Sponsor Reklamlar


Atatürk Ve Bektaşilik ( Belgelerle)

 Genel konular Katagorisinde ve  Mustafa Kemal ATATÜRK Forumunda Bulunan  Atatürk Ve Bektaşilik ( Belgelerle) Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 21.02.13   #11
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 40
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Atatürk Ve Bektaşilik ( Belgelerle)


Atatürk ve Alevilik




Aleviler arasında Atatürk sevgisi tutku düzeyindedir. Nitekim bu durumu gerek yazıları ve görüşleri gerekse duruşuyla ifade eden cemal ŞENERDİR.

Şenere göre Atatürk sevgisini adeta “Alevi olmanın şartı” tır.

Kuşkusuz paralel yönde düşünen sadece cemal şener değildir.Milli Mücadele’de aktif rol oynayan dersim milletvekili Diyap Ağa dahi Atatürk’ün Hz. Ali’nin izlerini taşıdığını düşünüyordu



Zaman zaman etnik bölücü gruplarla yan yana getirilmek istenen Aleviler, 1950’li yıllara kadar cenaze törenlerinde dahi Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni okuduklarını, yıllık kurbanlarını Cumhuriyet Bayramı’nda kestiklerini bilmek gerekir. Ve bilmek gerekir ki, Aleviler, devlete ve kurucusuna sevgi gösterilerini, o tarihten sonraki “cumhuriyet hükümetleri”nin baskıları sonucu bırakmak zorunda kalmışlardır.


Fitne girişimlerine rağmen cemevlerinin büyük bölümünde Hz. Ali ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin yanında Atatürk resmi de hala yer almaktadır. Atatürk’ün bütün kamu kurumlarından silinmeye, suç deliline dönüştürülmeye meyledildiği bir dönemde, bu, “milliyetçi” olduğu iddiasındaki çok kişi ve kurumun gösteremediği kadar net bir tavır, duruş olsa gerek..


Atatürk'ü İnkar eden bizden değil!!!


Bursa’yı ziyaretinde Atatürk’ü gören bir Alevi’nin, 1993 yılında Prof. Dr. Çetin Yetkin’e gönderdiği mektupta “O biz Bektaşi ve Aleviler için Ali’nin ruhu tecelli etmiş bir ikinci Ali’dir...” ifadesini kullanması da gösterir ki, aralarındaki bağ kutsallaşmıştır.


Benzer biçimde Diyap Ağa, Atatürk’ün sırtında Hz. Ali’nin elinin izini ve mührünü gördüğünü düşünmekten alamamıştır kendini.


Atatürk’ün tam anlamıyla “kurtarıcı” sayıldığı, Mecitözü Kaymakamı’nın Konya Valisine gönderdiği “Alevilerin Mustafa Kemal Paşa’yı mehdi diye anmaya başladıklarını” bildiren meşhur telgrafıyla sabittir.


Veliyeddin Çelebi de Cumhuriyet’in ilanına kısa bir zaman kala (25 Nisan 1923) yayımladığı şu bildiri ile Atatürk’le birlikte hareket etmeyenleri “kendilerinden saymayacakları”nı duyurmuştur:


“....Bu milleti yeniden yaratarak bağımsızlığımızı sağlayan, varlığı bütün İslam dünyasına onur kaynağı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi, Gazi namlı Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’nin (...) vatanın yücelmesi ve yükselmesi konusundaki her arzusunu yerine getirmek, bizlerin en birinci görevidir. Milletimizi kurtaracak, mutluluğumuzu sağlayacak, onun koruyucu düşünceleridir. Bunu inkar edenlerin bizimle asla ilgisi yoktur...”


On üçüncü imam!
Hüsnü Merdanoğlu’nun Operatör Doktor Celal Kılıç’tan aktardığı anekdottaki sahiplenmeye bakın:


“....Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı bir köyden iki kişi, eşeklerine yükledikleri buğdayı, şehre satmaya götürmektedirler. Yokuşu çıkarken, eşeklerden biri yükün ağırlığı ile yürümekte güçlük çeker. Eşeğin sahibi, ”yetişin ya on üç imamlar beni yolda bırakmayın“ der. Diğer yolcu ”arkadaş benim bildiğim imamlar on ikidir. Sıkıntıdan imamların sayısını bile unuttun“ diye eleştirir. Eşeği zorda kalan yolcunun yanıtı anlamlıdır: ”Asıl sayıyı şaşıran sensin. Benliğimizi kimliğimizi kazandıran, şu yollarda rahatlık içinde yolculuk etmemizi sağlayan, Osmanlının zulmünden eşkıyanın, uğursuzun, hırsızın baskısından kurtaran Atatürk’ü unutan sensin...“

Selman Taşcı, makale
Sponsor Reklamlar

kristal bunu beğendi.
Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.02.13   #12
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 40
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart Kurtuluş Savaşında Atatürk ve Aleviler


Teşkilatı Mahsusa (MİT): Alevi ve Bektaşiler tarafından kurulmuştur... Aleviler Öncelikle Kurtuluş savası süresince... İstanbul'dan Anadoluya adam ve askeri araç kaçıran gizli örgüt Mim Mim gurubunu kurmuşlardır... Mim Mim gubununda içinde yer aldığı... Teşkilatı mahsusa'nın başkanı Albay Hüsamettin (Ertürk) Bey Bektaşidir. ( Kaynak: S.N Tansu, iki devrin perde arkası Sayfa. 530)

*** İstanbul'un çeşitli semtlerinde ulusal örgüt kuranların başında... Erenköy'deki Didariye Dergahı gelir... Bu dergahın başında ise Bektaşi İbrahim Mihrabı baba vardır.

