Sponsor Reklamlar


İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.

 Genel konular Katagorisinde ve  Genel Kültür Forumunda Bulunan  İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç41Beğeni

 
Seçenekler
Alt 18.02.15   #141
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


⌂Ana Sayfaya
İşkenceciyi

koruyan karakol

kadını cezalandırdı


18 Şubat
09:072015

Yazdır

��Resimler ile Kaydet��Kaydet



ERDOĞAN ALAYUMAT

MERSİN (DİHA)
- Mersin'de L.U. isimli kadının maruz kaldığı şiddet, erkek ve devlet sisteminin nasıl iş birliği içerisinde işlediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Yıllarca eşi ve ailesinin şiddetine maruz kalan L.U. artık dayanamayarak gittiği karakolda, kendisinin değil de şiddet uygulayan eşinin şikayetini işleme alan karakol tarafından "Bir ay evden uzaklaştırma" cezası aldığını öğrenir. Sokağa atıldığı eşi tarafından tehditlere de maruz kalan ve kadın kurumları tarafından koruma altına alınan L.U. gördüğü şiddet nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu ve artık şiddette maruz kalmak istemediğini kaydetti.

Mersin'in Tarsus ilçesinde tecavüz edildikten sonra katledilen Özgecan Aslan cinayeti ile kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz, katliamların vahameti bir kez daha kamuoyu gündemine geldi. Diğer taraftan ise kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve katliam haberleri hafta içerisinde dur durak bilmeden devam ederken, Özgecan cinayeti ile gündeme gelen Mersin bu kez kadına yönelik şiddet ile tekrar gündemde. Mersin'in Toroslar ilçesine bağlı Kurdali Mahallesi'nde ikamet eden L.U. isimli kadının eşinden ve devletten gördüğü şiddet nedeniyle yaşamı tam bir kabusa dönmüş vaziyette. 4 çocuk annesi olan L.U. 10 yıl önce eşi E.U. ile Van'dan göç ederek Mersin'e yerleşti. Maddi durumları kötü olduğu için eşinin ailesinin evine yerleşmek zorunda kalan L.U'nun, eşinin ailesi tarafından da şiddete maruz kalmaya başlamasıyla yaşamı alt üst olur.

Şiddet gören kadına bir ay evden uzaklaştırma cezası

Yaşananlara artık dayanamayan L.U'nun, ailesini araması üzerine çocuklarını bırakarak ailesinin yanına Van'a döner. Ancak eşinin ve ailesinin vurdum duymazlığı karşısında zor durumda kalan çocukları için her şeyi göze alan L.U. için geri döndüğü Mersin'de işkence dolu günler sil baştan yaşanır. Bu kez eşinin kendisini aldatmakla suçladığı L.U. yaşadığı şiddette artık dayanamayarak şikayet etmek için gittiği karakolda ise bu kez devletin erkek yüzü ile karşılaşır. Eşinin kendisini karakola şikayet etmekle korkuttuğunu aktaran L.U. eşini şikayet etmek için gittiği karakolda "Bir ay evden uzaklaştırma" cezası aldığını öğrenir. L.U. eşinin kendisinden önce karakola gidip huzurlarını bozduğu ve çocuklarına şiddet uyguladığı iddialarıyla hakkında şikayetçi olduğunu belirterek, eşinin şikâyetinden sonra evlerine gelen polislerin kendisine "Uzaklaştırma aldın bu yüzden seni sığınma evine çocuklarını yurda yerleştireceğiz" dediğini kaydetti

'Artık şiddete maruz kalmak istemiyorum'

Polislere çocuklarını bırakıp sığınma evine gitmeyeceğini söylediğini ifade eden L.U. o gün giden polislerin tekrar eve geldiğini kendisini zorla sığınma götürmeye çalıştığını ve komşularının araya girmesiyle götürülmediğini söyledi. L.U. sonraki günlerde eşinin şiddetine dayanamayarak bir komşusunun evine sığındığını belirterek, yaşadığı vahşete dayanamadığını ve yaşadıklarından dolayı psikolojisinin bozulduğunu aktardı. Artık şiddete maruz kalmak istemediğini söyleyen L.U. "Tek suçum çocuklarıma bağlı olmam mı?" diye sordu.

Mersin'e geldikten sonra eşinin şiddetine tekrar maruz kaldığını kaydeden L.U. şunları aktardı: "Mersin'e döndüğümde kaynanam ve görümcem kiralık bir eve çıkmışlardı. Bana eve haciz geldiğini ve o yüzden oturmadıklarını söylediler. Elektrik ve su faturalarını da yatırmamışlardı. Su ve elektrik kesikti bende büyük oğlumu alarak annemin bir akrabasıyla beraber mahalle sakinlerinin kendi aralarında topladığı parayla evin su ve elektriğini açtırdım." Bu kez eşinin kendisini aldatmakla suçladığını L.U. "Sen niye annenin akrabası dediğin adamla gitmişsin sen beni aldatıyorsun" gibi sözler sarf etmeye başladığını kaydetti. L.U. ailesinin yanına geri dönmesi için eşinin baskı yaptığını ancak çocukları için ailesinin yanına dönmeyi ret ettiğini söyledi.

Eşi ve ailesinden şiddet gördü

Her şeye 8, 7, 5 ve 2 yaşındaki çocukları için katlandığını söyleyen L.U. eşinden boşanan görümcesinin psikolojik sorunlar yaşadığını ve kendisi ile yaptığı bir tartışma esnasında kendisine tokat attığını belirtti. Bunun üzerine görümcesini ittiğini söyleyen L.U. "Mutfaktan bıçak alarak göğsümden bıçakladı. Olayın yaşandığı an eşim içeride uyuyordu. Gürültüden dolayı uyanan eşim bana saldırdı. Görümceme müdahale etmesi gerekirken beni saçımdan tutarak yatak odasına götürdü ve beni dövdü. Komşular yetişti beni kurtardı. Bu olayın ardından çocuklarım için şikâyetçi olmadım. Oturduğumuz ev kaynanama aitti. Kiraya gidip rezil olmaktansa şikâyetçi olmayayım dedim" diyerek yaşadıklarını özetlemeye çalıştı.

Gördüğü şiddette rağmen kendisinin değil de şiddet uygulayan eşinin şikayetini işleme alan ve bunun üzerine "bir ay evden uzaklaştırma" cezası alan L.U'nun cezası bitmesine rağmen, evine ve çocuklarının yanına dönemiyor. Eşi ve ailesi tarafından evden atılan ve bir daha eve alınmayan L.U'nun yaşadıklarını görmeyen yetkililer, komşularının yanına yerleştiği için maruz kaldığı tehditleri de görmemezlikten gelerek yeni bir cinayete adeta davetiye çıkarıyor. Eşinin tehditleri nedeniyle artık huzuru da kalmayan L.U. son olarak kadın kurumları tarafından korunmaya alındı.

(ba/pu)
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 18.02.15   #142
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


bilgeyol Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
anasayfa / kadin

kadınlar susmuyor:

'yasta değil

isyandayız'



  • eklenme tarihi: 15 şubat 2015 17:48
türkiye'nin pek çok kentinde özgecan aslan'ın katledilmesine karşı kadınlar alanlara çıkmaya devam ediyor. Ankara'dan adıyaman'a, mersin'den trabzon'a pek çok merkezde kadınlar alanlara çıktı. (fotoğraf: Mersin)
türkiye'nin pek çok kentinde özgecan aslan'ın katledilmesine karşı kadınlar alanlara çıkmaya devam ediyor. Ankara'dan adıyaman'a, mersin'den trabzon'a pek çok merkezde kadınlar alanlara çıktı.
istanbul
istanbul'da 5 kadın taksim'de eylem yaparken gözaltına alındı.
esenyali
pendik/esenyalı'da kadınlar, esenyalı kadın dayanışma derneği önünde toplanarak hürriyet caddesi üzerinde yürüyüşe geçti.
Yürüyüş sırasında sık sık, “katillerden hesabı kadınlar soracak”, “yaşasın kadın dayanışması”, “özgecan’ın hesabı sorulacak”, "özgecan’ın çığlıklarını duydunuz mu? Diye slogan atan kadınlar, fatih mahallesindeki akp seçim bürosu önünde yolu trafiğe kapatarak oturma eylemi gerçekleştirdi ve bir basın açıklaması yaptı.

basın açıklamasının ardından beş dakikalık oturma eylemi yapan kitle, eylem sonrasında ise ellerinde taşıdığı pankartlarla tekrar esenyalı kadın dayanışma derneğinin önüne geldiler.
fatih
kadına şiddete karşı müslümanlar inisiyatifi, fatih camii'nde özgecan aslan için gıyabi cenaze namazı kıldı.
Kadınların çoğunlukta bulunduğu grup, fatih camii'nde "pembe minibüs değil, pembe erkek", "ahiret gününde tahrik indirimi yapılmayacak" yazılı dövizler taşıdı. Kadınlar ve erkekler gıyabi cenaze namazı için yan yana saf tuttu.

