulunyorlar, bu videoyu ben izninle sitemede alayim, ibreti alem olsun...
Bu nasil bir barbarlik ya, söyleyecek söz bulamiyorum..
Hic süphesiz Kurani kerim bu tür eylemi lanetler! ALLAH zalimlerin varacagi yer cehennemdir der, gücsüze güc yetirenden, masumun ahini alandan daha zalim kim olabilir?
Yanlis bir din anlayisinin, kurandan bihaber olmanin, ve atalar dinine baglanmanin aci sonu bu olsa gerek.
Tesekkür ederim gercekten video izlenmeye deger ve izlenmelidirde.
off usta, yüregim parcalandi..Gercekten ben cocuklara dayanamam, bu nasil bir barbarlik ya, ne bicim bir egitim anlayisi bu.
Ama baska birsey beklemiyordum acikcasi, nihayetinde Ehli Mezhebe göre "Namaz kilmayan cocuk dövülür" hatta Saafilere göre "kan gelene kadar "dövülür.
Biz bunlari dile getirince bize" Zindik" diye ithamda bulunyorlar, bu videoyu ben izninle sitemede alayim, ibreti alem olsun...
Bu nasil bir barbarlik ya, söyleyecek söz bulamiyorum..
Hic süphesiz Kurani kerim bu tür eylemi lanetler! ALLAH zalimlerin varacagi yer cehennemdir der, gücsüze güc yetirenden, masumun ahini alandan daha zalim kim olabilir?
Yanlis bir din anlayisinin, kurandan bihaber olmanin, ve atalar dinine baglanmanin aci sonu bu olsa gerek.
Tesekkür ederim gercekten video izlenmeye deger ve izlenmelidirde.
Lanet olsun zalimlere diyorum
Sitedende Tabiki Paylasabilirsin. Amac bu zaten bilgisiz cahil toplumun neler yapadigini gostermek. Yahu Ben bu halki anlamakda zorluk cekiyorum cok degil bundan bir kac sene once bir cocuk bakicisi bir cocugu dovdugu icin dunya ayaklanmisdi.. Burda onlaraca cocuk dovuluyor Neden kimseden ses yok...
Benim cocugumu Boyle dovucek Ben Din Kitap alevilik kanun tanimam el kadar cocuk bu nasil bir ziyniyettir anlamis degilim..Siddetle zalimlikle bir yere gelinseydi saddam huzeyin gelirdi ne oldu en son dar agacinda buldu kendisini..
Sokaktaki adamın karısını dövdükten sonra pişkin pişkin ileri sürdüğü gerekçelerden birisi de ALLAH DÖVÜN DEMİŞ SANANE mazaretidir .. HAYIR .. ALLAH dövün demiyor NİSA SURESİ’NİN 34. AYETİ KLASİK ÇEVİRİLERDE GENELDE ŞÖYLEDİR ; ALLAH’ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve ALLAH’ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet DÖVÜN. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu ALLAH Yüce’dir, Büyük’tür
NİSA SURESİ 34. AYETİ (DİYANET İŞLERİ MEALİ) ŞİMDİDE AYETTEN BİZİM NE ANLADIĞIMIZI VEREREK SEBEPLERİNİ AÇIKLAMAYA ÇALIŞAÇAĞIZ ;
Erkekler kadınlar üzerinde titrer ; onları koruyup kollarlar(1) Bu, ALLAH’ın onlardan kimine kiminden fazla vermesi (2) ve erkeklerin mallarını harcamalarından dolayı böyledir (3) İyi, güzel ve doğru olan kadınlar, ALLAH’ın korunmasını buyurduğu mahremiyeti koruyan ve O’na saygıda kusur etmeyen kadınlardır. Şiddetli geçimsizlik (4) yaşadığınız eşlerinizle önce oturup konuşun, olmazsa yataklarında yalnız bırakın, yine olmazsa bir müddet ayrılın (5) Barışıp anlaşırsa, hala işi yokuşa sürüp bahaneler aramayın. Yücelik ve büyüklük ALLAH’a mahsustur (6) -( 1KAVVAM ; Mastarı AYAĞA KALKMAK demektir. Mübalağa kipinde kullanıldığı için ÇOKCA AYAĞA KALKAN demek olur. Ayette KADINLARA SON DERECE HASSAS VE TİTİZLİKLE YAKLAŞAN, ONLAR