*** Kuzguncuk Ulusal Kurtuluş Örgütü: Kurucusu Bektaşi Ali Nutki baba'dır

Buna benzer sadece İstanbul'da 14 gizli örgüt kurulmuştur.. bunlardan bazıları Topkapı'da Şeyh Abdullah tekkesi, Sütlüce'de Seyh Hüseyin baba tekkesi.. Rumelihisarında Şehitler tekkesi... Anadolu yakasında çamlıca ve Merdivenköyünde Şahkulu Tekkesi... Üsküdar tekkesi...


Fakat bunlar içinde belki de en önemlisi Atatürk'ünde saklanmak ve gizli toplantılarını yapmak için gittiği yer Olan Özbek tekkesi'dir ki.... Bu tekke İsmet paşa.. Fevzi Paşa... Nurettin Paşa... halide Edip Adıvar gibi Kurtuluş savasında isim yapmış bir çok kişinin Anadoluya gizlice geçişini sağlamıştır...

KAYNAK: Kaynak: S.N Tansu, iki devrin perde arkası Sayfa. 530

Saygılarımla..
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.02.13   #13
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 40
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart Kurtuluş Savaşında Dersim Halkı ve Atatürk


Dersim halkı ve Ata

*** Atatürk Erzurum kongresinden sonra sivas kongresine gitmek için Erzincan bölgesinde Çardaklı bölgesine yaklaşırken... Kendisine El-Aziz (Elazığ) valisi tarafından pusu kurulduğu ve öldürüleceği haberi gelir.

**** Ata Fakat Ata kararlıdır. yoluna devam eder. Boğaza geldiklerinde.. Heyet pusuya düşer... Paşa bağırarak:

--Ne istiyorsunuz?

Kolbaşı Diyap Ağa:

-- Sizi yakalayıp İngilizlere teslim etmek üzere Elazığ valisinden emir aldık der..

Ata:

--- O halde ne duruyorsunuz? der.

Diyap Ağa:

--Siz bu vatanın kurtuluşu için çalışıyorsunuz.. Biz Ali Galip'i dinlemeyeceğiz.. ve sizin yanınızdayız der..

M. Kemal gülümsereyek bu yanıtı alınca tesekkür eder.

***Diyap Ağa daha sonraki dönemlerde Milletvekili olacak ve Ata'nın en yakınları arasına girecektir.


Saygılarımla..
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.02.13   #14
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 40
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart Diyap ağa ve Atatürk




Diyap Ağa[/SIZE]



Kurtuluş savaşı sırasında vatanın birliği ve kurtuluşu için mensup olduğu Ferhatuşağı aşireti ile birlikte işgale karşı koyan bir halk kahramanı olan Diyap Ağa 1852 yılında Çemişgezek’in Gözlüçayır Köyünde doğmuştur.

Diyap Ağa Sivas kongresi sırasında Atatürk ile ilişki kurmuş ve ona karşı eylemde bulunan Elazığ Valisi Ali Galip Bey’e karşı gelmiştir.
Birinci Büyük Millet Meclisi’nde Dersim mebusu olarak yer almış ve Atatürk’ün takdirlerini kazanmıştır.

Sakarya muharebesi sırasında Yunan ordusunun Ankara yakınlarına kadar gelmesi üzerine meclisin Kayseri'ye taşınması söz konusu olmuş; tartışmalar sırasında söz alan Diyap Ağa, "buraya savaşmaya mı yoksa kaçmaya mı geldik!" diyerek Milli Mücadeleye verdiği destek ile takdir toplamıştır.

3 Kasım 1922 tarihinde mecliste yapmış olduğu konuşma ;

Efendiler, kusura bakmayınız, ben ihtiyarım. Hepimiz biliyor ve söylüyoruz ki; dinimiz ve dianetimiz, aslımız, neslimiz hep birdir. Bizim içimizde ayrılık, gayrılık yoktur. İsmimiz de, dinimiz de Allahımız da birdir. Başka ne diyeyim. Hepinize söz yetiştirmeye ben takat getiremem. Hepimizin halimize göre söyleyeceğimiz sözlerimiz vardır.

Hele bu haller bir düzelsin de ondan sonra daha çok konuşuruz. Bendeniz ihtiyarım, kusura bakmayınız. Murahhaslarımız haklarımızı kurtarmaya Avrupa'ya gidiyorlar Allah yardımcıları olsun. Hamd olsun gidenler dinini diyanetini bilen adamlardır. Zaten hepimiz biriz ve kardeşiz.

Ama düşmanlar bizi birbirimize saldırtmak için tuzaklar yapıyorlar. Sen şöyle, ben böyleyim diye. Ne yaparlarsa nafile, biz hep kardeşiz. Birisinin beş, bir diğerinin on oğlu olur. Biri Hasan, biri Mehmet, biri Ahmet, bir Abdullah’tır. Fakat hepsi insandırlar. La İlahe İllallah, Muhammedün Resulullah… İşte bu… hepsi bu…”[/B]

Diyap Ağanın Tunceli İinin Çemişgezek kazasının Gözlüçayır Köyünde bulunan mezarı..