'şiddetin önlenmesi için meclisi olağanüstü toplanmaya çağiriyoruz'
namazın ardından kadına şiddete karşı müslümanlar inisiyatifi yaptıkları basın açıklamasında şunları söyledi: "ne özgecan'ın ne de başka bir kadının öldürülmesinin bahanesi olamaz. Devlet yetkilileri kadınlarla ilgili söylemlerinin ürettiği ve etkilediği algının kadına yönelik şiddeti meşrulaştırmaya yönelik olduğunu düşünmekteyiz. Yazarların, din alimlerinin, basın yayın organlarının kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüzü normalleştiren söylemlerinin failin değil şiddete uğrayanın suçlandığı bir zemin oluşturduğunu üzülerek ve öfkelenerek izlemekteyiz. Hukuk sistemindeki 'iyi hal' ve 'tahrik indirimleri'nin katil ve tecavüzcüleri koruduğu ortadadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için meclisi olağanüstü toplanmaya çağırıyoruz. Bu davanın takipçisi olacağımızı hatırlatıyoruz."
bağcılar, kartal ve eyüp'te eylem yapılan diğer merkezlerdendi.
ankara
ankara’da güvenpark’ta bir araya gelen hdk’li, halkevci, chp’li kadınlar oturma eylemi oturma eylemi yaptı. Kadınlar adına açıklama yapan gamze ağaçaya, akp’nin her gün yeniden ürettiği “kadın erkek eşit değildir” söyleminin tecavüzcü ve katilleri cesaretlendirdiğini söyleyerek “tayyip erdoğan ve akp ne zaman ağızlarını açsa bir kadın öldürülüyor, erkekler tarafından şiddete, tacize, tecavüze maruz kalıyor” dedi.
batikent
batıkent emek ve demokrasi güçlerinden kadınlar özgecan aslan’ın katledilmesini protesto etti. Bugün batıkent metro istasyonu önünde toplanan yüzlerce kadın özgecan’ın vahşice öldürülmesine tepki göstererek kadın cinayetlerinin son bulmasını istedi.

kadınlar istasyon önünde kurudukları kürsüyle duygularını ve taleplerini dile getirdi. Konuşmalardan ardından kadınlar batıkent meydan’a yürüyüşe geçti. Yapılan basın açıklamasının ardından özgecan’ın fotoğrafının etrafında mumlar yakıldı.
Basın açıklamasını okuyan eğitim sen 2 no’lu şube’den zeynep duman kadınların katillerinin her yerde olduğunu söyledi.
Kadınlara ne yapmaları gerektiği, nasıl giyineceklerini, kaç çocuk doğuracaklarını, nasıl çalışacaklarını, nasıl güleceklerini, ne zaman evleneceklerini her gün dikte etiklerini belirten duman “ özgecan’ın katili sadece üç kişi değil, bu vahşet karşısında sesini çıkarmayan, şimdiden hafifletici sebep aramaya başlayan, kadınlığa hiçbir alanda tahammülü olmayan erkek egemen devlet ve onun erkek adaletidir” dedi. Dumanerkek-yargı-devlet hesap verene, failler en ağır cezaya mahkum edilene kadar her yerde mücadele edeceklerini aktardı.
zonguldak
devrek
özgecan aslan cinayeti için devrek kadın inisiyatifi platformu tarafından protesto yürüyüşü düzenlendi.
Yürüyüşte kadınlar; “yeter artık, kadın cinayetlerini durdurun”, “kadını değil cinayeti engelle”,”tecavüz insanlık sucudur”, “kadın olmak cinayet nedeni olamaz”, “kadına şiddete hayır”,”haklı şiddet yoktur”, “namus bekçisi değiliz”, “özgecan aslan’ın hesabını soracağız” gibi sloganlar attı.
Cumhuriyet alanı’nda son bulan yürüyüşün ardından devrek kadın inisiyatifi platformu adına aslıhan hancı bir basın açıklaması yaptı.

hancı, “ülkemiz için ilk olmayan bu gidişle son da olmayacak bir olay daha yaşadık. Son aylarda hatta son günlerde hemen her gün bir kadın cinayeti haberi dinlediğimiz haber bültenleri, hunharca, vahşice, insanlık dışı duygularla işlenen bir cinayeti daha duyurdular.”diye başladığı konuşmasında, “mersin’de çağ üniversitesi fen edebiyat fakültesi öğrencisi özgecan aslan evine gitmek üzere bindiği minibüste tecavüze uğradı, üç erkek tarafından boğazı kesildi, cesedi yakıldı ve bir dere yatağına atıldığını” söyledi.
Konuşmasında, “özgecan hepimizin kızı, kardeşi, ablası, çocuğu olabilirdi ya da hepimiz bir gün özgecan olabiliriz.”diye dikkati çeken hancı, “çünkü bu ülkenin kadınları; erkeklerin şiddetine direndiği için öldürülüyor. Boşanmak istediği için öldürülüyor. Giydiği kıyafeti nedeniyle öldürülüyor. Yemeğin tuzunu fazla kaçırdığı için öldürülüyor. çalışmak istediği için öldürülüyor. Tecavüze uğrayıp öldürülüyor. Gece sokağa çıktığı için öldürülüyor. Bir erkeğin evlilik teklifini reddettiği için öldürülüyor. özgecan gibi minibüse tek başına bindiği için öldürülüyor. Sonuçta ya dövülüyor ya öldürülüyor.”dedi.
Türkiye’de ölenin hep kadın, öldürenin de hep erkek olduğuna vurgu yapan hancı, “katili koruyan hep erkek egemen devlet” olduğuna işaret etti.
Devrek kadın inisiyatifi platformu sözcüsü aslıhan hancı konuşmasını şöyle sürdürdüı: “kadına dayatılan annelik oldu, 3 çocuk oldu, kürtajın yasaklanması oldu, hamileyken sokağa çıkamamak oldu, “örtüsüz kadın perdesiz eve benzer” oldu, “annenin diz kapağının üstü tahrik eder” oldu, “8 yaşında kız çocuğuyla evlenilebilir” oldu, kahkaha attığı için iffetsiz oldu, kadın erkek eşitliği fıtrata ters oldu. Kısaca kadın hep hedefe kondu. Ama hedef de oldu. Dövüldü, tecavüze uğradı, öldürüldü. Kadın cinayetleri yüzde 1400 arttı. ülkemizde artık her gün 5 kadın erkekler tarafından sokak ortasında onlarca bıçak darbesiyle, kurşunla ya da yakılarak öldürülür oldu.2014 yılının ilk 11 ayında 270 kadın katledilmiştir. Sadece 2014 kasım ayında 15 kadın öldürülmüştür. Sadece mersin’de 3 kasım’da ayrıldığı eşi tarafından kurşunlanan hatice uysal, 10 aralık’ta eski eşi tarafından öldürülen yasemin çetiner, 13 ocak’ta evinde öldürülen nurcan bıyıklı kadın cinayetlerinin son kurbanlarından oldular.
14 mayıs 2012’de okulu önünde pompalı tüfekle vurularak öldürülen 14 yaşındaki kader demiroğlu ise ülkemizdeki acı kadın hikayelerinden birinin kahramanıydı ve bizim çok yakınımızda, devrek’te yaşıyordu.
Kadınların her ne şekilde olursa olsun ölümüne duyarsız kalan, cezaları indirmek için en ufak ayrıntıları, bahaneleri kullanan, erkekleri koruyup kollayan yargı sistemi ile bu düzende özgecan tek başına minibüse bindiği için tecavüze uğradı, öldürüldü.
Aslıhan hancı, “ilımlısı, radikali fark etmiyor. Bu gericilik kadını hedefine koyuyor.”diye devam ettiği konuşmasını şöyle tamamladı: “kadınlara ya erkeğin kölesi olup itaat edeceksin ya da etmezsen erkek tarafından tecavüz edilmeyi, dayak yemeyi, öldürülmeyi hak edeceksin deniliyor. Bunu kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz! Tacizcileri, tecavüzcüleri, kadın katillerini mahkemelerinde aklayanlar özgecan’ın asıl katilleridir. özgecan, tıpkı senden önce katledilen tüm kadınlara olduğu gibi, sana da sözümüz var. Tecavüz insanlık suçudur, tecavüze karşı ayaktayız! özgecan’ı yakan gericiliğe karşı ayaktayız! Yaşamak için isyandayız”.
trabzon: 'iyi olmuş' diyen adama kadinlar tepki gösterdi
mersin'de katledilen özgecan aslan'ı anmak için trabzon'da yürüyüş yapan demokratik kadın platformu üyesi kadınlara, "özgecan’a iyi yapmışlar" diyerek laf atan bir kişi gözaltına alındı.
özgecan aslan'ın öldürülmesini protesto için merkez postane önünde toplanan yaklaşık 800 kadın atatürk alanı’na kadar yürüdü. özgecan aslan'ın fotoğraflarını ve ‘yasta değil isyandayız, özgecan’ın hesabını soracağız’ yazılı pankart taşıyan gruba bir çok erkek de destek verdi.
Yürüyüş sırasında gruba doğru, "özgecan’a iyi yapmışlar" diye laf atan bir kişiye kadınlar tepki gösterdi. Yürüyüşe refakat eden polisler, adının a.s. Olduğu açıklanan kişiyi gözaltına alarak olay yerinden uzaklaştırdı. A.s. Hakkında kabahatler kanunu uyarınca işlem yapılacağı belirtildi.
Atatürk alanı’nda grup adına bir konuşma yapan ayşe hacıbektaşoğlu, "özgecan'ın hesabını kadınlar sokakta soracak. Bu cinayetlerin son bulması için var gücümüzle mücadele edeceğiz" dedi. Konuşmanın ardından, "yaşasın kadın dayanışması" ve "özgecan'ın hesabı sorulacak" sloganları atan grup bir süre oturma eylemi yaptıktan sonra dağıldı.
adiyaman'da 3 bin kişi yürüdü



kocaeli
kocaeli’de de kocaeli kadın platformu’nun çağrısıyla belediye iş hanı önünde bir araya gelen kadınlar, yürüyüş düzenledi.

