Genel konular Katagorisinde ve Tarih Forumunda Bulunan Deniz gezmis yusuf aslan hÜseyin inan Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Arkadaslar Biliyorum , daha 1 Gün Var O Üzüntülü Tarihe...
Ama Yarin Yogun Oldugum Icin Simdi Yazmak Istiyorum...
6 Mayis 1972 , 3 Tarihi Degistiren Insanlar Malesef Öldürülmüstür...
DENIZ GEZMIS'I YUSUF ASLAN'I HÜSEYIN INAN'I SAYGIYLA ANIYORUM VE ÖNLERINDE EGILIYORUM
YASASIN DEVRIM !!!...
Halit Çelenk, 1922 yılında Antakya’da doğdu. 1944’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitiren Çelenk, Türkiye İşçi Partisi Ankara il yönetiminde sekreter ve genel yönetim kurulunda üye olarak görev yaptı.
Çelenk, 1960’lı yıllarda İlerici Avukatlar Derneği ve yine Devrimci Avukatlar Derneği’nin kurucu ve yöneticileri arasında yer aldı. 1965 yılında Fakir Baykurt’un başkanlığında kurulan Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) daha sonra kurulan Tüm Eğitim ve Öğretim Emekçileri Birleşme ve Dayanışma Derneği’nin (Töb-Der) hukuk danışmanlığını yapan Çelenk, 1968 yılında Türk Hukuk Kurumu’nun ikinci başkanlığı, 1975 yılında Çağdaş Hukukçular Derneği başkanlığı görevini yaptı.
İnsan Hakları Derneği ve İnsan Hakları Vakfı’nın kurucuları arasında yer alan Çelenk, 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde, Dev-Genç, THKO, TİP, TKP, TSİP, Dev-Yol, DİSK, Barış, Türkiye Yazarlar Sendikası, Halkevleri Köy-Koop gibi davalarda avukatlık yaptı.
Barış davasında ve Aziz Nesin’in öncülüğünü yaptığı Dilekçe davasında sanık olarak yargılan ve beraat eden Çelenk, Nazım Hikmet’in kız kardeşi Samiye Yaltırım tarafından kurulan Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın yönetim
kurulunda görev aldı, Nazım Hikmet’e yapılan hakaret davalarında müdahil olarak Samiye Yaltırım’ın avukatlığını üstlendi.
Çelenk, başta Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan olmak üzere Taylan Özgür, Mahir Çayan, Gün Zileli, Melih Pekdemir, Kemal Türkler, Aziz Nesin, Mahmut Dikerdem, İlhan Selçuk, Oktay Akbal, Dr. Erdal Atabek, Vedat Türkali, Mihri Belli, Uğur Mumcu, Remzi İmame, Mümtaz Soysal, Bahri Savcı, Adalet Ağaoğlu, Işık Kansu, Muzaffer İlhan Erdost, Süleyman Ege, Melike Demirağ, Sadun Aren, Abdullah Baştürk, Vahat Erdoğdu, Seyhan Erdoğdu, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Asım Bezirci, Arif Damar, Öner Yağcı, M. Emin Değer’in de aralarında bulunduğu önemli isimlerin avukatlığını üstlendi.
Halit Çelenk’in "İdam Gecesi Anıları", "THKO Davası, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Arkadaşlarının Sorgu ve Savunmaları", "Devlet Güvenlik Mahkemeleri Niçin Kaldırılmalı?", "Hukuksuz Demokrasi", "Umut Hangi Dağın Ardında?", "Barış Savaşçıları", "Beş Kapı-Beş Kilit" adlı pek çok basılmış eseri bulunuyordu.
Bu arada Çelenk, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarının yıldönümü olan 6 Mayıs günü toprağa verilecek.
Yakın tarihimizin çok önemli bir anıt kimliği anlamlı bir günde aramızdan ayrıldı. Onu anlatmaya değil satırlar kitaplar yetmez. Işıklar içinde uyu Üstadım ! Başta Deniz,Yusuf ve Hüseyin olmak üzere tüm tanıdıklara selam söyle...