ÜZERİNDE TİTREYEN, ONLARI GÖZETEN, BÜTÜN GAYRETİ İLE KORUYAN, KOLLAYAN anlamında kullanıldığı anlaşılıyor. Oldukça geniş bir anlam çerçevesi olan bu sözcüğün diğer söylenişi (qayyum) ; Süryanice’de UYUMAYAN KİMSE anlamına geliyor (bakınız Razi) Burada geçtiği şekliyle qavvam, esas itibariyle ÇOKCA AYAĞA KALKAN, yani çok ilgili olan, anbean takip eden, muhatabıyla interaktif ilişki halinde olan demektir. Nitekim bir işe KAYYIM olarak atanan kimse, başına geçtiği işi anbean takip eder, üzerine titrer, koruyup kollar. Bu ayette erkeklerle ilgili olarak mübalağa siygasıyla gelen GAVYAM vurgusunun yönü, erkeğin kendisinden ziyade kadına veya eve, çocuklara doğrudur. Söylenmek istenen sanırız şudur ; Erkekler evlerine karşı, özellikle kadınlara karşı yüksek derecede ilgili, sevgili ve saygılı olmalıdırlar. Anbean, sürekli iletişim halinde olmalıdırlar. Ev ve çocukların en küçük ayrıntısıyla bile yakından ilgilenmelidirler. Yani ÇOKÇA AYAĞA KALKMALI , her dertlerine koşmalı, daima yanlarında olmalıdırlar. Evlilik hayatını bir yük olarak görmemelidirler. MADEM GİRDİLER, O HALDE HAKKINI TAM OLARAK VERMELİ VE qAVVAM OLMALIDIRLAR .. Öyle anlaşılıyor ki, gerçek anlamda (qavvam) olmak budur. Bu kelimedeki vurguyu kadına ve eve doğru değil de, erkeğin bizzat kendisine yani GÜÇ VE KUDRETİNE doğru yorumlayan kimi müfessirer, aslında kadını dinleme gereği duymayan, GÜÇLÜ, SERT, YÖNETTİKLERİYLE İLETİŞİMSİZ, ONLARA SÜREKLİ YUKARIDAN EMİRLER YAĞDIRAN bir REİS profili çiziyorlar. Aslında onlar, ALLAH’ın (Hayyu qayyum) olmasını da aynen böyle anlıyorlar. Halbuki orada da asıl vurgu, karşısındakini dinlemeyen, Arşta kurulu tahtında oturan ve oradan emirler yağdıran değil ; Olayların ve süreçlerin içinde yer alan, Yarattıkları üzerinde titreyen, Statik değil dinamik, İnteraktif iletişim halinde olan ve böylece OLANLA BİRLİKTE OLAN ALLAH tasavvuru söz konusudur .. Demek ki (qavvam), üzerine titreme, koruma ve kollama, çok ilgili, gayet hassas ve ileri derecede sorumluluk duyma halini anlatmaktadır. Gavvamlık, sırf erkek biyolojisine sahip olmakla, tarlaya tohum ekmekle bahşedilen bir şey değil; İLGİYLE, ALAKAYLA, SORUMLULUK idraki ile (kazanılan) bir şeydir .. -( 2 FADL ; Mastarı FAZLA OLMAK, İHTİYAÇTAN FAZLA OLMAK, ARTMAK, KALMAK, ARTA KALMAK demektir. Faziletli olmak, erdemli olmak, erdemli olarak anılmak (FUDL) İyilik yapmak, ikram etmek, üstün olmak (İFDAL) Tercih etmek, yeğlemek, üstün tutmak (TAFDİL) Aralarında tercih yapmak,karşılaştırmak (MUFADELE) vb .. Görüldüğü gibi TAFDİL, ondaki bir fazlalık sebebiyle birinin diğeriyle ayrışması, farklılaşması demektir. Burada anlatılmak istenen, erkeklerle kadınların FARKLI yeteneklere sahip olduğu, kimi konularda birbirinden fazlalıkları bulunduğudur. Mesela erkekler, bünyelerinde insan zürriyetinin devamını sağlayacak, tabiri caizse (tohum) taşırlar. Bu olmadan yeni bir insan doğmaz. Kadınlarda ise bu tohumu besleyip büyütecek (rahim) vardır ve bu olmadan da o tohum bir işe yaramaz. Erkek, tohum taşıması nedeniyle kadından; kadın da, rahmi bulunması sebebiyle erkekten daha farklıdır, (fazlalığı) vardır. Bu konuda ALLAH, kimine kiminden fazlalık