mersin
mersin'de sosyal medyadan örgütlenen gruplar kentin birçok noktasında yürüyüşler yaparak işlenen vahşi cinayeti lanetledi. Il otogarında bir araya gelen yüzlerce yurttaş, "jin jiyan azadi", "yasta değil isyandayız", "tecavüz etmek erkeklikse ben erkek değilim" ve "özgecan'ın çığlıklarını duydunuz mu?" dövizlerini taşıyarak, "özgecan aslan ölümsüzdür", "hepimiz özgecanız", "özgecan aslan 20'sinde bir fidan" sloganlarını attı. Gmk bulvarını trafiğe kapatan kitle, özgecan'ın taziyesinin kurulduğu yer olan kiretmithane mahallesi'ne kadar yürümek istedi; ancak kitlenin önünü devlet hastanesi önünde polislerce kesildi. "biz tecavüzcü değiliz" sözleriyle polis barikatına tepki gösteren kitle, barikatın kaldırılması ile yürüyüşüne devam etti.
Pozcu tarafında bulunan gmk bulvarında gelen 10 binlerin önü polis tarafından 10 kez kesilirken, kitle defalarca polis barikatlarını aşarak yürüyüşlerine devam etti. "jin jiyan azadi" sloganlarını atan kitleye, "aranızda provokatörler var" denilerek müdahale etmeye çalışan polislerden bazılarının toma'ın üzerine çıkarak, "kadınlar öne erkeler arkaya geçsin" sözleri dikkat çekti.
Kitlenin, aile ve sosyal politikalar bakanı ayşenur islam'ın taziye evine geldiği için engellendiği öğrenilirken, mersin sokaklarında "jin jiyan azadi" sloganları özgecan aslan'ın taziyesine akın devam ediyor.
‘bakan islam istifa!’
kayseri kadın dayanışma derneği’nin çağrısıyla cumhuriyet meydanında bir araya gelen yüzlerce kadın da yürüyüş düzenleyerek aile ve sosyal politikalar bakanı ayşenur islam’ın istifasını istedi. Eylemde konuşan dernek başkanı fatma karaaslan “kadın cinayetlerine karşı acil önlem taleplerine kulak tıkayan, imzaladığı uluslararası sözleşmelerin gereğini yerine getirmeyen, etkili ve acil önlemler almaktan imtina eden bu hükümet, yüzlerce kadının ölümünde olduğu gibi üç gün önce öldürülüp bedeni yakılan özgecan aslan’ın katledilmesinden de sorumludur.”diye konuştu. Aile ve sosyal politikalar bakanı ayşenur islam’ın özgecan’ın katilleri için “ elleri kırılsın!” demekle mi yetineceğini soran karaslan, kayseri’de 6 kasım 2014’te boşanmak istediği eşi tarafından bıçaklanarak öldürülen firdevs vanlı’nın davasının takip ettiklerini hatırlatarak. özgecan’ın katilleri en ağır cezayı alana kadar bu davanın peşini bırakmayacaklarını söyledi.
antep
antep üniversitesi öğrencileri, mersin'in tarsus ilçesinde katledilen özgecan aslan'ı düzenledikleri yürüyüşle anarak, hesabının sorulmasını istedi. üniversite meydanı'nda toplanan binlerce öğrenci, "özge'nin hesabını halk soracak" ve " bana ne giyeceğimi değil oğluna tecavüz etmemeyi öğret" pankartları açarak, yürüyüşe geçti. Sık sık " jin jiyan azadi", "şiddete karşı omuz omuza" sloganları atan öğrenciler, sanko park avm'nin önüne kadar yürüdü. çevrede bulunan yurttaşların da ıslık ve alkışlarla destek verdiği öğrenciler adına konuşan eylül bütün, her gün yeni bir kadın katliamı ile karşılaştıklarını dile getirdi. Kadınların insanlık dışı katliamlar ile yüz yüze olduğunu belirten bütün, erkek egemen zihniyete karşı farklı bir aşamada mücadele etmeleri gerektiğini vurguladı. Bütün katliamlarda olduğu gibi katledilen özgecan aslan adlı kadın için de alanlardan ayrılamayacaklarının altını çizen bütün, kadınlara mücadeleyi yükselteme çağrısı yaptı.
mardin
özgecan aslan için mardin'in artuklu ilçesinde kesk mardin şubeler platformu öncülüğünde yürüyüş gerçekleştirildi. Kesk şubeler platformu binası önünden başlayan yürüyüşte, "yasta değil, isyandayız. Eril zihniyetten ve işbirlikçi devletten hesabını soracağız" pankartı taşındı. Kadınların yürüyüş kolunun ön saflarda yer aldığı yürüyüşte, "t.c.avüz", "erkek vuruyor devlet koruyor", "kadın katliamına son", "özgecan'ın çığlığını duydunuz mu?" dövizleri taşınarak, sık sık özgecan aslan için sloganlar atıldı. özgecan'ın fotoğraflarını da taşıyan kadınların öncülüğündeki yürüyüş, karayolu parkı'nda son buldu. Yürüyüşe, kesk mardin şubeler platformu'nun yanı sıra hdp mardin milletvekili gülser yıldırım, artuklu belediyesi eş başkanı emin irmak, hdp ve dbp il ve ilçe eş başkanları ve yönetimi ve çeşitli kitle örgütleri de katıldı.
Yürüyüşün ardından basın açıklamasını yapan kesk mardin eş dönem sözcüsü gülsen kaya, 20 yaşındaki özgecan'ın yakılmış cesedinin bulunduğu haberinin ülkede kadına yönelik şiddetin korkunç boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdiğini belirtti. Kaya, erkeklerin hergün cumhurbaşkanı erdoğan'dan aldıkları cesaret ile kadınları katlettiğine işaret ederek, "biz kesk'li kadınlar sadece erkek olmadıkları için şiddete maruz kalan, tecavüze uğrayan ve öldürülenlerin sorumlusunun devlet ve onun erkekten yana yargısı ve kurumları olduğunu biliyoruz. Erkek, yargı ve devlet hesap verene, failler en ağır cezaya mahkum edilene kadar her yerde mücadele edecek ve bu davanın takipçisi olacağız" dedi.
Açıklamanın ardından, özgecan'ın katledilmesi 5 dakikalık oturma eylemi ile protesto edildi. Açıklama sloganlarla sona erdi.
marmaris
marmaris’te de kordon caddesi’ndeki atatürk anıtı önünde bir araya gelen bhh, chp, ödp, hdp, emep, dsp ile kitle örgütü temsilcileri ellerinde ingilizce ve türkçe ‘kadına şiddet var tbmm acil toplansın’, ‘kadına şiddete dur demek için cezalar artırılmalı’ ve ‘erkek vuruyor, devlet koruyor’ yazılı dövizleri taşıdı.
izmir'de gözaltina alinan kadinlar serbest

üniversite öğrencisi özgecan aslan'ın katledilmesini protesto ettikleri sırada gözaltına alınan 5 halkevci kadın serbest bırakıldı. Izmir aile ve sosyal politikalar il müdürlüğü önünde dün mor şemsiyelerle yol kapatan 5 halkevci kadın gözaltı alınmıştı. 5 kadından 4 'ü izmir emniyet müdürlüğü'nde ifadesi alındıktan sonra gece geç saatlerde serbest bırakılırken, evrim çakır ise başka bir dosyadan dolayı sabah saatlerinde izmir adliyesi'ne sevk edildi. Savcılık tarafından ifadesi alınan çakır, daha sonra serbest bırakıldı.
çorum





etiketler: özgecan aslan, adıyaman, kocaeli

--------------------------------------------------------
çocuklarimiza,
bariş,
huzur,
kardeşlik,
içerisinde bir gelecek birakmak için,
akp faşist diktatörlügünün,
anti demokratik yasalarina karşi direnelim.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 19.02.15   #143
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


⌂Ana Sayfaya
Alanlara çıkan kadınlardan

örgütlülük çağrısı


19 Şubat
14:502015

Yazdır

��Resimler ile Kaydet��Kaydet



HABER MERKEZİ (DİHA) - Mersin'in Tarsus ilçesinde tecavüz edildikten sonra katledilen Özgecan Aslan için "Yasta değil isyandayız" diyerek bugünde alanlara çıkan kadınlar, şiddet, taciz, tecavüz ve katliamlara karşı örgütlenerek mücadeleyi yükseltme çağrısı yaptı.

DERİK

Mardin'in Derik ilçesinde Kongreya Jinên Azad (KJA) öncülüğünde sokağa çıkan kadınlar, Özgecan Aslan'ın katledilmesini yürüyüşle protesto etti. Ahmet Kaya Sanat Parkı'ında bir araya gelen ve aralarında Derik Belediyesi Eş başkanları Sabahat Çetinkaya, Abdülkerim Erdem, DBP ve HDP yöneticileri, Peljîn Kadın Merkezi çalışanları, SES, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, kadın belediye meclis üyelerinin de bulunduğu yüzlerce kadın Cumhuriyet Meydanı'na doğru yürüyüşe geçti. "Jin jiyane, jiyanê nekuje" pankartı eşliğinde yapılan yürüyüş boyunca sık sık,"Jin, Jiyan Azadî" ve "Kadına Uzanan Eller Kırılsın" sloganları atıldı. Kentte etkili olan sağanak yağışa rağmen yapılan yürüyüşte, yaşamını yitiren kadınların fotoğrafları taşındı.

Yürüyüşün ardından kadınlar adına açıklamayı yapan Peljîn Kadın Merkezi Koordinatörü Gülseren Yüzal, cinayetin 5 bin yıllık erkek egemenlikli sistem ve onun günümüzdeki temsilcisi olan AKP faşizmi tarafından getirildiği boyutun bir kez daha açığa çıkarıldığını belirtti. Yüzal,"Kadın düşmanı canavarların, sistem ve sistemin yarattığı caniler, kadınlara yönelik her gün yeni taciz, tecavüz ve katliamlar gerçekleştirmektedir. Bunların kadını insan yerine koymayan, kadın kimliğini ve özgürlüğünü reddeden kadın düşmanı AKP zihniyetinden ve uygulamalarından beslendiği ve güç aldığı açıktır" diye belirtti.

Eylem, alkış, zılgıt ve sloganlar eşliğinde sona erdi.

SİİRT

Siirt Üniversitesi Öğrenci Konseyi de, Mersin'de katledilen Özgecan Aslan için Merkez Kezer Kampusu'nda yürüyüş düzenledi. Öğrencilere, Botan Demokratik Öğrenciler Derneği (BDÖ-DER), HDP, DBP il ve ilçe örgütü eş başkanları da destek verdi. Fen Edebiyat Fakültesi önünde bir araya gelen öğrenciler, "Kadına şiddete hayır" ve "Yasta değil isyandayız, eril zihniyetten ve işbirlikçi devletten hesap soracağız-Başkaldırıyoruz, o halde varız" pankartları taşıdı.