Bundan 39 yıl önce 6 Mayıs 1972'de Ankara Merkez Cezaevi'nde idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan Dolmabahçe'de anıldı. Dolmabahçe'deki Bezm-i Alem Valide Sultan Camii önünde toplanan grup, 'Ne ABD ne AB tam bağımsız Türkiye', 'Kahrolsun Amerikan emperyalizmi', 'Denizler ölmedi kavgamız sürüyor', 'Kahrolsun AKP diktatörlüğü' sloganları eşliğinde Dolmabahçe sahiline yürüdü.
CHP eski milletvekili ve sinema oyuncusu Berhan Şimşek'in de katıldığı anmada 68'liler Birliği Vakfı Başkanı Sönmez Targan bir basın açıklaması yaptı. Targan yaptığı açıklamada; "Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan 6 mayıs 1972'de Ankara Merkez Cezaevi'nde idam edilmişlerdir. Her aşamalarında davalarını izleyen savunana ve son anında da sehpada son tanık olarak yanlarında bulunan Halit Çelenk ağabeyimizi de dün kaybettik. Bugün Ankara'da Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa vereceğiz. Hem Halit ağabeyimiz hem de Denizler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunmaya davet ediyoruz. O günleri yaşayanlar anımsayacaktır. Bu mekanı seçmemizin de tarihsel bir önemi vardır. Çünkü 6'ncı filo emperyalizminin erlerini genç arkadaşlarımız buradan denize dökmüşlerdir. Bu mekanı anlamlı kılan, o tarihsel olaylar bugün de bütün çıplaklığı ile yaşanıyor.
"AMERİKAN EMPERYALİZMİ SADECE TÜRKİYE'DE DEĞİL"
Amerikan emperyalizmi sadece Türkiye'de değil, bütün bölgede terör estiriyor. Kuzey Afrika'dan tutun komşumuz Suriye'ye kadar bu saldırı halkası, gelmiş sınırlarımıza dayanmış bulunuyor. İşte Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan onlara karşı daha o günlerde mücadele bayrağını açmış bu uğurda şehit olmuşlardır. Ve yapılan doğru değildi. Onlara idam hükmünü veren Ali Elverdi, boğazı düğümlenerek geberdi. Ama Denizlerin bıraktığı bayrak halen yürüyor. Onların ideolojik ve siyasal mücadelesi bugün de sürmek zorundadır. Çünkü 60'lı yıllardan daha karanlık, daha koyu bir zulmü yaşamaktadır. Bu bakımdan burada sadece anma değil, bir de mesaj vermek istiyorum.
"AKP BİR AMERİKAN PROJESİDİR"
Türkiye eskiden amerikanın dolaylı olarak baskısı altındaydı. Şimdi de Amerika emperyalizmi iktidar olmuş durumdadır. AKP bir Amerikan projesidir. Bunu 12 haziran seçimlerinde geldikleri yere , tarihin karanlıklarına gömmek hepimize bir borçtur" diye konuştu.
Grup açıklamanın ardından Dolmabahçe'den ayrıldı.
bu tur günlerde ulkemde olmayi cok isterdim cunku ulkesi icin savasan kelle koltuk gezen YIGITLERIN karsisinda saygiyla egiliyorum...HAKTAN rahmet ve yol arkadaslarina sevgilerimi sunarim...
__________________ 'Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev, hayattır.
Bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye...
Bir anlık eğlence için servetini tüketmeye...
Bir zamanlık mevkii için el ayak öpmeye...
Günlük menfaatler için onurunu terketmeye...
Bir kısım insanlara kızıp tüm insanlara düşman olmaya
Değmez bu hayat.........
Devrim şehitleri ölümsüzdür, alakasız suçtan dolayı idam edilen bu devrimci ve devrimden taviz vermeyen yiğitleri anıyorum. Şahı merdan yoldaşları olsun. Maalesef ki biz bu abilerimizin bırktığı büyük mirası, devrimciliği iyi kullanamadık, bu yüzden utanıyorum. Bütün devrim şehitlerinin ruhu şad olsun.
MÜCADELE SÜRÜYOR
1972 yılının 6 Mayıs günü, adalet duygusu körelmiş bir sistem tarafından ölüme gönderilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın ölümlerinin yarattığı acı bugün hala tazeleğini koruyor. Bizlere yükledikleri direnç ve inancı hiç kaybetmedik.