vermiş, farklı kılmıştır. Eğer buna üstünlük diyeceksek, ERKEKLER TAŞIDIKLARI TOHUMLA KADINLARA ÜSTÜN OLDUĞU GİBİ, KADINLAR DA RAHİMLERİYLE ERKEKLERE ÜSTÜNDÜRLER. Bu farklılıklardan ve fazlalıklardan, insanlık durumuna dair GENEL ve DAİMİ bir (üstünlük görüşü) çıkmaz. BİR ELMANIN İKİ YARISINDAN HANGİSİNE HANGİSİNDEN ÜSTÜN DİYECEĞİZ ? .. Şu halde buradaki TAFDİL ile anlatılmak istenen, tarafların birbirine olan fazlalıkları ve farklılıklarıdır. Nihayetinde bütün insanlar (türdeş) olarak eşit doğarlar fakat renkleri, cinsleri vs. farklıdır. İçinde doğup büyüdükleri ortamda ERKEK, BABA, KADIN, ANNE, KÜÇÜK, BÜYÜK, GENÇ, YAŞLI, SİYAH, BEYAZ vs. rolü üstlenirler. Bu roller, kimi toplumlarda dengesiz ve biri diğerinin aleyhine işleyecek şekilde dağılmış olabilir. ŞERİAT, bu dengesizliği gidermek için hukuk vazeder, daima ADALETİ gözetir, bunun için vardır .. -( 3 HARFİ HARFİNE ; ALLAH’ın bazılarını bazılarına faziletli kılmış ve erkekler mallarından infak etmektedirler. —( 4 NUŞUZ ; Mastarı YÜKSELMAK, ŞİŞMEK, ORTAYA ÇIKMAK, MEYDANA GELMEK, AYAĞA KALKMAK, NORMALİN DIŞINA ÇIKMAK, İSYAN ETMEK, KARI-KOCA BİRBİRİNE KARŞI GELİP KAVGAYA MEYDAN VERMEK demektir. TÜRKÇE’de, aile mahkemelerinde sıkça kullanılan ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK dediğimiz şeyle aynı manayı çağrıştırır. KUR’AN, burada kadından kaynaklanan şiddetli geçimsizlik üzerinde duruyor. (İlerleyen ayetlerde erkekten kaynaklanan sorunlara değinir, ör; 4/128) Hitap ettiği toplumun muhayyilesine paralel ataerkil bir dil kullanarak, soruna çözüm yolları gösteriyor. Bu, dilin yapısı gereği olup, anlamı değiştirilmeden anaerkil bir dil ile de anlamak mümkündür. KUR’AN’ın esas amacının şu veya bu dil değil, o veya bu dil üzerinden EVRENSEL AHLAKİ MESAJLAR VERMEK OLDUĞU unutulmamalıdır. Karı koca arasında şiddetli geçimsizlik ve boşanma olayları, sadece Müslümanların değil, insanlığın bir sorunudur. Bu nedenle bu tür ayetleri, önce bir insan olarak okumak gerekir .. -( 5 DARB ; Mastarı VURMAK, DÖVMEK, YAPMAK,BIRAKMAK AYRILMAK GÖSTERMEK, ETMEK EYLEMEK KOYMAK vb. birçok anlama gelir. Bu kelime, Arapça’nın (aspirin) gibi neredeyse her derde deva sözcüğüdür. Türkçe’de ETMEK EYLEMEK gibi .. Empoze etmek, baskı yapmak, zorlamak (DARB) Kota uyguladı (DARABE HISSA) İğne yaptı (DARABE HAGN) Vergi koydu (DARABE DARİYB) Vuruşmak, dövüşmek (TEDARUB) İş bırakma, işi terk etme, ayrılma (İDRAB) vb. birçok kelime bu kökten gelmiştir. Nitekim DARABE kelimesi Nisa 101. ayette (sefere çıkmak, bir yerden bir süreliğine ayrılmak, açmak, ayırmak) anlamında kullanılmıştır .. (Yeryüzünde SEFERE ÇIKTIĞINIZDA düşmanın üzerinize ani saldırı düzenlemesinden korkarsanız….) Şu halde KADINLARI DÖVÜN ayeti olarak meşhur olan bu ayet, ikişer, üçer, dörder.. ayetinin evliliklerin giderek çoğaltılmasını değil; giderek azaltılmasını amaçlaması gibi, kadın dövme olaylarının TERK EDİLMESİNİ HEDEFLEMEKTEDİR. Hz. PEYGAMBER’in ; Bütün gece, Muhammed ailesinin etrafında her biri kocasından şikayet eden yetmiş kadın döndü dolaştı. Halbuki kadınlarını dövenlerin, hayırlı bir kimse olduğunu göremezsiniz (İbn Mace, Ebu Davud) hadisinden de anlaşılacağı