Sonra bu sırrı şiirlerinde bazen aşikar bazen hafi olarak gizledi... Bazen huruf ve ebced ile ehl-i ilme yol gösterdi... Sekrinden sözleri farkında olmayak ağzından kaçtığı vakit bunu Hakk'ın hikmeti saydı ve öyleydi de...
Sır faş edildiğinde hep müsibet getirdi... Ya da biz onları müsibet olarak addettik... Acaba, Hakk, zatını ve işlerinde yarattığı sırrı gören bu kimselerin böyle ölümüne niçin müsaade etti? Ali, Hüseyn, Eimme, İmadeddin... Bunun hikmeti Allah'ın Eşşehid ve El kahhar isimlerinde saklıdır.
Bu sebeple mesela Şah İsmail, güneştir... Fakat sırrın herkese açmak arzusuyla düşlediği "erenler ülkesi" Hakk'ın ilahi planlarına aykırıdır... O nedenle, siyaseten o devir bir karalıktır... Hakk, nasip etmedi... Fatımiler de keza...
Onun için peyman vardır... Ayinde olunan ayinde kalır... Ben onun için şimdiki ayinlere cem diyemiyorum. Cem ayini naklen ekranda... Onun için Alevilik inancını belli bir siyasi ideolojiye endeksleyenlere kızıyorum... Çünki tarihçe ortada...
Neyse, lafı döndürmemek gerekirse, Nesimi, Hakk onu çok sevdiği ve kıyamete değin Nesimi'nin ölümsüzlüğünü ferman ettiği için Nesimi şehid edildi... Diğer tüm ölümsüzler kervanına katıldı... Anka kuşları kervanına... O ölümsüzdür, evet, bunu ben demiyorum, Kelam-ı Kadim diyor, buyrun: "Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler."(Al-i İmran 169)
Sevgili bilgeyol can, çok şey konuşulur bunun üzerine ama inanın hangisini konuşayım bilemiyorum. Öyle ya Allah bu kadar nasb etti. İnşallah sorunuzun cevabını adabıyla vermişizdir.
Rivayet değil sevgili can, tarihtir...
Hem ne empatisinden bahsetmemi istiyorsunuz? Ben bir İmadeddin değilim ki onun fikir deryasının içinde yüzüp size neler hissettiğini anlatayım...
Şöyle bir deneme yapayım...
"Ben, İmadeddin'im... İlm-i ledün alimiyim...Ali ile hemdemim... Hakk bende görünür oldu, O'na mazhar oldum... İşlerinin sırrını bana faş ettiğinden her şeye razıyım... Siz beni anlayamazsınız, hikmetimi göremezsiniz çünki her kendinizi ait hissettiğiniz mahalleleriniz, (kimlikleriniz, inançlarınız, ideolojileriniz...) sizin gözlerinize bir kat tor çekmiş... Ben ise lamekanlıkta, mekansızlıkta buldum basir olmanın kudretini... Millet ve inanç ve ahkam benim makamımın altındadır. Benim makamımda benden başkası bulunmaz... Teslimim, tek ben varım, yokum..."
Şimdi böyle söyleyen bir adama bırakın o çağı, günümüzde bile yapıştırılacak yaftalara bir göz atalım.
*Tanrı olduğunu söyleyen kafir
*Dinsiz
*Milliyeti belli olmayan, veled-i zina (daha ilerisine giderek annelerine bile iftira atabilirler)
*Mecnun
*Ortalık karıştırmak için gönderilmiş rakip devletin ajanı .vs. vs.
Sonuç, günümüzde toplumsal alandan tecrit, o zamanda ise idam!
Birde hurufilik kötü bir şey değilki Emin can, neden o kadar karşı reaksiyon verdiğini anlayamadım.
Kabala öğretisiyle köken ilişkisinden bahseden alimler var ama beni fazlaca ilgilendirmiyor. İlm-i hurufu kullanmış ulularımız
mevcut. Bence çok sıkıntılı bir konu değil
Aşk-ı muhabbetle, Hakk seni ilmi istikamet üzere eyleye
Yok, verdiğimiz yanıtın reaksiyon olarak algılanmamasını dileriz sevgili Redsefa can ...
Bildiğiniz gibi dönemin cahilleri, akıllarının ermedikleri sırrları münazara eden erenlere "Haa, bunların mezhebi ayrı, harflerle ilgileniyorlar..." diye Hurufiyye diye bir uydurma mezheb kurmuşlar... Hakikate dair sırrları, erenlerin eserlerinde, biraz irfan sezenler görünce ve fakat nefisleri onu kabul etmeyince, bunlar Hurufiyye'nin inançlarıdır, batıldır demişler... Erenler ise, "madem öyle siz bizi öyle bilin" düsturu ile "evet, hurufiyiz ne olmuş ?" diye tepki vermişler...
Ondan sonra ver yansın ehl-i keşfe...
Ben de bazen "hurufi" terimini kullanırım, ama böyle bir inanç dalı, mezheb, yol, hiç bir zaman, tarihin hiç bir perdesinde mevcut olmadı... O halde,kimilerinin anlattığı ölçüde "hurufiler" de hiç bir zaman yaşamadı... Desek: "Hurufiyye, esrarı açıklamada çok büyük bir ilimdir," o zaman hurufiyye vardır deriz... Ama gerçi bu bahsedeceğimiz ilim zaten ilm-i huruf namı ile bilindiği için (ilm-i hurufun kaynağı Kan-ı İlim (kv)'dir bilfiğiniz gibi) , ve "hurufiyye" ismi farklı bir yol, bir inanç ve cemaate işaret ettiğinden, yine kullanmama lazım gelir...