Sponsor Reklamlar

kristal bunu beğendi.
Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.02.13   #15
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 40
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart Atatürk ve Ozanlarımız


Kâinata Nizam Veren Kutup Sultanı Sensin Atatürk
Gayıp Ricâl Mahiyetinde Sayebanı Sensin Atatürk

Peyik Hazretleri Bağladı Nusret Kılıcın Beline
Adüyû Düşmanların Sahib Kıranı Sensin Atatürk

Bu Halk Zulmette Kalmış İken Çıkardın Aydınlığa
Dünyanın Şem-i Çırağı Mahi Tabanı Sensin Atatürk

Eski Dünya Revnak Tuttu Yeniden Buldu Hayat
Cumhuriyet Devrinin Semavati Sensin Atatürk

Kâfire Şecaat Gösterip Bir Hamlede Kahreyledin
İslâm Mümin Kardeşlerin Ümid İnanı Sensin Atatürk

Mareşallik Kazandın Âlemde İsmin Oldu Nâmıdar
Rûyi Zemin Halifesi Kâşif-i Burhanı Sensin Atatürk

Senin Bu Eserini Çarkı Devran Unutmaz
Her Maddenin Aslı Yani Göfer Kânı Sensin Atatürk

Aşık Fedai Beyit Eder Zamanın Önderine
Bu Asrın Hükümdarı Sahip Zamanı Sensin Atatürk


Fedayi Baba



Sana Hasret Sana Vurgun Gönlümüz
Neredesin Mavi Gözlüm,
Nerde Nerde Nerdesin Dost
Bu Gemi Bu Karadeniz
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost

Ararım İzini Dolmabahçeden
Bir Daha Dönmezmi Bu Yola Giden
İçimde Sen ,Gözümde Sen,
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost

Kurban Olam Yürüdüğün Yollara
Kara Peçe Yakışmıyor Kullara
Uyan Bak Bizim Hallara
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost

Bulutlar Terinden, Dağlar Kokundan
Sarhoştur Sevdiğim Mahsuni Bundan
Bir Daha Gel, Gel Samsundan
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost

Aşık Mahsuni Şerif



Kuvayi Milliye’den (Nazım Hikmet)

Düşündü birdenbire kayalardaki adam
kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri
Kim bilir onlar ne kadar büyük
ne kadar uzundular?
Birçoğunun adını bilmiyordu
yalnız, Yunan'dan önce ve Seferberlikten evvel
geçerdi Gediz'in sularını başı dönerek.


Dağlarda tek tek
ateşler yanıyordu
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
sayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.


Paşalar: "Üç" dediler,
Sarisin bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.


Bıraksalar

İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı.



Ağlayalım Atatürk'e

Ağlayalım Atatürk'e
Bütün Dünya kan ağladı,
Süleyman olmuştu mülke,
Geldi ecel, can ağladı,

Atatürk'ün eserleri,
Söyleyecek bundan geri,
Bütün dünyanın her yeri
Ah çekti, vatan ağladı.

Bu ne kuvvet, bu ne kudret,
Var idi bunda bir hikmet
Bütün Türkler, İnönü İsmet,
Gözlerinden kan ağladı.

Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin özü,
Koruyalım yurdumuzu,
Dost değil, düşman ağladı.


Aşık Veysel Şatıroğlu


ESERİ GÖRDÜM ( ATATÜRK ŞİİRİ )

Ben ağlamam On Kasım'da
O'nu, her gün diri gördüm
Ölene dek göreceğim
Doğalıdan beri gördüm

Halka, vermişti canını
Hak'tan almış ünvanını
Atmış, Osmanlı şanını
Samsun'da bir eri gördüm

Matemin doyurmaz beni
Minnetim kucaklar seni
Bize cennet gibi yeni
Verdiğin eseri gördüm

Ulu Atam, inan buna
Düşkünler hayrandır sana
Mazlum Milletler adına
Sendeki zaferi gördüm

Ne hikmet, varıdı sende
Güneştin, doğdun cihanda
Bin yılların ötesinde
El bastığın, yeri gördüm

Mahzuni yoluna düştüm
Nice nice engel aştım
On Kasım'da kaybetmiştim
Daha şimdi geri gördüm

Aşık Mahsuni Şerif
Sponsor Reklamlar

kristal bunu beğendi.
Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.02.13   #16
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 40
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Atatürk Ve Bektaşilik ( Belgelerle)


" YEDİ CİHAN ÜZERİME GELSE

İKİ MUSTAFA'DAN VAZ GEÇMEM

BİRİ MUHAMMED MUSTAFA, DİĞERİ MUSTAFA KEMALİM..."