gibi, o dönem de de kadınlar dövülmekte ve artan şikayetler üzerine inen ayetlerde şiddetli geçimsizlik yaşayan ailelere gayet makul yol ve yöntemler gösterilmektedir. Zaten kadınlarını dövmekte olan, bu yüzden de koşup peygambere gelen ve bütün gece onun evinin etrafında şikâyetlenen MAĞDUR kadınlar için, bir de gelen ayetlerde ONLARI DÖVÜN DÖVMEYE DEVAM EDİN denir mi ? .. Olacak şey midir ? .. Bu, KUR’AN’ın daima mağduru koruyup kollayan ruhu ile bağdaşıyor mu ? .. Burada oturup konuşmadan, bir müddet yatağını veya odasını ayırma gibi gayet insani yöntemlere başvurm
adan, tek bildiği KARNINDAN SIPAYI SIRTINDAN SOPAYIEKSİKETMEYECEKSİN olan o günkü Arap toplumunu medenileştirmenin amaçlandığı APAÇIK ORTADADIR. Bu ayetten sonra ne gibi gelişmelerin olduğuna baktığımızda, bizzat Hz.Peygamber’in ÖMRÜ BOYUNCA EVLİ OLDUĞU HANIMLARA TEK BİR KEZ BİLE EL KALDIRDIĞI GÖRÜLMEMİŞTİR. Bir ara hanımlarıyla sorun yaşayınca önce ONLARLA KONUŞMUŞ, sonra YATAĞINI AYIRMIŞ ve bir müddet (iki ay kadar) onlardan ayrılmıştır. Ayete verdiğimiz meal de, onun bu uygulamasına dayanmaktadır. Yine ayette geçen DARB kelimesini dövme olarak anladıktan sonra, bunu yumuşatmak için kılı kırk yaran UTANGAÇ yorumlar yapıldığını, sonunda bunun artık bildiğimiz anlamada EVİRE ÇEVİRE DÖVME olmaktan çoktan çıktığını görüyoruz. ÖRNEĞİN ; Etki ve iz bırakmayacak, kemiğini kırmayacak, her hangi bir uzvunu çirkinleştirmeyecek, dürtmek ve benzeri şekilde olacak .. (bakınız Kurtubi ) Peş peşe aynı yere vurulmayacak, güzellik mahalli olan yüze vurulmayacak, kırk vuruştan fazla olmayacak .. (bakınız Şafi ) Asla ölümüne sebebiyet vermeyecek, kamçı ve sopa ile olmayacak, bükülmüş mendil gibi birşeyle olacak .. ( Fahreddin Razi ) vs. Şimdi ister istemez mantık şu soruyu soruyor ; BİR ADAM SİNİRLİ BİR HALDE BUNLARA NASIL DİKKAT EDECEK ? .. Eğer böyle olacaksa dövmenin caydırıcılığı kalır mı ? .. Bu, bir anlamda DÖVMECİLİK OYNAMA gibi bir şey oluyor .. Böyle yapmak yerine kelimenin içeriğinde ZATEN VAROLAN (bir müddet ayrılma, ayrı kalma) (boşanma değil, henüz boşanma yok) olarak mana vermeye neden yanaşılmıyor ?.. Üstelik, dövmenin hiç de hayırlı bir şey olmadığını söyleyen yığınla rivayet ve görüş varken .. Bizzat Hz.Peygamber, ayette geçen ifadeyi BİR MÜDDET AYRILMA olarak uygulamışken .. HİÇ BİR ZAMAN HANIMLARINA TEK BİR FİSKE BİLE VURMAMIŞKEN ! .. Şu halde tıpkı evlenme, içki, zina ayetlerinin aşama aşama ve belirlenmiş bir hedefe doğru gitmesi gibi şiddetli geçimsizlik yaşayan ailelerin nasıl tekrar anlaşacağını düzenleyen bu ayet de, KADINLARINI DÖVEN her hangi bir toplumu aşama aşama dövmeden vazgeçirip ; 1= Konuşarak, anlaşarak, 2= Olmazsa odaları ayırarak, 3= O da olmazsa bir müddet ayrı kalarak, 4= O da olmazsa hakemler devreye sokarak, 5= Nihayet boşanmayı da bir yol olarak göstererek ; onuda ikiyle sınırlandırıp, üçüncü bir geri dönme hakkı da vererek GAYET MAKUL BİR YOL YÖNTEM gösteriyor. Şiddetli geçimsizlik yaşayan aileler için KUR’AN’ın gösterdiği böylesi (beş aşamalı çözüm planının) nesine itiraz edilebilir ? .. Zaten dünyanın neredeyse tüm medeni hukuk mahkemelerinde uygulamaya çalıştıkları bu değil midir ? ..
