(13.07.10) - İstanbul'da Beylikdüzü Kaymakamı'nın açtığı bir dava sermaye devletinin “Alevi açılımı” manevrasını da gözler önüne serdi. Kaymakam Yusuf Odabaş, trilyonluk kaçak yapılar, insanların spor yaptıkları park içine yapılan büfelere sesini çıkarmazken bir önceki belediyenin meclis kararıyla yapımına başladığı Cem ve Kültür Evi projesinin “hukuki altyapısı olmadığı” gerekçesiyle inşaatın durdurulması için mahkemeye başvurdu.
Beylikdüzü'nün bir önceki Belediye Başkanı Vehbi Orakçı da 2009 yılında ilçede yaşayan Alevilerin istekleri doğrultusunda cemevi yapmak için harekete geçti. Derviş Eroğlu Caddesi üzerinde mülkiyeti belediyeye ait arazide Cem Vakfı'na 30 yıllığına kiralanacak Cem ve Kültür Evi yapımı için start verdi. Karar oy birliğiyle meclisten geçirildi. Seçimlerden önce başlayan inşaat, belediye yönetimi değişince durdu. Beylikdüzü Kaymakamı Yusuf Odabaş'ın da mülkiyeti belediyeye ait arazide cemevinin yapımının durdurulması için dava açtığı ortaya çıktı.
Beylikdüzü Kaymakamlığı'nın,
“Uygulamanın hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi olmayan zararlara neden olacağı” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduğu dava geçtiğimiz günlerde sonuçlandı. Mahkeme kararı doğrultusunda cemevi inşaatının durdurulmasına karar verildi.
Balkız: Ayrım yapılmaması gerekiyor
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Ali Balkız da kaymakamın ayrım yapmaması gerektiğini belirterek, 'Kaymakamın, belediyenin aldığı bir karara dava açma örneğini daha önce duymadım. Eğer dava açacaksa burada ayrım yapmaması gerekiyor. Herkese eşit mesafede olması gerekiyor. Hükümet bugüne kadar Alevi açılımı, Alevi çalıştayı projelerini kamuoyuyla paylaştı. Burada samimi olmadıklarını gördük. Samimi olsalardı bunlar yaşanmazdı. Bir kere cemevinin yasalarda yeri yok, yani dini tesis olarak görünmüyor. Tamamına yakını gecekondu statüsünde.' diye konuştu.
Yaşananlar da gösteriyor ki, Alevilerin hiçbir talebi sermaye devleti tarafından dikkate alınmıyor. Cemevlerinin inanç merkezi olması talebi yok sayılıyor. Tıpkı Çalıştaylar sonucunda Madımak Oteli’nin müzeye dönüştürülmesi talebinin yok sayılması gibi. Kısacası, Sünni İslam’ın ayrıcalık ve egemenliği aynen korunuyor. Gelişmeler, sermaye devletinin ve onun yürütme organı AKP hükümetinin Alevi emekçilerinin demokratik istemlerine yanıt vermek gibi bir niyeti olmadığını bir kez daha gösteriyor. Devletin asıl amacının Alevi emekçilerini kontrol altına almak olduğu bir kez daha açığa çıkıyor.
KIZIL BAYRAK