Musfa'm MUSTAFA KEMAL'im



Dağ başını efkâr almış
Gümüş dere durmaz ağlar
Gözyaşından kana kesmiş gözlerim
Ben ağlarım çayır ağlar çimen ağlar
Ağlar ağlar cihan ağlar
Mızıkalar iniler ırlam ırlam dövülür
Altmış üç ilimiz altmış üç yetim
Yıllar gelir geçer kuşlar gelir geçer
Her geçen seni bizden parça parça götürür
Mustafa'm Mustafa Kemal'im

Diz dövdüm
Gözlerim şavkı aktı sakarya'nın suyuna
Sakarya'nın suları nâmın söyleşir
Hemşehrim sakarya öksüz sakarya
Ankara'dan uçan kuşlar
Kemal'im der günler günü çağrışır
Kahrolur bulutlara karışır
Gök bulut yaşmak bulut
Uca dağlar dev boyunlu morca dağlar
Divan durmuş bekleşir
Mustafa'm mustafa kemal'im

Nasıl böyle varıp geldin hoşgeldin
Çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin
Şol yüzünde güneş südü sıcaklık
Ellerinden öperim mustafa kemal
Senin dalın yaprağın biz senin fidanların
Biz bunları yapmadık
Sen elbette bilirsin bilirsin mustafa kemal
Elsiz ayaksız bir yeşil yılan
Yaptıklarını yıkıyorlar mustafa kemal
Hani bir vakitler kubilay'ı kestiler
Çün buyurdun kesenleri astılar
Sen uyudun asılanlar dirildi
Mustafa'm Mustafa Kemal'im


Karalar kuşanmış karadeniz akmam diyor
Dokunmayın ağlamaktan bıkmam diyor
Bu gece kıyamet gecesi bu vapur bandırma vapuru
Yattığı yer nur olsun mustafa kemal
Ben ölümden korkmam diyor
Korkmam diyen dilleri toz oldu toprak oldu
Değirmen döndü dolandı yıllar oldu
Bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir
O bize öğretmedi kazan kaldırmasını
Günahı vebali öğretenin boynuna
Erdirip oldurana ana avrat sövmesini
Yüreğim kırıldı kanım kurudu
Var git karadeniz var git başımdan
Mızıka çalındı düğün mü sandın
Bir yol koyup gideni gelir mi sandın
Mustafa'm mustafa kemal'im

Ankara'nın taşına bak
Tut ki baktım uzar gider efkârım
Çayır ağlar çimen ağlar ben ağlarım
Gözlerimin yaşına bak
Ankara kalesi'nde rasattepe'de
Bir akça şahan gezer dolanır
Yaşın yaşın mezarını aranır
Şu dünyanın işine bak
Mustafa'm Mustafa Kemal'im

Atila İlhan
Sponsor Reklamlar

kristal bunu beğendi.
Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.02.13   #17
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 40
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Atatürk Ve Bektaşilik ( Belgelerle)


Dede'lerimizden Atatürk üzerine Deyişler

Hasan Efendi büyük bir yurtseverdi. Ulusal Kurtuluş savaşını desteklediğini ve Atatürk (Dersim olayında sitem etmekle birlikte) devrimlerini onayladığını pek çok şiirinde dile getirmiştir. Özelikle Ulusal Kurtuluş Mücadelesi hakkında pek çok şiiri vardır.

İbadet düşmana karşı cephe almaktır,
Düşmanı ülkeden sürüp atmaktır.
Mustafa Kemal düşmanı çıkardı ülkede,
Düşmandan bir eser kalmadı ülkede.


Atatürk kötümü etti, hey gidi yaramazlar,
Namusunu, vicdanını arayıp soramazlar.
Namazı arayan düşman elinde esir olur,
Olanca kazancını elinden çıkarıp fakir olur.



Haince nankörlük yapmayın Atatürk için,
Sizi düşman esaretinden kurtardı, düşünün.
Mustafa adına Atatürk giydirdiler,
Sırmalı kürkün hayırlı olsun dediler.



Mustafa Kemal gitti Hacı Bektaşa,
Malını has etti Cemal Kardaşa.
Cemal elini vurdu dalına,
Kuvvet verdi, ayağına koluna.


Alınan kuvvetle Rumları aldı, sattı
Sürdü Rumları denize kattı.
Türkiye´nin kızlarını, namusunu düşman aldı,
Düşman ordusuna ateş saldı.
Şimdi Nurcular Ataya lânet okuyorlar,
Yeniden halı, kilim örneği dokuyorlar.


Başköylü Hasan Efendi




Sen ufuktan güneş gibi doğdun
Bu vatanı sen kurtardın Büyük Atatürk
Yıldırım hızıyla düşmanı kovdun
Lâyıktır bu şan şeref sana Gazi Mustafa Atatürk

Meydan Savaşı'nda sen Başkumandan
Şahlandı damarımdaki asıl kan ve iman
''Zafer Türk'ün'' dedin yazıldı ferman
Düşmanı denize döktün Şanlı Atatürk

Sen Türk milletine olmuşsun önder
Sayende Cumhuriyet oldu payidar
Şinası Ata'ya vatan minnettar
Aydın gönüllerde nursun Atatürk

Uğurlu'yum der gönülden bağlıyım sana
Ne gam olup yolundan ayrılmayana
Sen zöhre yıldızısın inandım sana
Bin yılda bir doğarsın Şanlı Atatürk


Ahmet Uğurlu Dede...
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.02.13   #18
kristal
kristal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 714
Rep Puani : 65
Standart Cevap: Atatürk Ve Bektaşilik ( Belgelerle)


sevgili dede_baba emeğinize sağlık
günümüzde Attatürkü sevmeyen o kadar çok insan varki
bu çok üzücü bir durum
bir ülke kuracaksın ömrünü adayacaksın
sonrada eline fırsat versen ülke kurmayı bırakın
kendin, bile yönetmekten aciz insanlar
Atetürk ne yapmışki diyecekler
doğru ne yapmışki yaptıkları başardıkları o kadar sıradan
o kadar basit şeylerki
bunu her sıradan insan başarırdı...........


Sponsor Reklamlar

Dede-baba bunu beğendi.
kristal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.02.13   #19
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 40
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart Atatürk Alevi oluşuyla ilgili Tez çalışması


ATATÜRK VE ALEVİLİK AKADEMİK TEZ ÇALIŞMASI



Yunanlı Araştırmacı Christos Retoulas Atatürk döneminde oluşturulan laiklik konseptinin Osmanlı’daki Vahdet-i Vücud felsefesi üzerine kurulduğunu belirtiyor. Atatürk’ün ailesinin Mevlevi ve Alevi/Bektaşi kökeninden geldiğini savunuyor.




Yunanlı Araştırmacı Christos Retoulas Atatürk döneminde oluşturulan laiklik konseptinin Osmanlı'daki Vahdet-i Vücud felsefesi üzerine kurulduğunu belirtiyor. Atatürk'ün ailesinin Mevlevi ve Alevi/Bektaşi kökeninden geldiğini anlatan Retoulas, 'Mustafa Kemal tasavvufun piri, efendisiydi. Atatürk Melami'ydi' görüşünde...

Satır arası...
Yunanlı araştırmacı Christos Retoulas, uzun süredir Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye'nin İslam ve laiklik serüveni üzerine araştırmalar yapıyor. Ailesi mübadele sırasında İzmir Uzunada'dan Yunanistan'a göç eden Retoulas, Atatürk döneminde şekillenen Türkiye'nin laiklik konsepti üzerine çalışması ile Oxford Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. Ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın da doktora tezinde teşekkür edilen isimler arasında yer aldığı Dr. Christos Retoulas, Akşam muhabiri Şenay Yıldız'la Türkiye laikliği ve Osmanlı'daki İslam'ı konuştu. Retoulas'ın Vahdet-i Vücud felsefesinin Türkiye'deki laiklik üzerine etkisi üzerine etkisi ve Mustafa Kemal Atatürk'ün dinle olan ilişkisi hakkındaki görüşlerinin oldukça tartışılacağını düşünüyorum.

Yunanlı araştırmacı Christos Retoulas'ın Anadolu'daki İslam ve laiklik anlayışı üzerine AKŞAM'ın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

- Osmanlı'daki İslam'ı nasıl tanımlıyorsunuz? Temelinde ne yatıyor?
Türk İslamiyet'inin temelinde Vahdet-i Vücud konsepti var. Araştırmalarım 18'inci yüzyılın ortalarına kadar Osmanlı'nın baskın dini ideolojisinin Vahdet-i Vücud olduğunu gösteriyor. Osmanlılar bu tarihten sonra - özellikle Güneydoğu ve Karadeniz bölgelerinde- önce Suudi Arabistan'da gelişen Vahabilik, daha sonra da doğrudan doğruya Batı'yla karşı karşıya geldiler ve çok büyük değişimler görüldü. Bu yaklaşım, o zamandaki Hindu-Müslüman Hindistan'dan gelen Nakşibend” etkisi. İmam-ı Rabban”'nin görüşlerine dayanır.

OSMANLI'NIN TEMELİ

- Çalışmanız açısından bu görüşün ayırıcı özelliği nedir?
Bu görüş Vahdet-i Vücud'a değil, Vahdet-i Şuhud'a dayanır. Yani, Vahdet-i Vücud gibi 'Varlık birliği' değil; 'Şehadet birliği' esasına dayanır. Bu durum, toplumun bazı kesimleri ve o dönemki Osmanlı elitleri arasında bir çatışma meydana getirdi. Daha önceleri Vahdet-i Vücud esasına dayanan ve Rumeli-Anadolu'da asırlarca süren Ahrar” Nakşibend”lik yerine, Vahdet-i Şuhud'u esas alan 'Müceddidiyye' ve onun 'Halidiyye' diye bilinen kolu etkin olmaya başladı. Vahdet-i Şuhud güçlenip, Vahdet-i Vücud düşüncesi zayıflayınca, Hıristiyan Ortodokslar Osmanlı'ya karşı ayaklanmaya başladılar. Geç 18'inci ve erken 19'uncu yüzyıl ayaklanmaları tam bu döneme denk geliyor.

- Vahdet-i Vücud imparatorluğu bir arada tutan temel felsefe miydi?
Elbette, aynen öyle. Benim çalışmalarıma göre, Ortodoks Hıristiyanlık ve Vahdet-i Vücud felsefeleri Allah algısı, aşk, güç ve akıl, insan doğası, gibi meselelerde din felsefesi bakımından paralellikler, ortak anlayış gösteriyor. Bu nedenle, tarihte aynı kişinin hem Hıristiyan hem Müslüman olduğu sıra dışı örnekler görebilirsiniz. Mesela Güney Arnavutluk'ta hem Ortodoks Hıristiyan hem Bektaşi olan pek çok kişi vardır. Bu hiç bir zıtlık yaratmaz. 1930'larda İstanbul'da yaşayan Yunanlı bir Rum'un çok önemli bir Mevlevi olduğunu da ben araştırmalarım sırasında buldum.

- Atatürk zamanındaki laiklik konseptinin Batı laikliklerinden farkı neydi?