[QUOTE]
Ama baska birsey beklemiyordum acikcasi, nihayetinde Ehli Mezhebe göre "Namaz kilmayan cocuk dövülür" hatta Saafilere göre "kan gelene kadar "dövülür.[/QUOTE]
Namaz kılmayan çocuk
Bir çocuğu namaz kılmaya alıştırmak demek onun Cennet'e girmesine vesile olmak demektir. Çocuğu daha küçükken namaza alıştırmadığınızda o çocuk ileriki yaşantısında namaz kılmakta çok zorlanacaktır. Namaza bir başlayıp bir bırakmanın yani bu konuda bir ayar tutturamamanın en önemli nedeni çocuklukta kazanılması gereken bu hassasiyetin zamanında ihmal edilmesidir. Bilinçli bir Müslüman ailede yetişen çocuğun namaz kılmak istememesi çok karşılaşılan bir durum değildir. Namaz kılan bir anne babanın çocuğu, daha konuşmayı bile öğrenmeden, anne ve babasının taklidini yaparak namaz kılmaya çalışır. Hatta çocuğun bu hali çok sevimli bir görüntü arz eder. Anne baba dinî duyarlılığa sahip insanlarsa "Benim oğlum ne de güzel namaz kılıyor" diyerek çocuğunu namaza teşvik eder. Anne babanın teşvikiyle çocuk seve seve namazını kılar. Çünkü namaz kıldığı için kendisine değer verildiğini, bu yüzden takdir edildiğini bilmektedir. Fakat bazı çocuklar vardır ki bütün teşviklere rağmen bir türlü namaza ısınamazlar. Ortada böyle bir sorun varsa, tatlı sözler, hediyeler, uyarı ve ikazlar fayda vermiyorsa ne yapmalıdır?
On yaşına geldiği halde namaz kılmayan çocuklar hakkında Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem'in şöyle bir tavsiyesi vardır: "Yedi yaşına geldi mi çocuğa namazı emredin, on yaşına geldi mi kılmadığı takdirde dövün." (Ebu Davud, Salat, 26; Tırmızi, Salat, 299) Burada şunu hatırlatmakta fayda vardır ki Efendimiz'in böyle bir tavsiyesi bulunmakla birlikte böyle bir uygulaması ise vaki olmamıştır. Savaşlar müstesna Efendimiz'in hiç kimseye vurmadığı bilinmektedir. Dolayısıyla hadis-i şerifi anlarken bu bilgi de dikkate alınmalıdır.
Burada şunu açık bir şekilde ifade etmek isteriz ki; eğitim bilimleri ve psikoloji gibi birçok bilim, batı menşeli olduğundan dolayı bu bilimlerden kaynaklanan bazı anlayışlar bizim anlayışımızla örtüşmezler. Ebu Davud ve Tırmızi'de geçen bu hadiste tavsiye edilen yöntem, onların bilimsel yöntemleriyle bağdaşmaz. Modern bilimlerin yöntemleri ile bu hadis tezat teşkil eder. Fakat böyle bir durum var diye hadis-i şerifi feda edemeyiz. Modern paradigmadan etkilenen bazı ilahiyatçılar işin kolayını bulmuş ve bu hadis-i şerifi inkâr etme yoluna gitmişlerdir. Birçok din eğitimcisi ve uzman da ya bu hadisi inkâr etmiş ya da şaşırtıcı tevillere girişmişlerdir.
İslam'da asıl olan kaba kuvvet değil ikna yolunu tercih etmektir. Ancak İslam bir şey hakkında hüküm verirken bunu "ameller niyetlere göredir" prensibi gereğince yapılışındaki maksada göre değerlendirir. Faraza; "savaş kötüdür" önermesi İslam'a göre doğru önerme değildir. Doğru önerme; "dünyevi idealler uğruna yapılan savaş kötüdür" önermesidir. Çünkü İslam Allah için yapılan savaşı yani cihadı övmüş ve onu teşvik etmiştir. Yukarıdaki hadis-i şerifi de tıpkı bunun gibi değerlendirmek gerekir. İslam daha büyük bir olumsuzluğu gidermek için olumsuz gibi görünen ama sonuç itibari ile olumlu olan bir şeyi önerebilir. Mesela kadınları dövmeye cevaz veren Nisa Suresi 34. ayetteki "vedribuhunne" ifadesini bu bağlamda değerlendirebiliriz. Yukarıdaki hadis-i şerifi dişine göre bulan ve onu inkâr edenler acaba bu ayetteki "dövme" olgusunu nasıl yorumlarlar? Demek ki salt olarak "dövmek" eylemine tıpkı "savaş" örneğinde olduğu gibi iyi veya kötü diyemeyiz. Onun ne maksatla ve ne şekilde yapıldığına bakarız. Nasrettin hocanın fıkrasındaki gibi hırsızın hiç mi suçu yok diye düşünürüz. Namaz ve toplum...
Bugün birilerinin bu hadis-i şerifi reddetmesine neden olan durum, esasında İslamiyet'in bu toplumda yaşanılmıyor olmasıdır. Eğer herkesin namaz kıldığı bir toplumda yaşasaydık, namaz kılmamak garipsenecek bir durum olarak anlaşılır ve de bir kusur olarak görülürdü. Fakat biz öyle bir ortamda yaşamadığımız için, bu hadis-i şerifi yadırgıyoruz. İslam'ın "teslimiyet" duygusuyla hadis-i şeriflere yaklaşmıyor, sekülerizmden ve diğer aklı tabulaştıran dünyevi sapıklıklardan etkileniyoruz. Batılılardan etkilenmiş bir insan kafasıyla İslamiyet'i yorumladığımız zaman da hadisleri reddetmek gibi ciddi sorunlarla karşılaşıyoruz. Çağımızda gittikçe yaygınlaşan bu hastalığın mikrobunu en çok bulaştıranlar maalesef ilahiyatçılardır.
Modern anlayışlardan yüzümüzü çevirdikten sonra bu meselede şunları söyleyebiliriz: İslam'a göre bir çocuğa yedi yaşına kadar namaz öğretilir, on yaşına geldiğinde hala kılmıyorsa önce uyarılır, ikaz edilir, bu da fayda vermiyorsa anne ve babası tarafından "döv dedik, öldürdün" esprisindeki duruma düşülmeksizin hafifçe dövülür. Burada "dövme" derken öldüresiye Çin işkencesi yapmaktan bahsetmiyoruz. Anne ve babası tarafından dövülmesi söz konusudur ki bu da başkasının dövmesine benzemez; yani ölçülü ve şefkatli bir dövmedir. Anne baba diğer insanlar gibi değildir. Unutmayalım anne baba döverken bile bunu nefretle yapmaz. Onu aslında sevdiğinden dolayı döver veya döverken bile sever. Diğer insanlar öyle değildir. Anne çocuğunu döver, iki dakika sonra çocuk yine gider annesine sarılır. Çünkü çocuk sevginin farkındadır. Bu nedenle diğer insanları anne babayla bir tutarak kıyas yapamayız. İnsanın kendi çocuğuna gerektiği zaman bir iki tane atmasını büyütmemek gerekir. Bu söylenilenler laftan sözden anlamayan cinsler içindir. Öyle bir iki tane vurmayla da çocuk nefret canavarına veya kurt adama dönüşmez. Hiçbir çocuk annesi iki tane vurdu diye annesine düşman olmaz. Çünkü anne sever de döver de. Ve annenin vurduğu yerden gül biter. Hadiste de zaten başkası demiyor "annesi babası döver" diyor. Şimdi bu sözlerimizden sonra bize de "dayağı savunuyor" filan diyeceklerdir. Oysa biz tam tersi bütün sorunların sevgiyle halledilebileceğine inanıyoruz.
İslam'ın bu konudaki öğüdünü yadırgayanları anlamakta güçlük çekiyoruz. Bir anne, çocuğu okula gitmediği zaman veya okula geç kaldığı zaman ona kızıyor, birkaç gün gitmemekte ısrar ederse onu dövüyor, bunu herkes normal görüyor. Ama namazını kılmadığı zaman çocuğa kızmaya hakkı yokmuş! Bir anne çocuğu sabah okula gideceği zaman çocuğunu "hadi canım kalk artık" diye tatlı talı uyandırıyor ama iş sabah namazına kaldırmaya gelince, "çocuğum uykusuz kalır" diyor. Şimdi çocuğa iyilik mi ediyor yoksa kötülük mü? İşte İslamî açıdan problemli anlayış hadisteki değil buradaki anlayıştır. Okula geç kalırsa ona öğretmen kızacak diye korkuyor ama namaza geç kalırsa bu Allah'ın hoşuna gitmez diye düşünmüyor. Oysa ayet-i kerimede buyuruyor ki. "Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, iri, haşin, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır." (Tahrim, 6) Bu ayet indikten sonra Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem altı ay boyunca, sabahları kızı Hz Fatmatü'z Zehra'nın odasına giderek onu sabah namazına kaldırmıştır. Kur'an-ı Kerim'in "Ve'mur ehleke bissalati" diye başlayan şu ayeti de Efendimiz'in bu uygulamasıyla örtüşmektedir: "Ailene namazı emret ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, biz sana rızk vermekteyiz. Sonuç da takvanındır." (Taha,132)
Sonuç itibariyle "dövme" yöntemi her zaman uygulanması tavsiye edilen, övülmüş bir yöntem değildir. Ancak bazı durumlar vardır ki, istisnai olarak bu durumlarda uygulanılmasına izin verilmiştir. Küçükken yenilen dayağın veya camide işitilen azarın insan psikolojisine bir takım zararlarının olduğu da inkâr edilemez bir gerçektir. Bu makalemizde konunun bu vechesi ihmal edilmiş olduğundan başka bir makalede değinmek üzere şimdilik noktayı koyuyoruz.
Kuranı Kerim Nisa Suresi 34. ayette kadınları dövün ibaresi geçiyor mu geçmiyor mu ? Soru basit
Sanırım haberiniz yoktu sagdan soldan aramışsınız her kime aitse bir uzun maval okumayı bize dayatmışsınız.
Uygulamada bu SİDDET var mı yok mu ?
Müslüman geçinen ülkelerde kadın 3 adım arkadan geliyor mu gelmiyor mu ?