BASINA ve KAMUOYUNA
Halit Çelenk’i Deniz’in, Yusuf’un ve Hüseyin’in yanına, güneş içenlerin türküsü ile uğurlayacağız…
1972 yılının 6 Mayıs günü, adalet duygusu körelmiş bir sistem tarafından ölüme gönderilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın ölümlerinin yarattığı acı bugün hala tazeliğini koruyor. Bizlere yükledikleri direnç ve inancı hiç kaybetmedik. On’ların yarattıkları bu direnç bugün hala ayakta kalmamızı sağlıyor.
O dönemin en önemli tanıklarından biri olan Denizlerin avukatı ve Türkiye solunun ağabeyi Halit Çelenk de yoldaşlarımızı anacağımız günün bir gün öncesinde yaşama veda etti.
O hep şunu ifade etti: “Ben bir savunmanım. Güzel insanları savundum. Halkını seven, onların "Bir orman gibi kardeşçesine" yaşaması için gencecik yaşamlarını veren insanları. Özgürlüklerini, yaşanmamış yemyeşil yıllarını ortaya koyan insanları. Hakça toplumsal bir düzene giden yola ışık saçan insanları savundum. Onlar bir çiçek gibi arı, taze ve renkliydiler. İnsan olmaktı suçları.
İnsanları sevmekti, baskısız, sömürüsüz, özgür bir dünya istemekti. Her biri birer dünyaydı. İdealleri için öldüler, idam edildiler, hapis yattılar. Ben bu güzel insanları savunarak, onlarla beraber, insan sevgisini, barış dolu, özgür ve mutlu bir dünyayı savundum. Bu güzel insanları seviyorum. Bir yaşam bu sevgiyle geçti. Kendilerini tüm insanlığa adayanlara bir yaşam vermek çok mu?”
Kayıplarını derinden hissettiğimiz bir kuşağın önde gelen temsilcilerinden, Avukat Halit ÇELENK’i sonsuzluğa uğurlarken, mücadele bugüne kadar kesintisiz olarak sürdürüldüğü gibi bundan sonra da kaybettiklerimizin anılarıyla birlikte yükseltilerek sahiplenilecektir.Yoksulların, ezilenlerin, direnenlerin ve devrimcilerin avukatlığı, zulüm sürdükçe zalimin karşısında var olacaktır.
Turgut ÖKER
İstanbul 1. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı
Bu bir türkü: -
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü: -
alev bir saç örgüsü
kıvranıyor;
kanlı, kızıl bir meşale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi
Ben de söyledim o türküyü!
Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
Sıçradık;
şimşekli rüzgâra bindik!
Kayalardan
kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
Alev bilekli süvariler kamçılıyor
şaha kalkan atlarını!
Akın var
güneşe akın
Güneşi zaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!
Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir
gibi taşıyanlar
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşıyanlar!
İşte:
Şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!
Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!
Akın var
güneşe akın
Güneşi zaaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!
Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
Neşemiz sıcak!
kan kadar sıcak
delikanlıların rüyalarında yanan
o "an"
kadar sıcak!
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak
ölülerimizin başlarına basarak
yükseliyoruz
güneşe doğru!
Ölenler
dövüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!
Akın var
güneşe akın
Güneşi zaaaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!
Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
Haykırdı en önde giden,
emreden!
Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
emret ki ölem
emret!
Güneşi içiyoruz sesinde!
Coşuyoruz,
coşuyor!...
Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!
Akın var
güneşe akın
Güneşi zaaaaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!
Toprak bakır
gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım!
Aşk olsun aşk olsun aşk olsun sana çocuk aşk olsun
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Elbette Türkiye’de en uzun koşuysa devrim
O onun en güzel en güzel yüz metresini koştu
İlk o fırladı lüverden en sekmez mermisiylen
En hızlısıydı hepimizin en hızlısıydı hepimizin
İlk o göğüsledi ipi
Aşk olsun aşk olsun aşk olsun sana çocuk aşk olsun
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun