Genel konular Katagorisinde ve Mustafa Kemal ATATÜRK Forumunda Bulunan 10 Kasım ( Ölümsüzlüğünün 72. Yılı ) Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Büyük Kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümsüzlüğünün 72. yıldönümü..
Atamızı minnet ve şükranla anıyor; bizlere düşen görevin, onun fikir ve düşüncelerini bilimin ve aklın ışığında, günümüz gerçeklerini gözeterek tartışmak
ve daha ileriye taşımak olduğuna inanıyoruz.
Bu anlayış Atatürk' ün bizlere vasiyetidir. Atatürk, vasiyetinde şunları söylemektedir:
"Ben, manevî miras olarak hiçbir doğma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış düstur bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar önünde, belki gayelere tamamen eremediğimizi; fakat asla taviz ...
Büyük Kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümsüzlüğünün 72. yıldönümü..
Atamızı minnet ve şükranla anıyor; bizlere düşen görevin, onun fikir ve düşüncelerini bilimin ve aklın ışığında, günümüz gerçeklerini gözeterek tartışmak
ve daha ileriye taşımak olduğuna inanıyoruz.
Bu anlayış Atatürk' ün bizlere vasiyetidir. Atatürk, vasiyetinde şunları söylemektedir:
"Ben, manevî miras olarak hiçbir doğma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış düstur bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar önünde, belki gayelere tamamen eremediğimizi; fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle dönüyor. Milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur. Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilim rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar."
Büyük Atatürk'ün vasiyetine en fazla kulak verilmesi gereken bir dönemden geçiyoruz.
Büyük Kurucumuzun, en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte, sonsuza kadar yaşayacak olan aziz anısı önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz.
..............................
Bizim Bağımsız, Özgür ve Demokrasi İçinde Yaşamımızı Sağlayan Ulu Önder'imizin Ölümünün 72. Yıldönümünü Saygı ve Özlemle Anıyoruz...
Yıl otuzsekiz, on kasım perşembe Hatırdan çıkmayacak bir sonbahar Sarsılıyor İstanbul yedi tepe Yaman geçmiş Dolmabahçe/de rüzgar
Gerçek olamaz olsa bile bir düş Dokuzu beş geçe Atatürk ölmüş Böyle toptan bir yas nerde görülmüş Berabar ağlıyoruz kurtlar, kuşlar
Bu memlekete en çok hizmet eden Bu aşk ile dağlara gücü yeten On sekiz milyonun omuzunda giden Atam Ankara sırtlarında yatar.
Tuğba Öktem
-----------------------
10 KASIM
Bir kalp durdu denilmiş 10 Kasım 1938’de Hani ya durmuş mu? O günden bu güne Milyonlara ulaşmış Durdu denilen kalp Her geçen gün Çoğalarak.... Dünyanın dört bir yanında Ve ritim tutarak atıyor Tüm yüreklerde...
10 Kasım 2003 Kdz.Ereğli / Burhan Küçük
ATATÜRK’E GÖRE ATATÜRK
İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur! *** Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir. *** Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir. *** Ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü müşkülât önünde, belki gâyelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. *** Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar. *** Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint’ten, Mısır’dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur. *** Hayatımın bütün devrelerinde olduğu gibi, son zamanların buhranları ve felâketleri arasında da bir dakika geçmemiştir ki, her türlü huzur ve istirahatimi, her nevi şahsî duygularımı milletin kurtuluşu ve mutluluğu adına feda etmekten zevk duymayayım. Gerek askerî hayatımın ve gerek siyasî hayatımın bütün devir ve bölümlerini işgal eden mücadelelerimde daima hareket kuralım, millî iradeye dayanarak milletin ve vatanın muhtaç olduğu gayelere yürümek olmuştur. *** Pekâlâ bilirsiniz ki benim bütün hayatımda bu ana kadar güttüğüm gaye, hiçbir vakit kişisel olmamıştır. Her ne düşünmüş ve her neye girişmiş isem, daima memleketin, milletin ve ordunun adına ve menfaatine olmuştur. Hiçbir zaman şahsımın üstünlüğünü ve sivrilmemi göz önüne almamışımdır.
Ulu Önder'imizin Ölümünün 72. Yıldönümünü Saygı ve Özlemle Anıyoruz...
Alsancak’ın en meşhur dövmecisi Köprüaltı’na gençten biri girer, kolunu sıyırır, dirseğine doğru Mustafa Kemal’in imzası vardır, bir bankada çalıştığını, bu dövme yüzünden işten atılmakla tehdit edildiğini anlatır, tırsmıştır, ekmek parası filan diye ağlar, “silin” der.
*
Hep söylerim, ekmek parası diye ağlayanın maaşını, tavuk gibi buğdayla ödeyeceksin!
*
Adeta bomba düşer dövmeci dükkânına... “Bu gördüğün eller Atatürk’ü yazar, Atatürk’ü silmez” deyip, kapı dışarı ederler. Ve, internet sitelerinden alenen duyururlar: “Ey ahali, madem öyle işte böyle, bugünden itibaren burada, Atatürk’ün imzası bedava!”
*
İlk kim, nerede yazdırdı bilmiyorum ama, Atatürk imzasının furya haline gelmesinin miladı, bu olaydır.
*
Bir ödlek geri adım attı...
On binlerce cesur öne çıktı.
*
Atatürk’e sövme modası...
Dövme modası yarattı.
*
Köprüaltı örnek oldu, İzmir’de yapılan Atatürk dövmesi, 50 bini aştı. Yetişemiyorlar, her gün 30-40 kişi kazıyor vücuduna... Omuzuna, bileğine, iman tahtasına, kalbinin üstüne... Doktor var, avukat var, öğrenci, dekan, ev kadınları var. İstanbul’da patladı... Ankara, Antalya, Bursa, Trabzon, Muğla, Eskişehir dövmecileri artık neredeyse sadece bu imzayı kazıyor. 29 Ekim’lerde, 10 Kasım’larda Mustafa Kemal için ücretsiz çalışan 200’ün üstünde dövmeci var.
*
Dini gerekçelerle dövme yaptırmayan, otomobiline yapıştırıyor. Taksilerin camlarında... Motosikletine, hatta, bebe arabasına yazdıranı görüyoruz. Atatürk imzalı küpe kulaklarda, rozet yakalarda.
*
Ölümünün üzerinden taaa 72 sene geçtikten sonra, hiç tanışmadığı, hiç görmediği insanların bedenine imzasını atan bir başka lider var mı dünyada?
*
Neymiş, işten atarlarmış...
Bizim işimiz Atatürk.
*
Memleketimin güzel kadınları, giydirin çocuklarınızı güzel güzel, doğum günüdür bugün... Çünkü, her 10 Kasım, aslında 19 Mayıs’tır...
Cumhuriyet dediğin, korkak babalar tarafından kaybedilir, yürekli evlatları tarafından geri alınır.