Kadın önüne bakıyor erkek saga sola bakıyor bu yalan mı ?
Erkek eşinin başörtülü olmasıyla kendini imanlı görüyor mu görmüyor mu ?
Erkegin yanında kadın eşya deg,il mi ?
Nisa 4. ayet ikişer üçer dörter alın yetmezse cariyeleri alın diyor mu demiyor möu ?
Hal bu akla mantıga sıgmayan sözleri yok fakirleri savunma amçlı nikahlanıyor, yok kadını savunma koruma amaçlı vs dıye 2010 yılında savunmak akıl dışıdır.
Kadın başlı başına kendisini savunacak koruyacak bir yapıdadır,
sanki dagda yasıyoruz kadının bedensel gücü zayıf oldugu için dogal ortamda koruyoruz gibi kadını korumak diye bir mantıksızlık var, bu kadın üzerinde baskı kurmanın bir zeminidir..
kadının bekareti erkegin namusudur sacmalıgıda buna bir baska örnektir,
Gecen gun okulda ogretmenimiz butun sinifa bir soru sordu ulkenizde siddet ne boyutta diye ..SInifimizda hemen hemen her ulkeden birer ikisser kisi var..Arap ulkeleri ve musluman ulkelerinden aldigi cevaplara sasirip kaldi..Utanmamak elde degil bu durumda..
Dedim hoca niçin namaz kılarsın? Dedi günahlardan arınıyorum.. Dedim namaz kılmak Hiç fayda etmez! Dedi kılar gibi görünüyorum.. Dedim ya gerçekleri görüyor musun? Dedi düşünmeye eriniyorum.. Dedim ya cennete nasıl girilir? Dedi cehennemde aranıyorum...
Kuranı Kerim Nisa Suresi 34. ayette kadınları dövün ibaresi geçiyor mu geçmiyor mu ? Soru basit
Sanırım haberiniz yoktu sagdan soldan aramışsınız her kime aitse bir uzun maval okumayı bize dayatmışsınız.
Okusaydınız zaten bu soruyu sormazdınız...işinize geldiği gibi yorumluyorsunuz.Kuranı Kerim Allah kelamıdır arapça indirilmiştir arapça dünyanın en zengin dilleri arasındadır kelimeler birden fazla anlama gelebilir türkçeye çevirirken hatalar olabilir,yanlış anlaşılmalar olabilir...dövünüz,şiddet uygulayınız işkence yapınız anlamına gelmiyor o ayet...ama siz öyle anlamak istiyorsanız yoruma gerek yok tabi...dediğim gibi okumaya erindiğiniz için tekrar sorma ihtiyacı hissetmişsiniz..
Alıntı:
Müslüman geçinen ülkelerde kadın 3 adım arkadan geliyor mu gelmiyor mu ?
Kadın önüne bakıyor erkek saga sola bakıyor bu yalan mı ?
Erkek eşinin başörtülü olmasıyla kendini imanlı görüyor mu görmüyor mu ?
Erkegin yanında kadın eşya deg,il mi ?
Nisa 4. ayet ikişer üçer dörter alın yetmezse cariyeleri alın diyor mu demiyor möu ?
müslüman geçinen ülkeler demişsiniz ama bu ülkelerde uygulanan davranışları islamla direkt bağdaştıramazsınız nedenine gelince örf,adet geleneklerde işin içine giriyor birçok yanlış davranış biçimi sanki islamiyetin bir parçası gibi gösteriliyor yada öyle görülmek isteniyor islamiyetin kadına verdiği değeri hiçbir din vermemiştir..baş örtme konusuna gelince dinimizde baskı yoktur kadın isterse örter istemezse örtmez ne başını açması nede örtmesi konusunda kadına kimse baskı yapamaz ne devlet nede kocası,akrabası...erkeğin yanında kadın eşya değilmi diye sormuşsun? senin görmek istediğin,anladığın islamiyet bu bence...erkek eğitimsiz ise islam olsun alevlik olsun yada başka bir inanış olsun kadını eşya gibi değersiz görecektir zaten...kadınlardan 2 şer 3 er alın meselesine gelince bu o dönemde geçerli olan bir ruhsattı.savaş vardı,açlık vardı,erkeklerin çoğu savaşta şehit düşmüştü birçok kadın ve çocuk ortada kalmıştı günümüzdeki gibi değildi şartlar...bu zamanda böyle birşeye ihtiyaç ve gerek yok zaten..kadın kendi ayakları üstünde durabilecek güçte çünkü..
Pers mesele yazılanı okumak degil, ben varolan ayeti kendim yorumluyor ve akıl dışı buluyorum siz ise BAŞKASININ YORUMUYLA bana ayeti acıklıyorsunuz, kendi fikrinizi söyleyin efendim, zaten yapılan yıllardır bu hata degil midir ki, onun bunun dini yorumlamasına bakmak yerıne kendi yorumlarının asıl olan.
varsa yorumuznuz yazın okuyayım ona buna gerek yok onları zaten okudum ben
4 eş alma konusunda bir başka arkadasımızda forumda aynı hayatı yaptı sizde yapıyorsunuz, vay efendim neymiş savas cıktı erkekler öldü kadınlar boşta sahipsiz kalacakmışmış.
farzedelim k,i bu seneryo gercekleşti 1000 erkek 50 000 kadın kaldı o zaman 1 erkek 50 kadın mı alsın ??? sahipsiz korumasız kalacak felan diyerekkkk,
bu resmen cinsel güdülerin kadını ezme fikrinin zemin hazırlama halidir.
Farzedelim ki bir toplumda kadınlık hormonuyla İlgili ölümcül bir virüs yayıldı ve kadınları öldürmeye basladı ve 50 000 erkek 1000 kadın kaldı toplumda, o zaman 1 kadın 50 erkekle beraber olsun erkekleri korumak vs adına olur mu ??
sizin mantıgınızdan bu dogar..
akıla mantıga sıgar acıklamalar degildir bunlar, 2010 yılında bu ve buna benzer ayetlerin gecerliligi yoktur. hala acıklamaya calısmanıza gülüyorum.
son olarak inanclar o inanca mensup kişilerin yaşayışlarıyla şekillenir, siz bana müslümanlık derseniz ben müslümanlara bakarım, 3 maymunu oynamaya gerek yok asıl olan inancta kadını ezmek yok isede müslüman ülkelerde KADIN EZİLİR, ŞİDDET VARDIR, BASKI VARDIR.
bugun 100 müslüman erkegin,in hatta kadınının cogunlugu kadın erkek esit degildir , erkek üstündür demektedir, biraz irdelesen KADIN ÜSTÜN OLSAYDI KADINDAN PEYGAMBER gelirdi gibi akılsızca acıklamada bulunur.
3 maymunu oynamaya gerek yok varolan müslüman diye gecınen ülkelerde kadın 2. sınıftır.
Pers mesele yazılanı okumak degil, ben varolan ayeti kendim yorumluyor ve akıl dışı buluyorum siz ise BAŞKASININ YORUMUYLA bana ayeti acıklıyorsunuz, kendi fikrinizi söyleyin efendim, zaten yapılan yıllardır bu hata degil midir ki, onun bunun dini yorumlamasına bakmak yerıne kendi yorumlarının asıl olan.
varsa yorumuznuz yazın okuyayım ona buna gerek yok onları zaten okudum ben
size kopyaladığım yazıları baştan sona okudum her kelimesine katıldığım için aynen buraya taşıdım...Bu yorumlar aynı zamanda benim düşüncelerimdir...ek yapma ihtiyacı hissetmedim
diğer meseleye gelince ;
kadın islam ülkelerinde 2.sınıf vatandaştır avrupa ülkelerinde nedir? çok mu değerli ve kıymetli olduğu için erkeklerin tatmin aracı olarak çıplak kadın dergileri,kadınla alakası olmayan ürünlerde bile çıplak kadın reklamları yapılıyor? batının kadına verdiği özgür yaşam sayesinde mi genç kızlar evlenmeden 3-5 adamla birlikte olabiliyor hatta gayrimeşru çocuklar dünyaya getirebiliyor?
batılı çağdaş erkekler kadınlara çok değer verdiği için eşlerinin üstüne kuma almıyorlar öyle değil mi? hem medeni kanunda müsade etmiyor ama metres hayatı yada tek gecelik ilişkiler yaşayabiliyorlar?burada en çok değeri kime veriyorlar acaba tek gecelik aşklarınamı yoksa eşlerine mi?savaş sonrası batıdaki kadınların halini bir araştırmanızı tavsiye ediyorum bir çoğu sığınacak yeri olmadığı için zina ve fuhuş içine düştüler
akıl dışı olan Allah kelamı ayetler mi? yoksa insanoğlunun kendini kandırdığı batılı modern yaşam biçimi mi?
Kopyala yapıştırla olmuyor işte düşüncelerini dile getireceksin başkasının inancsal yorumunu degil, o kişiyi getir ona da cevabını veririm.
işte sizlerin anlamadıgı olay bu, zina tek kişilik bir eylem degildir,
erkek yapınca sırtını sıvazla oglum erkek adam kocum benim
kız yapınca küfür et.
erkek zina yaptı diye taşlama recm yok ama kadına var..
genç kız erkekle beraber olunca, veya ahlaki ve medeni kuralların dışında yapılan bereberlikten veya dogan cocuktan suclu KADIN degil kadın ve erkektir,
sözlerinizden bire kadını ne türlü ezdiginiz belli oluyor