Batı ülkelerindeki laiklik, dinin devletten ayrılıp, kurumsallığının sona erdirilip, özelleştirilmesi anlamına geliyor. Ama Atatürk zamanında oluşturulan Türkiye laikliği modeline bakınca, yapısal değil ama kavramsal ayrım oldu. Bu çerçevede 'dünyevi işler' ve 'dini işler' olarak bir ayrım yapıldı. Tabii, bu kavramsal bir ayrım. Ama yapısal olarak bunu göremiyorsunuz. Çünkü din kamu hayatında kalmaya devam etti. Bunu en iyi göstergesi de Diyanet İşleri Başkanlığı.

- Ne kastediyorsunuz?
Diyanet, İslam'ın laiklik yoluyla yeniden kurulması, düzenlenmesinin işareti. Bu, din hem özel hem de kamu hayatında kalmaya devam ediyor demektir. Çünkü Diyanet yoluyla aynı zamanda cami hutbelerini de almaya devam ediyorsunuz. Yani, din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı ama din kamu yaşamında kalmaya devam etti. Kemalizm projesinde İslam'ı ulusal bir din haline getirme fikri vardı. Ama ne yapıldığına bakarsanız, bu Vahdet-i Vücud'u hayata geçirme projesiydi.


İSLAM VE KEMALİZM

- Atatürk, Osmanlı'daki Vahdet-i Vücud felsefesini mi canlandırmaya çalıştı laikleşme süreciyle beraber?
Evet, bu kesinlikle doğru. Kemalizm'in dini projesi Vahdet-i Vücud'du. Kemalizm laikliğine şekil veren, onun alt yapısı Vahdet-i Vücud'du. Ama aynı modeli dünyevilik konseptini ön plana çıkararak yaptı. Atatürk, o döneme göre ırkçılıkla asla ilgisi olmayan bir milliyetçilik anlayışıyla İslam'a ayrı bir yer verdi. Bu nedenle Avrupa'daki kanlı laikleşme sürecine kıyasla çok daha yumuşak bir laikliğe geçiş süreci yaşandı Türkiye'de.

- Bizde de karşı çıkan çok insan oldu gerçi...
Avrupa ile kıyaslayınca çok daha kansız bir süreç oldu Türkiye'de. Ayrıca, laikleşme sürecine karşı savaşanlar ya Batı aydınlanmasının etkisindeki aşırı liberaller, yani Batı'yı koşulsuz taklit edenler; ya da gerçek Osmanlı İslam'ı olmayan 18'inci yüzyıl İslam'ının takipçileriydi. Bu ikinci grup, aslında Vahdet-i Şuhud'un en sert anlayışının ve de İslam'ın sırf zahir ve tutucu anlayışının takipçileriydi.

- Ama Aleviler Diyanet'i Sünni İslam'ı temsil etmekle eleştiriyorlar...
Aslında bu hep böyle değildi. Atatürk zamanında Diyanet'in uygulamaları karşısında Alevilerin öyle bir şikayeti olmamış.

Atatürk'ün Alevi/Bektaşi olduğu doğru

- Atatürk'ün kendi dini anlayışıyla ilgili tespitleriniz neler? Dindar bir figür müydü?
Atatürk Vahdet-i Vücud tasavvufunun piri, efendisiydi. Bazı birincil Yunanlı kaynaklar Zübeyde Hanım'ın Selanik Mevlihanesi ile yakın bağları olduğuna kişisel tanıklık etmektedirler. Kendisinin anne tarafı Yunanistan'ın Sarıgöl bölgesindendir ve orası tümüyle Bektaşi etkisindedir. Atatürk'ün aslen Kocacık'lı olan baba tarafının Bektaşilik/Alevilik ve Mevlevilik'le dini bağlantıları vardır. Kendisi de çocukken Mevlevi ayinlerine katılmıştır.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın 'Hak dili Kuran dili' adlı Sünni Vahdet-i Vücud tasavvufuna kılavuz olan tefsiri yazmasını bizzat yönetmiş ve düzeltmiştir. Atatürk 3 tasavvuf geleneğine önem vermekteydi: Bektaşi/Alevi, Mevlevi ve Melamilik.

- Bunların hangisi daha ön planda yer alıyor?
Atatürk'ün dini kişiliğini anlamanız için Mevleviliğin Şems kolunu ve üçüncü devre Melamiliğin kurucusu Seyyid Muhammed Nurül Arabi'yi bilmeniz gerekir. Mevleviliğin Veled ve Şems olmak üzere iki kolu vardır. Veled kolu daha Zahir, Sünni'dir. Şems kolu ise görünürde Mevlevi ama fikir ve uygulamada Bektaşi/Alevi'dir. 1860'lardan itibaren Mevlevilikte Şems kolu daha etkin olmuştur, özelikle Bektaşi ve Melami etkisinde kalan İttihat ve Terakki'de. Tarihçi Mim Kemal Öke'nin ortaya çıkardığı 18 Mayıs 1911 tarihinde Atatürk'ün Abdülkerim Paşa'ya Gelibolu'dan gönderdiği bir mektup var. Bu mektupta Atatürk kendisini 'Selanik Meydan dedesi, bu fakir Kemal' ve Abdülkerim Paşa'yı da 'Kutbül-aktap' (Tasavvufta en büyük veli anlamına geliyor) olarak adlandırmıştır. İstiklal Savaşı'nın başında yazılmış bir diğer telgrafta ise, Atatürk ile Osmanlı Sarayı arasında arabuluculuk yapan Abdülkerim Paşa'yla haberleşiyor. Burada, Abdülkerim Paşa Atatürk'ten 'Kutbül-aktap' diye bahsediyor.

MELAMİLİK YASAKLANMADI

- Peki bu ne anlama geliyor?
Abdülkerim Paşa Atatürk'ün tasavvuftaki mürşidi. Bunun kanıtı da Mim Kemal Öke'nin yayınladığı mektupta mevcut. Ama onun din anlayışı tam olarak bilinmiyordu. Türkiye'de yaptığım araştırmalarda Atatürk'ün Melami olduğunu öğrendim çok eski bir Osmanlı tarikatının lideriyle yaptığım görüşmeden. Sonuçta, yaptığım araştırmalarda onun Melami mürşidinin Abdülkerim Paşa olduğunu ortaya çıkardım. Bu çok önemli. O dönem Melamilik'in üçüncü, yani yeni Melamilik dönemiydi. Atatürk de Melami'ydi.

- Atatürk'ün Bektaşi/Alevi olduğu yönündeki görüşler de çürüyor mu bu durumda?
Hayır, doğru. Melamilik tarikatlar üstü bir tarikat. Melami olabilmeniz için gerçekten tasavvufun içinde ve başka bir tarikat içinde yüksek bir yerde olmanız gerekir. Atatürk 'Selanik Fakir Meydan Dedesi' deyince, Şems kolundan olduğunu yani batıni olarak Alevi/Bektaşi olduğunu ortaya koyuyor. Bakın, Cumhuriyet kurulurken kapanmayan tek tarikat, Melamilik'tir.

- Ne kastediyorsunuz?

Bu belgelerde de var. Atatürk'ün ölümünün ardından, 1943 yılında yasal bir makamdan Diyanet'e sorulan bir soru var bu konuda ve Diyanet'in yazılı yanıtı şöyle: 'Melamilik bir tarikat değil, bir sohbet tarikidir' (bir sohbet yolu). Çünkü Melamilik'te diğer tarikatlardaki gibi bir özel kıyafet, zikir ritüeli yok. Onlarda zikir konuşmadır ve en yüksek batıni Vahdet-i Vücud geleneği burada yaşatılır.

HEDEF NAKŞİLERDİ

- O zaman Atatürk'ün Cumhuriyeti kurarken tarikatlara karşı yaptığı mücadeleyi nasıl açıklıyorsunuz?
Aslında savaşmıyor, tam tersine Vahdet-i Vücut fikrini teşvik ediyordu. Mesela, o dönemde çocuklar için yazılan dini kitapların Abdulbaki Gölpınarlı tarafından kaleme alındığını görürsünüz. Kendisi Mevlevi şeyhidir. Diyanet'in resmi hutbelerinde laikleştirilmiş Vahdet-i Vücud felsefesini görüyorsunuz. O dönemki temel isyancılar Osmanlı geleneklerinden çıkan ve aslında fikir açısından yabancı olan Nakşilerdi. Dönemin parlamento tartışmalarına bakarsanız tekke ve zaviyeleri yasaklayan kanunun ilk taslağına göre Mevlevilik, Bektaşilik'e ait unvanlar yasak değil. 'Neden onları da yasaklamıyorsunuz?' ya da 'Nesiniz? Bektaşi mi?'şeklindeki tepkiler nedeniyle ikinci taslakta hepsi eklenmiştir. Ama asıl hedef Nakşilerdir. Zaten Nakşiler Atatürk'e tepki göstermiştir, Alevi/Bektaşiler değil.

Vahdet-i Vücud nedir?

'Vahdet-i Vücud', tek vücut, tek varlık anlamına gelmektedir. İslam tasavvuf felsefesine göre evren tek bir varlıktır. Bu tek varlık Tanrı'dır. Ezel” ve ebed” olan, yani sonsuzdan gelip sonsuza giden Tanrı zaman ve mekan (yer) var olmadan önce vardır, hep var olacaktır. Bu düşünceye göre evren Tanrı'nın yoklukta yansıyan görüntüsüdür ve bu çerçevede insan da Tanrı'nın görüntüsünden, Tanrı'dan bir parçadır.

Batılılaşma ve İslamcılık hep el ele gelişti

- Bugünkü Türkiye'deki laiklik ve din ilişkisini nasıl görüyorsunuz?
Ben bugünü araştırmadım. Endişem bugün Türkiye'de İslam'ın -Batı'ya eğilimli İslamcı cemaatler gibi- Katolik-Protestanlaştığı. Daha zahir, görev ve emre dayalı gibi görülüyor. Belki bu aşırı Batılılaşma ve küreselleşme ile de ilgili. İnsanlar giderek içine kapanıyor bireyselleşme ile ve daha çok tüketici haline geliyor. Bu tarz küreselleşmeye dayalı organizasyonlarda üretken akıl ve güç doktrinin temelinde yer aldığı için, temel yön güç ve para elde etmeye yönelik. Ruhani unsur daha geride kalıyor.

- Alevi/Bektaşi etkisinin pek hissedilmediğini görüyoruz ülkede. Bu dönüşüm nasıl gerçekleşti?
Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki Alevi/Bektaşi ve Sünni çatışmasına çözüm getiren laiklik anlayışının onlardaki ortak Vahdet-i Vücud anlayışı üzerine kurulduğunu ve Bağımsız Türkiye'de gerçekleştiğini anlamak çok önemli. Sembolleri, ritüelleri ve organizasyon yapıları gibi farklılıklara rağmen Sünni/Alevi birlikteliği özü itibariyla Osmanlı İslam'ının parçalarıydı. Atatürk ölünce, İnönü'yle beraber yine bir çeşit Cumhuriyetçi Tanzimat dönemi başladı ve aşırı derecede Batı etkisine girildi. Koşulsuz Batılılaşma ve İslamcılık Türkiye'de her zaman el ele gelişti. Mesela, Atatürk'ün takip ettiği Gökalp'ta Batılılaşma diye bir sözcük yoktur, modernleşme der. Cumhuriyet döneminde, Batılılaşma İnönü döneminin bir kavramıdır. Batılılaşma ile birlikte resmi Sünni İslam da yine politize oldu. Bugünkü sorun Sünni İslam'ın Vahdet-i Vücud'dan uzaklaşmasıdır.



kAYNAK : HABERCEM SİTESİ, http://www.habercem.com/haberdetay.asp?Newsid=150640
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 24.02.13   #20
seykek
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2013
Nereden: ailem
Mesajlar: 131
Rep Puani : 31
Standart Cevap: Atatürk Ve Bektaşilik ( Belgelerle)


sn can
dede-baba
bir kac gun once isci partis aydinlik gazeteside sizin gibi dusunmus olamli ki bir yazi dizi ile alevilik-ataturk islenmis yazi dizisi suresince bazi kisi -kurumlarla roportaj yapmis sonuda dizi soyle biitmis --hepimiz ataturkte birlestik.--
surasi bir gercek ki alevilerin ataturk sevgisi var.
ama kurtulus savasi suresince bektasiler -aleviler destek vermisler dergahla gorusmelr yapilmis vb bunlar olmus ve savasilmis cumhuriyet kurulmus ya sonra ne olmus?
bunlara aciklik getirilmesi gerekmiyormu sizce?
mustafa kemalin elmaliliya kuran cevirisindeki 7 veya 8 kural vardi orda alevilik nekadar sahiplenilimis?
laik cumhuriyet kurulmus halkin verdigi vergilerle tek inanca hizmet yapilmis burda aleviler yok bektasileri bilmem var mi yokmu?
laik devlete diyanet isler bsk nasil yasal olarak kurulur?
m.kemal destek aldigi hunkarin dergahi ne olduda sonradan kapatildi?
cumhuriyet doneminde dedelerimize hangi tur baskilar yapildi aciklayabilirmisniz lutfen yoksa herhangi baski olmadimi?
cumhuriyet donemi suresince aleviler cemlerini baski gormeden korkmadan yapabildiler mi? baski olduysa kim nedne yapti?
diyap aga da cumhuriyet destek verid ve mezari vardi peki ayni bolgeden pir sey rizanin mezari nerde ?simdi diyeceksiniz ki sey riza baskaldirdi ve asildi iyide bu asilan insanin yakinlari var astiginiz insanin mezarini sevenlerinden mahrum etmek ne kadar insani?
dedelerimiz anlatirdi belki sizde duydunuz cem yapilirken baskin yapilir ve dedelrin sakallarinin yarisi kesilirdi ki bir daha yapmasin boylece rencide edilen dedeler kim baski yapti?
cumhuriyet dergahlari kapatti kendi gerekceleryle iyide bir tek cami kapatildimi?ve neden cem evleri kapaliydi?
diyanet islerini sunniler icin olurturldu neden ayni cumhuriyet aleviler icin bir yapilanma veya alevilerin yogun olarak oturdugu yerlere cem evi acilmasi gibi bir karar cikarmadilar ,cemevlerinin devlet tarafindan yapilamsini gecelim bundan vazgectik her nekadar vergi alirken ayrim yapmadan herkesten alindigini bilsekte
sn dede-baba siznde belirtiginiz gibi aleviler cumhuriyet kurulurken tarihi araka planda yasanmis nedenlerden dolayi genc cumhuriyeti destreklediler ve benimsediler ama cumhuriyet alevileri ne kadar benimsedi alevilerin inanclarini ozgurce yasamasi icin ne yapti.\eksik veya yanlis bildgim seyler varsa da duzeltirseniz sevinirim zira her hangi saplantim yok cumhuriyete de dusman degilim en azindanbireyin kuluktan cikisi vb bbb teokratik imparatorluktan moderniteye dogru gidisat olumludur.
Sponsor Reklamlar

aris bunu beğendi.
seykek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Atatürk'e - Yalçın Korucu (Atatürk'e Şiir) Dersim Kartalı Mustafa Kemal ATATÜRK 1 15.12.13 01:25
Pir Sultan ve Bektaşilik Dede-baba Pir Sultan Abdal 7 21.02.13 21:31
fıkralarla bektaşilik... jetlii11 Komik Yazılar & Bektaşi Fıkraları 6 07.01.13 10:38
Atatürk'ün hayatı ve kaliteli Atatürk resimleri folklorist Mustafa Kemal ATATÜRK 1 29.10.12 12:40
Pir Sultan ve Bektaşilik Dede-baba Pir Sultan Abdal 13 15.02.10 02:16






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2