Genel konular Katagorisinde ve Siyaset,Politika ve Ekonomi Forumunda Bulunan Kürecikte kalkan Adana,Maraş,Antepte Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Son yıllarda ülkemiz,
abd emperyalizminin direktifleri doğrultusunda
hareket etmeye devam ediyor iki yıl öncesine kadar,
akp diktası suriye ile sarmaş dolaştı ne oldusa,
birden bire sarmaş dolaş olduğu suriyeye karşı
tavırlarını degiştirdi oysa suriye ile aramızda bir sorun yoktu,
sözde arap baharı bana göre abd emperyalizminin kendi çıkarlarına,
göre ortadoğu ve afrikayı yeniden şekillendirme girişimi nedeni
ile amerikanın taşeronluğunu yapmaya başldı ve orta doğu ve
afrikadaki emperyal çıkarlara hizmet eden akp diktası,
olası çıkacak bir dünya savaşıda ülkemizi hedefi yaptı,
...
Şayet ülke menfaatleri doğrultusunda konuşmak gerekirse denilebilir ki patroitler Türkiye'nin lehinedir...
Ulusal çıkarları bir kenara koyup, insanlık, etik, ahlak gibi kavramlar öne çıkarıldığında bunun tam tersi bir fikir beyanı edilebilir.
Sağa sola, şunu yapın, bunu yapmayın nutukları çekmeden önce hepimizin bir içsel hesaplaşma ile karşı karşıya olması gerekiyor... Nedir o içsel hesaplaşma:
"Biz, münferiden ne istiyoruz?
1)Başka halkların sahip olduklarının üzerinde bir gönenç, refah ve uluslararası prestij mi? Üstünlük mü?
2) Ya da hiç bir zaman tam manası ile sahip olunamayacak bir sosyal eşitlik ve adalet mi?"
Aklı başında, düşünebilen herkes diyecektir ki "Bizim birinci seçenekten vazgeçmemiz demek, o seçeneğin masadan kalkması manasına gelmez, mutlaka bir başka ülke bu seçenek doğrultusunda kararlar verece ve bu sancılı süreç sonucunda içerisinde bizim de bulunduğumuz diğer halklara nispeten bir üstünlük (ekonomik, politik vs) elde edecektir."
O halde reel politik çerçevesinde, ilk seçenekten yana mı olmalıyız? O halde çeşitli platformlarda savunduğumuz o ahlaki değerlere aykırı düşmez miyiz? Elbette düşeriz... Peki ama devletler arası ilişkiler ne esasına dayanır? Çıkar esasına...
İran savaşı için geldi patriotlar, yani olası bir İran savaşı demek istiyorum. Türkiye, Kürtlerin özgürlüğüne karşılık Abd’den onun bölgedeki taşeronluğunu yürütüyor. Dolayısıyla komşularıyla ters düşüyor.. Sistem güçlerinin savaşacak gücü yok, öyle tehditler savurduklarına bakmayın; güçleri yetseydi çoktan başlamıştı savaş. Şimdi Türkiye ben şuraya giderim buraya giderim diyor ya; hepsi tehdit. Bunu yapacak gücü yok ne Abd nin gücü var ne Avrupa’nın ne de Türkiye’nin, İsrail’in. Silahla barış satın alınamayacağını anladılar. Daha doğrusu Abd 10 yıldır hala Afganistan ve Irak’ı sonuçlandıramayınca her şeyin askeri müdehale ile olmayacağını anladı Zaten ondan sonra Türkiye’nin ve diğer güçlerin desteğine başvurdu. Türkiye de bunu fırsat bilerek hemen Kürtlere karşılık bu isbirliğini yaptı. ama biraz serap gördü; Sandı ki Abd’ yi Kürtlere saldırtırım. Ama Abd sadece Türkiye’ye ihtiyaç duymuyor ki, bölgede Kürtler de var 45 milyon nüfusa sahipler ve ciddi bir konjektürel güç oldular. İşte simdi Akp’ye silah, diplomasi, ekonomik, askeri her türlü desteği veriyor ama tabi bir yere kadar verir. Doğrudan Kürtlerle karşı karşıya gelmek istemiyor. Durum bu yani. Aslında Akp sömürgeci soykırım sisteminin son kozu diyebiliriz son hamleleri yapacaklar. Ya tümden bölge savaşa girecek alt üst olacak ortalık ne Abd barınacak ne Türkiye yada bir diplomatik yol sunacaklar yumuşak değişim olacak.
İnsanı çileden çıkarıyorlar... Çıkarı için zulmeden zalimdir. Zalimin değil mazlumun yanındayız!
Hala burda çıkarları korumak adı altında savaş nidaları atılıyor! Savaşa hayır diyoruz! Aleviler adına yazdım bunu gönül rahatlığiyla....
Şayet ülke menfaatleri doğrultusunda konuşmak gerekirse denilebilir ki patroitler Türkiye'nin lehinedir...
Ulusal çıkarları bir kenara koyup, insanlık, etik, ahlak gibi kavramlar öne çıkarıldığında bunun tam tersi bir fikir beyanı edilebilir.
Sağa sola, şunu yapın, bunu yapmayın nutukları çekmeden önce hepimizin bir içsel hesaplaşma ile karşı karşıya olması gerekiyor... Nedir o içsel hesaplaşma:
"Biz, münferiden ne istiyoruz?
1)Başka halkların sahip olduklarının üzerinde bir gönenç, refah ve uluslararası prestij mi? Üstünlük mü?
2) Ya da hiç bir zaman tam manası ile sahip olunamayacak bir sosyal eşitlik ve adalet mi?"
Aklı başında, düşünebilen herkes diyecektir ki "Bizim birinci seçenekten vazgeçmemiz demek, o seçeneğin masadan kalkması manasına gelmez, mutlaka bir başka ülke bu seçenek doğrultusunda kararlar verece ve bu sancılı süreç sonucunda içerisinde bizim de bulunduğumuz diğer halklara nispeten bir üstünlük (ekonomik, politik vs) elde edecektir."
O halde reel politik çerçevesinde, ilk seçenekten yana mı olmalıyız? O halde çeşitli platformlarda savunduğumuz o ahlaki değerlere aykırı düşmez miyiz? Elbette düşeriz... Peki ama devletler arası ilişkiler ne esasına dayanır? Çıkar esasına...
__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Polis müdahalesine rağmen Güvenpark'ta süren "Patriotlara karşı uyumuyoruz, nöbet tutuyoruz" diyenlerle buluşan TKP üyelerine, burada TKP Merkez Komitesi Üyesi Aydemir Güler seslendi. İşte Güler'in konuşması