Siyah dövizlerin de taşındığı yürüyüşün ardından açıklamayı yapan Çavreş Etem, kadına "vurmayı" erkeklik sayan, ya da kadını "korumacı" adı altında eve hapseden her türlü inkar, şiddet politikasına karşı genç kadınlar başta olmak üzere tüm kadınlar olarak örgütlü mücadele edeceklerini aktardı.

Açıklama alkış ve atılar sloganlarla son buldu.

NUSAYBİN

Nusaybin Barış Anneleri Meclisi üyeleri, Özgecan Aslan için Barış Parkı'nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Barış Anneleri Meclisi adına açıklamayı yapan Afife Yıldırım, Özgecan'ı katleden erkek zihniyetini kınadı. HDP'li kadın vekillere yönelik saldırıyı da hatırlatan Yıldırım, "Kadınlar üzerine uygulanan bu kirli politikaları kabul etmiyoruz. Kadının Türk, Alevi, Süryani, Kürt, Arap olup olmaması önemli değil; hangi kadın üzerinde şiddet uygulanırsa uygulansın biz anneler bunu hiçbir şekilde kabul etmeyeceğiz" dedi.

Açıklama "Jin jiyan azadî" sloganı ve alkışlar eşliğinde sona erdi.

İSTANBUL

İstanbul'da Kongreya Jinên Azad (KJA), Özgecan Aslan cinayeti şahsında kadınlara yönelik katliamları HDP İstanbul İl Örgütü binasında yaptıkları basın toplantısıyla kınadı. Toplantıda açıklamayı yapan KJA İstanbul 2'nci Bölge Sözcüsü Hülya Avşar, yıllardır kadına yönelik şiddetin kaynağının erkek egemen zihniyetin olduğunu dile getirdiklerini belirterek, "Özgecan Aslan cinayeti ile bir kez daha anlaşıldı ki kadına yönelik şiddet politiktir ve sistemli şekilde giden uygulamaların sonucudur" dedi.

Avşar, tüm demokratik güçleri bu politikaları değiştirmek için desteğe çağırdı.

Öte yandan, toplantıda, İstanbul KJA tarafından 22 Şubat Pazar günü, PKK Lideri Abdulah Öcalan'ın 15 Şubat 1999 yılında Türkiye'ye getirilişinin yıl dönümü dolayısıyla HDP Küçükçekmece Kanarya Temsilciliği önünde saat 14.00'da yapacakları yürüyüşe katılım çağrısı yaptı.

ANKARA

Tüm Bel-Sen Ankara 2 Nolu Şubesi Kadın Meclisi, Özgecan cinayetini Sakarya Caddesinde gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla protesto etti. "Yasta değil isyandayız" pankartını açan kadınlar, "Jin jiyan azadi", "Özgecan Aslan isyanımızdır" ve "Kadın cinayetleri politiktir" dövizleri taşıdı. Erkeklerinde destek verdiği eyleme "AKP elini bedenimden çek", "Erkek vuruyor devlet koruyor", "Kadın katliamlarına son" sloganları atıldı. Erkekler tarafından öldürülen kadınların anısına yapılan saygı duruşundan sonra basın açıklamasını okuyan Tüm Bel-Sen Ankara 2 Nolu Şubesi Kadın Sekreteri Beliz Başeğmez, geçtiğimiz ayda sadece 26 kadının öldürüldüğüne dikkat çekerek, 24 kadının fuhuş, 13 kadın ve kız çocuğun ise cinsel taciz ve istismara uğradığının bilgisini verdi. Başeğmez, yer ve failleri her ne kadar farklı olsa da şiddet uygulayan erkeklerin konuştukları ortak dilin erkek egemen dili olduğunu söyledi.

AYDIN

Aydın'da Adnan Menderes Üniversitesi'nde okuyan öğrenciler, Özgecan cinayetini yaptığı yürüyüşle protesto etti. Rektörlük binası önünde toplanan çok sayıda öğrenci ve öğretim görevlisi "ÖzgeCAN'ımızı Yaktınız Hesabını Soracağız' pankartı açarak Fen Edebiyat Fakültesi'ne doğru yürüyüşe geçti. "Kadın yaşam özgürlük", "Jin jiyan azadi" ve "Özgecan Aslan 20'sinde Bir Fidan" sloganı atılan yürüyüşün ardından açıklamayı yapan üniversite öğrencisi Yoldaş Taş, Özgecan'ın katillerinin idam edildiği taktirde Türkiye'de kadın cinayetlerinin son bulmayacağını belirterek, "Türkiye'de her gün 5 kadın erkekler tarafından katledilmektedir. Bu cinayete dur demek için hep birlikte örgütlenmemiz gerekmektedir" dedi.

Kadına yönelik şiddet hakkında konuşan Yrd.Doç.Dr. Gülhan Demiriz, ise şunları aktardı: "Türkiye'de hamile olan kadının sokağa çıkmayacağını, mini etek, tayt giymemesi gerektiğini, geceleri dışarı çıkmaması gerektiğini belirten erkek zihniyeti Türkiye'de her gün 5 kadınımızı Özgecan Aslan gibi katlediyor. Bunların katillere ceza verilmesiyle son bulmayacağını Münevver Karabulut cinayetinden biliyoruz. Birlikte örgütlenerek kadına karşı şiddeti son bulduracağız."

MERSİN

Mersin Kadın Platformu ise, bu yıl gerçekleştirilecek 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliklerini Özgecan'a adadıklarını duyurdu. Akdeniz Belediyesi İŞTAR Kadın Danışmanlık Merkezi'nde yapılan basın toplantısında açıklamayı yapan Mersin Kadın Emeği Kolektifi üyesi Gonca Ocakçı, dün olduğu gibi bu günde erkek egemen sisteme itirazlarının olduğunu belirtti.

Kadınların dünyanın her yerinde kendi renkleri ile alanlara çıktığını kaydeden Ocakçı, kadın katliamlarına karşı alanlarda olmaya devam edeceklerini söyledi. Bu yıl Mersin'de düzenlenecek 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliklerini Özgecan'a adayacaklarını duyuran Ocakçı, Mersin Kadın platformunun 21 Şubat'tan 8 Mart'a kadar bir dizi eylem ve etkinlik gerçekleştireceklerini aktardı.

ADANA

Çukurova Üniversitesi'nde okuyan devrimci, demokrat ve yurtsever öğrenciler, Özgecan şahsında yaşanan tüm kadın katliamlarını R1 alanında gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla kınadı. "Tecavüze sessiz kalma" pankartı açan öğrenciler, "Jin jiyan azadi" ve "Yaşasın kadın dayanışması" sloganları attı. Ardından öğrenciler adına açıklamayı yapan Helin Dursun, kadın katliamlarının her geçen gün arttığına dikkat çekerek, polis ve asker tarafından tecavüze uğrayan kadın ve çocukların faillerinin cezasız bırakılmalarının katliamcı, tecavüzcü zihniyeti cesaretlendirdiğini belirtti.

Açıklama alkış ve zılgıt eşliğinde sona erdi.

VAN

Van Barosu ise Özgecan için Van Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Çok sayıda avukatın katıldığı açıklamada konuşan Van Barosu Yönetim Kurulu üyesi Hülya Korkmaz, Türkiye'de her yıl, her ay ve her saat yeni Özgecanların katledildiğine vurgu yaptı. Korkmaz, "Devlet tarafından önlem alınmadığı gibi olayların gerçekleşmesi sonucunda caydırıcı ceza ve yaptırımlar uygulanmamaktadır. 'Kadın mıdır, kız mıdır bilmem ve mini etek giymeseydiniz' gibi söylemlerde bulunan siyasiler ve akademisyenler bu katliamların sebep ve sonucudur" dedi. Özgecan'ın yasının devam ettiği bir tarihte "Haksız tahrik" ve "İyi hal" indirimi uygulanan cezaların gündeme geldiğine dikkat çeken Korkmaz, "Hükümete çağrıda bulunuyoruz. Öncelikle yasal düzenlemeler ivedi bir şekilde gündeme alınmalı ve kadını hedef gösteren söylemlerden vazgeçilmedir" diye konuştu.

Yüzüncü Yıl Öğrenci Derneği (YÖDER) de, Özgecan için merkezi yemekhane önünden Kredi Yurtlar Kurumu'na kadar yürüdü. Siyah bantların bağlandığı yürüyüşte, "Kadın kırımına dur de", "Yasta değil isyandayız" pankartları ile "Her mücadele bir Özgecan'dır", "Cinsel açlığın Afrika'sıdır Türkiye" ve "Bijî berxwedana jinên azad" dövizleri taşındı.

Yüzlerce kadının katıldığı yürüyüşe erkek öğrenciler de destek verirken sık sık, "Jin jiyan azadî", "Erkek vuruyor devlet koruyor" sloganları atıldı. Katledilen kadınlar anısına saygı duruşunda bulunulmasının ardındın konuşan YÖDER Özgür Genç Kadın Meclisi üyesi Rojda Oğuz, tecavüz edilen, yakılan bedenlerin tüm kadınların şahsında aynı olduğunu belirterek, "Dünyada savaşın katliamın erkek egemen sisteminin ilk kurbanı kadındır. Katledilen kadınların sadece isimleri değişti. Nazmiye, Adalet, Eylem, Mübarek, Özgecan daha kaç kadına tecavüz edilecek ve daha kaç kadın Özgecan'ın kaderini yaşayacak" diye konuştu.

Açıklama, "Jin jiyan azadî" sloganı ile sona erdi.

AĞRI

KESK Ağrı Şubeler Platformu Kadın Meclisi öncülüğünde, bir araya gelen yüzlerce yurttaş, Kağızman ve Cumhuriyet caddeleri boyunca yürüyüş gerçekleştirdi. Ağrı Belediyesi eş başkanları Sırrı Sakık ve Mukaddes Kubilay'ın yanı sıra HDP, DBP, DİSK yöneticilerinin de katıldığı yürüyüşte, kadınlar, "İktidarın yarattığı sapık, yobaz, tecavüzcü erkek kültürüne karşı biz kadınlar isyandayız" pankartı taşıdı. Cumhuriyet Caddesi'nde son bulan yürüyüşün ardından konuşan SES Ağrı Şubesi Eş Başkanı Gülistan İçer, Özgecan'ı katledenlerin diğer kadın cinayetlerinde olduğu gibi cezasız kalmamaları için alanlarda olacaklarını vurguladı.

(ekip/pu)
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 19.02.15   #144
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


⌂Ana Sayfaya
Yüksekdağ:

Meclis kadın güvenliği

gündemiyle toplanmalı


19 Şubat
16:202015

Yazdır

��Resimler ile Kaydet��Kaydet



ANKARA (DİHA) - Mecliste basın toplantısı düzenleyen HDP ve HDK'li kadınlar, meclisin olağanüstü bir şekilde toplanarak "İç güvenlik paketi" yerine kadının güvenliğini esas alan paketi masaya yatırmasını istedi. AKP'nin söylemleri ile kadına dönük şiddeti körüklediğine dikkat çekilen toplantıda, Başbakan Davutoğlu'nun, Genel Kurul'da yaşananlar sonrası kullandığı ifadeler nedeniyle özür dilemesi gerektiği vurgulandı.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, HDK Eş Sözcüsü Sebahat Tuncel ile HDP'li vekiller Ayla Akat Ata, Mülkiye Birtane ve Gülser Yıldırım mecliste basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda meclisin olağanüstü toplanarak, "İç güvenlik paketi" yerine kadının güvenliğini esas alan paketleri masaya yatırması gerektiğine vurgu yapıldı.

'Kadınlar öfke patlaması yaşamıştır'

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, kadınlar olarak son süreçte yaşanan gelişmelere ilişkin toplanma ihtiyacı duyduklarını belirterek, iktidarın kadınların hak ve özgürlüğünü görmezden gelerek, güncel politik söylemlerini kadına bağladığını ifade etti. Hunharca katledilen Özgecan'ın ardından yeni gelişmelerin yaşandığına dikkat çeken Yüksekdağ, kadınların bir öfke patlaması yaşadığını ve bunun kadın mücadelesinde yeni bir aşamaya geçildiği gerçeğini gösterdiğini söyledi. İktidarın politik mekanizmalarının, yaşananları iyi okuması gerektiğine vurgu yapan Yüksekdağ, "Günlerdir toplumsal kesimler sokakları eylemleri ile işgal ediyorlar. Geride bıraktığımız günler içerisinde bütün toplumun nabzı, politik algısı kadına dönük şiddete karşı gösterilen duyarlılığa dönmüş durumda. Bu, kadınların özgürleşmesi ihtiyacının ne kadar ciddi bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Vicdanlar bu kadar ayaklanırken siyasi kurumların alacağı tutum çok önemli" değerlendirmesinde bulundu.

'Bıçak toplumun damarlarını kesmiş durumda'

Bütün siyasi parti ve kurumları uyardıklarını ve kadınların hak ve özgürlük talepleri ekseninde bir politik duruş sergilemeye davet ettiklerini belirten Yüksekdağ, "Bıçak artık toplumun damarlarını kesmiş durumda. Kadına dönük bu kadar organize saldırı hareketinin düzenlenmiş olması, bir toplumun çürümesine denk düşüyor ve bugünki siyasetin tüm kurumları ile bu sorunun çözümüne odaklanması gerekiyor" ifadesinde bulundu.

'Meclis olağanüstü toplanmalı'

Parti olarak kadınların verdiği mücadelenin tam merkezinde olduklarına işaret eden Yüksekdağ, bugün de aynı duruşlarını korumaya devam ettiklerini ifade ederek, "Bu sorun yalnızca HDP'ye yüklenemez, başka iktidarın açık ve net bir sorumluluk yüklenmesi gerekiyor" dedi. AKP'nin "idam", "hadım" gibi önerilerde bulunduğunu, bu tür formüller ile karşılarına çıktığını vurgulayan Yüksekdağ, kadınların katledilmeye devam ettiğini hatırlatarak, söz konusu durumun sona ermesi içinde meclisin sorumluluk alması gerektiğine işaret etti. Yüksekdağ, "Meclis kadınların yaşam güvenliğinin sağlanması gündemi ile olağanüstü bir şekilde toplanmalıdır. Bu toplantı kapsamında etraflıca değerlendirmelerde bulunulmalı ve çözüm paketleri devreye konulmalıdır" diye konuştu.

'Her gün 3 kadın öldürülüyor'

AKP'nin "İç güvenlik paketi" adı altında faşizan yasalarla toplumu tahakküm altına almaya çalıştığına dikkat çeken Yüksekdağ, her gün 3 kadının öldürüldüğünü hatırlatarak, meclisin asıl görevinin kadınların güvenliğini sağlamaya dönük tartışmaları geliştirmek olduğuna işaret etti. Tüm Türkiye'nin buna ihtiyaç duyduğuna vurgu yapan Yüksekdağ, tüm bunları savunurken iktidarın şiddetine maruz kaldıklarını söyledi. Dün Meclis Genel Kurulu'nda yaşanılanları anımsatan Yüksekdağ, şiddetin tartışıldığı bir kapalı oturumda şiddetin AKP'nin iliğine kadar nasıl işlediğinin açık bir biçimde kendini gösterdiğine vurgu yaptı. Milletvekili Pervin Buldan ile Sebahat Tuncel'e dönük saldırılarda bulunduğunu dile getiren Yüksekdağ, "Kadına dönük şiddetin kaynağını nerden aldığı açık bir şekilde resmetmiştir. Şiddetin sorumlusu AKP'den başkası değildir" ifadesinde bulundu.

'Kadınlar böyle bir lidere nasıl güvensin?'

Özgecan'a dönük katliamı kınayan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aynı cümle içerisinde kadın milletvekiline dönük nefret söylemini sürdürdüğünü hatırlatan Yüksekdağ, "Kadınlar böyle bir siyaset liderine nasıl güvensin? Kadınlar canını nasıl emanet etsin?" diye sordu. Kadınların bu anlayışa karşı mücadele yürüttüklerini ifade eden Yüksekdağ, siyasi iktidarın kadınların yaşam hakkına sahip çıkmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Başbakanlığı döneminde sarf ettiği, "Kadın mıdır kız mıdır" söylemini hatırlatan Yüksekdağ, "Kadınların yaşam tarzı, tercihleri ile oynamayın. Kadın erkek eşitliğine 'inanıyorum' yok 'inanmıyorum' demeyin. Kadına dönük nefreti ve şiddeti besleyen siyasi dilden vazgeçin" uyarısında bulundu.

Konuya dair bugüne kadar meclise defalarca soru önergesi ve kanun teklifi sunduklarını belirten Yüksekdağ, en son Kadın Bakanlığı'nın kurulması için de teklif sunduğunu, kadına dönük Şiddeti Araştırma Komisyonu'nun da kendi vekillerinin ısrarı ile oluşturulduğunu söyledi. Yüksekdağ, AKP'nin komisyonun çalışmalarını da engellemeye çalıştığını vurguladı. Meclisin olağanüstü toplanması gerektiğini yineleyen Yüksekdağ, Kadın Bakanlığı ile ilgili çalışmaların başlatması gerektiğine işaret etti.

'AKP'ye cezayı ellerimizle keseceğiz'

Yüksekdağ, kadınların esaslı bir mücadele geliştirerek, AKP'lilere cezayı kendi elleriyle keseceklerini vurgulayarak, "Karşıkarşıya kaldığımız zihniyet bize 90'lı yılları hatırlatıyor. O dönemde işkenceden yaşamını yitiren insanlar için işkenceci polisler tutanaklarda, 'kendi kendini darp etti, ayağı kaydı düştü' ifadeleri geçiriliyordu. Şimdi de vekillerimiz için aynı ifadeler kullanılıyor" diye konuştu.

'AKP şiddeti körüklüyor'

Yüksekdağ'ın ardından konuşan Sebahat Tuncel ise parlamentonun yalnızca kadın gündemi ile toplanmasını talep ettiklerini belirterek, Özgecan katliamının, erkek egemen zihniyeti dönüştürme tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdığını ifade etti. Sosyal medyada başlatılan "Sen de anlat" kampanyasının önemine işaret eden Tuncel, Özgecan gibi binlerce kadının erkek egemen zihniyetin mağduru olduğunu söyledi. Tuncel, bunun yansımalarını mecliste bizzat kendilerinin de gördüğünü dile getirdi. Dün Meclis Genel Kurulu'nda yaşananların hatırlatan Tuncel, Başbakan'ın sadece AKP'li vekillerden aldığı bilgiler üzerine açıklamalar yaptığını ve açıklamaların son derece vahim olduğunu söyledi.

Parlamentoda siyaset yapan kadınlara dönük geliştirilen cinsiyetçi söylemlerin araştırılmasını isteyen Tuncel, Başbakan'ın, "Kadınlıklarını kullanarak meclisi kaosa sürüklüyorlar" sözlerine değinerek, AKP'nin geliştirdiği politikalar ile kadına dönük şiddeti körüklediğine işaret etti.

'AKP döneminde şiddet binde bin 400 arttı'

AKP döneminde kadına yönelik şiddetin bin de bin 400 arttığına dikkat çeken Tuncel, AKP'nin kadını özgün bir birey olarak bile ele almadığını, aile içerisinde kabul ettiğini dile getirerek, "Davutoğlu dönsün kendine baksın. Biz bağımsız kadın vekiller olarak, parlamentoda bulunan birçok vekilden çok daha fazla oylar alarak geldik o meclise. Kadın ya da erkek olarak değil, milletvekili olarak görev yapıyoruz. AKP'li vekil, 'ne işin var senin orda' dediğini itiraf etti, asıl senin ne işin var orda, bu faşizan bir yaklaşımdır. Davutoğlu bu yaklaşımından dolayı özür dilemelidir. AKP'nin, demokrasi mücadelesi veren kadınları nasıl yaftaladığını biliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

'İslam istifa etsin, öz eleştiri versin'

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ı derhal istifa etmesi gerektiğini söyleyen Tuncel, İslam'ın görevini yürütemediğini ve o işten el çekerek, öz eleştiri vermesi gerektiğini dile getirdi. Tuncel, kadınların mücadelesi sayesinde olumlu adımların atıldığını, uygulamada sıkıntılar yaşansa da yasal bir takım değişikliklerin yapıldığını belirterek, "Bu meclis mutlaka değişecek" dedi.

'Elitaş'ın düştüğü durum vahimdir'

Son olarak, AKP'li vekil Mustafa Elitaş hakkında HDP'nin yasal bir işlem başlatıp başlatmayacağına dair soruya cevap veren Buldan, "Şu an öyle bir kararımız yok. Ama kendisinin bizden özür dilemesi gerekiyor. Kamuoyunu yanlış yönlendiriyor. Düştüğü durum vahimdir. Daha sonra belki yapacağımız işlemler hakkında kamuoyunu bilgilendiririz" ifadesinde bulundu.

(zk/ns)
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.02.15   #145
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


⌂Ana Sayfaya
'Cinsel şiddet

kadınların kimliğine

yönelik bir saldırıdır'


21 Şubat
14:072015

Yazdır

��Resimler ile Kaydet��Kaydet



İSTANBUL (DİHA) - Cinsel şiddetin kadınların kimliğine yönelik bir saldırı olduğu için kadınların bu şiddetten daha fazla etkilendiğini belirten YDK'den Aysel Kaya, "Cinsel şiddet, tam anlamıyla kadının tüm kimliğini aşağılamaktır. Nerdeyse tüm sınıf çatışmalarında ezenin ezilene karşı kullandığı bir yöntemdir" dedi.

Yeni Demokrat Kadın (YDK), cinsel şiddeti tanımlamak ve cinsel şiddete karşı mücadele yöntemlerini tartışmak amacıyla Taksim Hill Otel'de düzenlediği "Cinsel Şiddete Karşı Kadın Konferansı" başladı. İki gün sürecek konferansın ilk günü, "Cinsel Şiddet Nedir?" adlı oturumla başladı. Konferansın yapıldığı salona, "Reyhaneh'in tavizsizliği, Tuğçe'nin cesareti, Özgecan'ın öfkesi ile isyanımızı büyütüyoruz!" yazılı pankart ile katledilen kadınların fotoğrafları asıldı.

İran'da tecavüzcüsünü öldürdüğü için idam edilen Reyhaneh Cabbari, Almanya'da taciz edilen iki genç kadını korumak isterken uğradığı saldırıda katledilen Tuğçe Albayrak, Mersin'de bindiği minibüsün şoförü tarafından yakılarak katledilen Özgecan Aslan, Şengal ve Kobane'de DAİŞ çetelerine karşı direnen kadınlara atfedilen konferansın ilk oturumunda İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu üyesi Lale Tırtıl ve YDK'den Aysel Kaya, cinsel şiddetin ne olduğunu tartıştı.

'Cinsel şiddet ciddi travmalara yol açıyor'

Oturumda ilk olarak konuşan İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu üyesi Lale Tırtıl, "Cinsiyetçi/Cinsel Şiddet" adlı sunumunu gerçekleştirdi. Kadınların tecavüz tehdidiyle büyüdüğünü belirten Tırtıl, "Kadınların regl olmasına 'kirlenme' ve doğal tüylerini ise 'pislik' olarak gören bir cins olarak yetiştirildiği" için cinsel şiddete uğradıkları zaman da şiddeti gizlediklerini söyledi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2003 yılında yapılan tanıma göre, cinsel şiddetin kişinin isteği dışında mahremiyete, kişiliğe fiziksel ve ruhsal varlığa yönelik her türlü davranış olduğunu dile getiren Tırtıl, cinsel şiddetin mağdurunun önemli bir kısmının kadın ve yapanların çoğunun da erkek olduğunu dile getirdi. Kadınların cinsel şiddete maruz kaldığında gizli tuttuğuna dikkat çeken Tırtıl, cinsel şiddetin hem kadın hem de erkekler de ciddi travmalara neden olduğunu söyledi. Tırtıl, cinsel şiddetin mahremiyetin ihlali, utanma ve aşağılanmaya neden olarak doğrudan kişiliğe yönelik bir saldırı olduğunu ifade etti.

'Yargı 'rıza' ve 'ani hareket' kavramlarıyla cinsel şiddete cezai indirime gidiyor'

Çocuklara yönelik yapılan cinsel şiddetin "cinsel istismar" kavramıyla tanımlandığını hatırlatan Tırtıl, Türkiye'de cinsel dokunulmazlığa yönelik suçlarda tanımlanan kavramlara değindi. Tırtıl, 13 yaşındayken 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç örneğini vererek tecavüz olaylarında "rızası var" kavramının kullanıldığını hatırlatarak, 2014 Haziran'ında çocuklara yönelik cinsel istismar olaylarına eklenen bir maddeyle "ani hareket" kavramının eklendiğini ve bu kavramın ceza indirimine yol açacağını dile getirdi. Cinsel şiddetin kadın ve erkeğe yapılan işkencenin bir parçası olduğunun altını çizen Tırtıl, Gezi direnişinde 7 kadının gözaltında çıplak aramaya maruz kaldığı örneğini vererek, "Çıplak arama işkencedir. Ancak, insanlar bunu öylesine içselleştirmişler ki çıplak aramanın işkence olduğunun farkında değil. Çıplak arama bedenin mahremiyetinin bozulması ve engellenmesidir" dedi.

Cinsel şiddetin patriarkal bir sorun olduğuna işaret eden Tırtıl, şöyle devam etti : "Çünkü, kadınlar kendilerine inanmayacağından korkuyorlar. Saldırganın cezalandırılmayacağına, başka bir yaşam kuramayacaklarına inanırlar." Avrupa'da kadına yönelik şiddetle ilgili daire kurulduğunu ve Avrupa'daki ülkelerin de yürütücülüğünü üstlendiğini söyleyen Tırtıl, bunların cinsel şiddete uğramış kadınların gidebileceği tecavüz kriz merkezleri olduğunu söyledi.

'Kadının cinsel şiddete maruz kalması doğal olarak görülebiliyor'

Tırtıl'ın ardından YDK'den Aysel Kaya söz alarak cinsel şiddet ve kadınlarda bıraktığı etkileri anlattı. Bir kadının cinsel şiddete maruz kalmasının "doğal" olarak görülebildiğini dile getiren Kaya, "Bunun temel nedeni cinselliğin tabu olma meselesinden kaynaklanıyor. Öncelikle kadınların cinsellikle ilgili tartışmalardan kaçması bunun nedenleri arasında. Biz kendi cinsiyet kimliğimiz karşısında birey olarak yaşadıklarımızı ortaya koyamıyoruz. Çünkü kadının misyonu erkeğin ihtiyaçlarını karşılayan bir misyona dönüşmüş durumda" diye belirtti. Kaya, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın özellikle söylediği her sözün, uyguladığı her politikanın kadının cinselliğini tabulaştıran sistematik politikalar olduğunu belirtti.

'Cinsel şiddet kadınların kimliğine yönelik bir saldırı'

"İstemediği şekilde cinsel ilişkiye zorlanmak, istemediği halde dokunmak, istemediği halde cinsel ilişkiye zorlanmak bunların hepsi cinsel şiddete girer" diyen Kaya, karşı tarafın istemediği her türlü cinsel yaklaşımın cinsel şiddete girdiğini söyledi. Cinsel şiddetin kadınların kimliğine yönelik bir saldırı olduğu için daha fazla etkilendiğine vurgu yapan Kaya, şunları söyledi: "Cinsel şiddet, tam anlamıyla kadının tüm kimliğini aşağılamaktır. Nerdeyse tüm sınıf çatışmalarında ezenin ezilene karşı kullandığı en etkin yöntemdir. Peki biz neden bundan bu kadar çok etkileniyoruz. Çünkü biz toplumsal değer yargılarımız içinde kadınlık rollerimize o kadar alışmışız ki biz bununla hesaplaşırken kendi kimliğimize karşı yabancılığımız bu meselenin çok daha gizli kapılar arkasında kalmasına yol açıyor. Örneğin bir cinsel şiddet tarifinde kadınlar 'ben cinsel şiddete maruz kaldım mı?'yı tartışmıyor. Esasında 'bunu bir gören olursa ben ne yaparım?' oluyor. Bu da kadını çok daha güçsüz ve benliğinden uzak kalmasına yol açıyor." Kadınların kendi kimliklerini güçlendiren bir bakış açısını ortaya koymakla bundan kurtulabileceklerini ifade eden Kaya, "Bizim kadınlar olarak bu noktada cinsel şiddetin nedenlerine bakıp kadınlar olarak dayanışma içinde olmamız gerekiyor. Buna engel olmanın kesinlikle kadın dayanışmasını güçlendirmektir."

"LGBTİ bireylere yönelik cinsel şiddetin ne kadar farkındayız?" diye soran Kaya, cinsel şiddete en büyük saldırısına maruz kalanların LGBTİ bireyler olduğunu söyledi. Kaya, "Onlara da yine kimliğini aşağılama var. Yani hem sokakta yürüme, hayata katılma bir misyonu olması engelleniyor, hem de yarattıkları yaşam alanları yok edilmeye çalışılıyor" dedi.

Kaya, LGBTİ bireylere tamamen "hastalık" ve "ahlak dışı" yaftalarla saldırıldığını dile getirdi. Bu tür politikalarla özellikle bilinçli bir biçimde cinsel şiddetin meşrulaştırılmaya çalışıldığını belirten Kaya, "Çünkü, sistem bunu devam ettirdikçe erkek egemenliğini devam ettirecek" dedi. "Cinsel şiddeti uygulamak sapıklık mıdır?" tartışmalarının altında olayların "münferit" olarak algılatmak amacı olduğunu söyleyen Kaya, "Biz Özgecan'ın katiline sapık dediğimiz anda bunun her zaman olağanın dışında olduğunu söyleyerek meşrulaştırmış oluyoruz. Ama cinsel şiddet asla bir sapıklık değildir" diye konuştu.

Oturum, soru-cevap bölümünün ardından sona ererken konferans verilen aranın ardından devam edecek.

(za/çk/pu)
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.02.15   #146
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


Ana Sayfa Kadın
Yargı katillere

pek şefkatli!


HABER MERKEZİ
Güncellenme : 21.02.2015 00:39
Daha Özgecan’ın kanı kurumadı ama erkek düzeninin bekçisi polis-yargı ikilisi tecavüzcü katillere şefkat göstermeye devam ediyor. Zihinsel engelliye tecavüz edenlere ‘iyi hal’ uygulanırken, arabayla ezmek ‘ölüme sebebiyet’ diye tanımlanıyor, çocuk tacizine ise bir türlü delil bulunamıyor.

Erkek vuruyor yargı ve devlet koruyor!

Özgecan’ın katledilmesi ile günlerdir alanlarda olan kadınlar artan erkek şiddetine isyan ederken, yargı da kadın katillerini ve tecavüzcüleri ‘ak’lamaya devam ediyor

Günlendir alanlarda erkek şiddeti taciz ve tacvüzlere karşı isyan eden kadınlar, erkek yargının kadın katilleri ve tacüvüzcülere verdiği indirimler nedeniyle de öfke kusuyor. ‘Tahrik’, ‘İyi hal’ indirimleri ile erkekler ‘ak’lanırken dün de Antalya’da evine gelmeyi reddettiği için arabayla ezerek Hüsne’yi katleden saldırgan ‘kasten’ öldürmekten değil ‘sebebiyetten’ tutuklandı.

‘Kasten’ öldürdü ‘sebebiyetten’ tutuklandı!

Mersin’de katledilen Özgecan Aslan ve Üsküdar Çengelköy’de eşi tarafından katledilen Kübra K’nin ardından Antalya’da genç bir kadın erkek şiddetiyle yaşamını yitirdi. Evine gelmek istemeyen arkadaşı Hüsne Aslan’ı önce darp edip, ardından da arabayla sürükleyen Şahin Koçar isimli saldırgan, “kasten” değil, “ölüme sebebiyet vermek” suçundan tutuklandı.

Ablası gözlerinin önünde katledilen Aslan’ın kardeşi Cennet Aslan yaşadıklarını şöyle anlattı: “Bizi eve bırakmak için ikna etti ve arabaya bindik. Sigara almak için markette durmuştuk. Bu sırada kendi evine götürmek istediğini söyledi. Biz gitmek istemediğimizi söyleyince ablamı çok kötü şekilde dövmeye başladı. Ben kendimi dışarı attım. Etrafa bağırdım, ama kimse yardım etmedi. Ablam araçtan çıkmak için ayaklarını dışarı çıkardı. Bu sırada saçlarından tuttu ve son gaz sürükledi. Sonra ablamı dışarı attı, kapıyı kapatıp bastı gitti. Bu nasıl bir vicdandır.”

İndirimin yolu: Deli rölü

Amed’in Bağlar ilçesine bağlı Kaynartepe Mahallesi’nde 35 yaşındaki Emine Börü, 1 Aralık 2014 tarihinde eşi Ramazan Börü (41) tarafından karnına ve göğsüne isabet eden kurşunlarla katledilmişti. 17 Şubat’ta Ramazan Börü’nün yargılandığı davanın ilk duruşması görülürken, olaya tanık olan Börü’nün annesi Perihan Börü, kardeşi Nazlı Börü ile komşu ve esnaflar ise şahitlik yapmadı. Katilin cezai indirimden faydalanmak amacıyla rapor almaya çalıştığına dikkat çeken kardeş Fatma Güneş, “Deli olan biri cinayette susturucu kullanmazdı. Deli olmadığını herkes biliyor. Esnaf ve komşular şahitlik yapmak istedi ama hepsini tehdit etmişler” dedi. Hükümet yetkililerine seslenen Güneş, “Katilere hak ettikleri cezalar verilmecikçe bu katliamların önüne geçemeyeceğiz. Hükümete sesleniyorum eğer o koltukta oturuyorlarsa kadınlar sayesinde oturuyorlar” dedi.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 22.02.15   #147
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


⌂Ana Sayfaya
'Cinsel şiddet suçlarında

kadının beyanı esas alınmalıdır'


22 Şubat
13:292015

Yazdır

��Resimler ile Kaydet��Kaydet



İSTANBUL (DİHA) - İstanbul'da devam eden "Cinsel Şiddete Karşı Kadın Konferansı"nda konuşan YDK üyesi Rahime Kavrar, cinsel saldırı ve şiddet suçlarında kadının beyanının esas alınması gerektiğini belirterek, bu ilkenin cinsel şiddetle mücadelenin
en önemli ayaklarından biri olduğunu söyledi.

Yeni Demokrat Kadın'ın (YDK), cinsel şiddeti tanımlamak ve cinsel şiddete karşı mücadele yöntemlerini tartışmak amacıyla Taksim Hill Otel'de düzenlediği "Cinsel Şiddete Karşı Kadın Konferansı" ikinci gününde, "Kadın beyanı esastır, aksini ispatlama yükümlülüğü erkeğe aittir" ilkesinin tartışılmasıyla devam etti. Moderatörlüğünü YDK'den Aslı Ceren Aslan'ın yaptığı oturumda Filmmor'dan Melek Özman, YDK'dan Rahime Karvar ve İstanbul Feminist Kolektif (İFK) avukatlarından Deniz Bayram sunumlarını gerçekleştirdi.

'Cinsel saldırı ve şiddet suçlarında kadının beyanı esas alınmalı'

Oturumda sunumunu gerçekleştiren İFK avukatlarından Deniz Bayram, cinsel şiddet ve cinsel saldırı arasındaki farkı anlatarak, Türk Ceza Kanunu'nun bu suçlara nasıl baktığını değerlendirdi. Cinsel şiddet davranışlarının tamamının yasal olarak kriminalize eden davranışlar olmayacağını dile getiren Bayram, kadının sistematik olarak ev içi şiddete maruz kalmasını buna örnek verdi. Bayram, kadının sistematik olarak ev içi şiddete maruz kaldığını ancak yıllar süren psikolojik şiddettin de söz konusu olduğunu ifade etti. Tüm dünyada yapılan araştırmalara göre, cinsel saldırı suçunda ağırlıklı olarak etkilenenlerin kadın ve çocuklar olduğunu söyleyen Bayram, bu tür saldırıların "kapalı alan suçlar" kapsamında yer aldığını ve bu yüzden de çok az delillerin olduğu suçlar olduğunu söyledi. Bu gibi durumlarda kadının beyanının esas alınması konusunun devreye girdiğini belirten Bayram, "Örneğin, kadın asansörde tacize maruz kaldığında nasıl bir delil gösterecek. Bunu delillerle kanıtlamak zor.İşte o zaman kadının beyanı esas alınmalı" dedi.

'İdam tartışması devletin sorumluluğunu üzerinden atmasıdır'

Tecavüzün sadece bir birleşme olmadığını, kadının bedenine yönelik erkeğin bir güç oluşturmasının da tecavüze girdiğini dile getiren Bayram, Özgecan Aslan cinayetinden sonra tartışılan idam ve kimyasal hadım cezalarının kadına yönelik şiddet olaylarını münferitleştirmesi anlamına geldiğini söyledi. "İdam tartışması devletin sorumluluğunu üzerinden atması ve olayı bireyselleştirmesidir" diyen Bayram, kimyasal hadım cezalarının da amacının erkeklerin cinsel isteklerinin azalması anlamına geldiğini ve bunun da yanlış bir politika olduğunu belirterek, "Cinsel şiddet eşitsizlikten doğuyor. Dolayısıyla hormonal ilaç yöntemleriyle yok edilecek politika değildir" diye belirtti.

'Bu ülkede erkekler daha iyi bir şekilde inandırabiliyorlar'

"Biz, kadına yönelik cinsel şiddet eylemlerinde şunu söylüyoruz, kadın beyanı esastır, aksini ispatlama yükümlülüğü erkeğe aittir" diyen Bayram, şunları aktardı: "Çünkü bu ülkede erkekler daha iyi bir şekilde inandırabiliyorlar. Ama kadınların bu suçları rapor ettirmesi bile zorken bunu rapor ettiğinde polis, savcının çeşitli raporlarına maruz kalıyor ve özensiz bir araştırma söz konusu oluyor. Bu yüzden kadının beyanının esas alınarak etkili bir soruşturma yürütülmelidir."

'Kadının beyanı esastır' ilkesi cinsel şiddetle mücadele etmenin en önemli ayağı'

Oturumda konuşan YDK'den Rahime Karvar da "Kadının beyanı esastır" ilkesinin cinsel şiddetle mücadele etmenin en önemli ayaklarından bir tanesi olduğunu söyledi. "Özgecan Aslan'ın vahşi bir şekilde öldürülmeseydi Özgecan bugün yaşıyor olsaydı toplumun yüzde kaçı ona inanacaktı? Yani esas sorulması kadınlar taciz ya da tecavüze uğradığında toplum buna ne kadar inanıyor?" diye soran Karvar, kadınlar olarak bu sözü hayata geçirmeleri, bunun için de ilk olarak erkek şiddetinin sistematik bir şiddet olduğunu kabul etmek gerektiğinin altını çizdi.

Konuşmaların ardından, konferans forum bölümüyle devam etti.

(za/çk/pu)
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.02.15   #148
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


Yaşam
Kadına şiddet
nasıl önlenir?




Evde, ailede, toplumda, eğitimde, iş yerinde, sokakta, siyasette, medyada, dilde, tribünde, hukukta şiddeti önleme rehberi



- A +
TARİH23 Şubat 2015 10:29
İLGİLİ HABERLERTBMM'de kadınsız kadına şiddet komisyonu!Aile Bakanı kadına şiddete karşı elektronik bileklik uygulamasını anlatırken CHP'li Genel Kurulu terk ettiŞiddete Son Platformu'ndan kadına şiddete karşı 28 acil talep







Evde, ailede, toplumda, eğitimde, işyerinde, sokakta, siyasette, medyada, dilde, tribünde, hukukta 'kadına şiddet kültürü' kendine yer buluyor. Peki, bu durum nasıl engellenir? Radikal’in derlediği haberde, farklı alanlardan 20 uzman, günlük hayatlarımızda atacağımız adımlarla şiddeti nasıl kıracağımızı anlattı.
Ev-aile

1) Daha doğumda başlıyor: Neden bunlar oluyor, sorusunun cevabı için erkek çocuğun doğduğu âna bakmak gerekiyor. Nedir? Sevinç ve kutlamalar. Tersi olduğunda? “Niye sustun, kız mı doğdu?” Bunu eşitlemek gerekir. (Emel Armutçu)
2) Pipini göster oğlum amcalara!: Erkek çocuğu, ‘amcalara teyzelere gösterilen’, kesileceği zaman davullu zurnalı kutlamaların yapıldığı pipi yüceltmesiyle büyütmemek gerekli. Kıza ise “Sus, düzgün otur, ne regl mi oldun, çat” dememek... (Emel Armutçu)
3) Emret oğlum: Erkek çocuğu, her dediği (başta anne olmak üzere) kadınlar tarafından yapılan, istekleri giderek emre dönüşen bir varlığa dönüştürmemek şart. Büyüyünce “E fıtrat bu, aynen devam” demesini engellemek de. (Emel Armutçu)
4) Çok canlar yakmasın!: Erkek çocuklarına, küçük yaştan itibaren, “Kızları koluna takmış benim oğlum”, “Çok canlar yakacak”, “Kızlar kapısında kuyruk olacak” dememeli. (Pınar Mermer)
5) Oyuncaklardaki tehlike: Çocukların oyuncakları, oyunları kız erkek rollerine göre değil, insan olmak üzerinden seçilmeli. “Kızlar öyle bağırmaz. Eteğine dikkat et. Doğru otur. Böyle konuşma. Kızlar bunu yapmaz. Kızlar bununla oynamaz” denmemeli kızlara. Erkekler de kızlara bunların söylendiğini duyarak büyümezler böylece, kafalarında anlamsız ve tehlikeli kodlar oluşmaz. (Pınar Mermer)
6) Güç kullanmak ‘doğal’ gösterilmemeli: Çocuğun ev içinde (anne-baba arasında) veya toplumda tanık olduğu şiddet de onun gelişiminde benzer etkiyi yapar. Dayak, tokat atmak, kulak çekmek, tekmelemek... Bağırmak, aşağılamak, tehdit etmek, sınıftan atmak... Bu tür şiddetle karşılaştığı zaman, çocuk, yapılan bir yanlışın karşılığının şiddet kullanarak verileceğini öğrenmiş olur. Ayrıca, neyin yanlış neyin doğru olduğunu da öğrenemez, kendine güveni gelişemez. Güç kullanma onun gözünde ‘doğal’ bir davranış olur. (Sevda Bekman)
7) Reislikle gelen hak ihlali: Evde her şeyin sahibi ve karar vericisinin baba (o yoksa abi) olmadığını, erkeğin diğerlerini denetim altında tutmasının bir hak değil, hak ihlali olduğunu küçük yaşlardan itibaren öğretmek mühim. (Emel Armutçu)
8) Kadın erkeğin ailesine mensup değil: Aile içi şiddetin önlenmesi için gerek erkek gerekse kadının birbirini birey olarak kabul etmesi, eşit haklara sahip olduklarını kabullenmesi, evlilik ile kadının, erkeğin ailesinin bir mensubu olmadığı, yeni bir aile kurulduğu anlayışının yerleşmesi gerekir. (Ayşe Nuhoğlu)
Toplum

9) Eşit fırsat eşit olanak: Kadının, hayatın her alanında erkeklerle eşit fırsat ve olanaklara sahip olması gerekiyor. (Emel Armutçu)
10) Sorun mekân değil: Kadınların hayat tarzı üzerine tüm Türkiye önünde bu kadar çok konuşulması sonucu, bütün kamusal alanlar erkeklere her şeyi yapmaları için serbest bırakıldı. Yani sorun ‘mekân’ değil, tüm mekânların erkeklere mahsus oluşu. ‘Buton’ veya ‘pembe otobüsle’ de çözüm gelmez. Bu anlayışın değişmesi lazım. (Gülsüm Kav)
11) Çocuk yaşta evlilik engellenmeli: Bu evliliklere izin veren anne-babalara ciddi cezalar verilmeli. (Şahika Yüksel)
12) Cinselliği iktidar belirleyemez: Hiç kimse bir başkasının cinselliğini belirleyemez. Kadınların kendi doğurganlıklarını kendilerinin kontrol etmesi önemli. (Şahika Yüksel)
13) Eşit iş şart: Yoksulluk, şiddeti arttıran en önemli nedenlerden. Kadınlara mutlaka güvenceli çalışma koşulları sağlanmalı. Kendi yaşamlarını bağımsız şekilde sürdürebilecek gelir elde edebilmeliler. Çocuk doğurup evde çalışma tamamen bir aldatmaca. (Şahika Yüksel)
14) Sahaya inmeli: Türkiye’nin tüm cinsel yönelim ve cinsel pratik çeşitliliğini, yaşam tarzı farklarının çoğulluğunu ortaya çıkaracak çok geniş çaplı bir saha araştırması yapılmalı. (Alev Özkazanç)
15) RTÜK yasası değişmeli: Beden, cinsellik ve yaşam tarzı farklarının mevcut tüm çeşitliliğinin kültür ve medya alanında daha fazla görünür olması ve meşruiyet kazanması sağlanmalı, kadın bedeni ve cinsellik denetimini amaçlayan sansüre karşı çıkılmalı. RTÜK yasası ve uygulamalarının değiştirilmesiyle işe başlanabilir. (Alev Özkazanç)
16) ‘Tecavüzcü Coşkun’u daha ne kadar sevebiliriz?: Toplumda ’Tecavüzcü Coşkun’ gibi bir lakabın içselleştirilmesi ve sanki bir ‘sempati’ öğesi gibiymiş gibi kullanılması çetrefilli bir durum. Çok uzak geçmişte Yeşilçam’da Önder Somer bu tip rollerin simge ismiydi ama sonrakiler kadar el üstünde tutulmamıştı. Nuri Alço, Coşkun Göğen kendi isteklerinin dışında kuşkusuz sevildiler sayıldılar... Bu tuhaf sevda ‘hastalıklı’ bir refleksin tezahürü değil miydi? Toplum bu sıkıntı yaratan hallerinin artık ayırdına varmalı. (Uğur Vardan)
Eğitim

17) Müfredatta devrim: Kreş çağından başlayarak müfredata ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’, ‘büyüklerin zararlı dokunuşlarını anlama’, ‘sadece yabancılara değil, anne babaya karşı da haklar’ gibi dersler konmalı. (Emel Armutçu)
18) Yaşa uygun cinsel eğitim: Cinsel eğitim yaşına uygun olarak verilmeli. Cinsel eğitim vermek çocuğun cinsel aktivitesini arttırmaz, aksine sağlıklı, yaşında ve kontrollü olmasını sağlar. Kendini koruması için de önemlidir. (Bengi Semerci)
19) Açık toplum olmalıyız: Çözüm, acilen kapalı toplumdan açık toplum haline geçmekte. Kız çocukları, erkek çocuklardan ayırmadan yetiştirmekle işe başlanmalı. İlk yaşlardan itibaren beraber oynamalı, büyümeli ve okula gitmeliler. (Ayşegül Denizci)
İşyeri

20) Kadın iş sözleşmesini feshedebilir: Bir kadın işçinin işyerinde cinsel tacize uğradığını işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması, işçiye iş sözleşmesini derhal feshetme hakkı veriyor. Böyle bir durumda, diğer şartların da varlığı halinde, işçinin kıdem tazminatı alma hakkı mevcudiyetini koruyor. (Gökhan Erbaş)
21) Tacize uğrayan kadın ne yapabilir?: İşyerinde cinsel tacize maruz kalan kadınlar mutlak surette yöneticilerine veya insan kaynakları birimlerine durumu bildirerek tacizin önlenmesini talep etmeli. Yargıya intikal eden olaylarda Yargıtay, cinsel tacizin niteliği gereği gizli yaşanabilecek bir olay olmasından hareketle çok sıkı bir ispat aramıyor ve taciz mağduru kadınlar lehine yorum kaideleri getiriyor. Ancak bu kaidelerin işleyebilmesi için kadınların susmayarak gerekli şikâyet prosedürlerini işletmeye çalışması ve bu konudaki iyi niyetli gayretin mahkemelerce tespit edilebiliyor olması gerekiyor. (Emel Göçmen Bozoğlu)
22) Acaba taciz mi?: Mağdurlar ‘muhatabının davranışının taciz olarak yorumlanmayabileceği ve ispat zorluğu’ yönünde endişe taşıyabiliyor. Bu noktada failin davranışını, hangi iyi ya da kötü düşünceyle yaptığına değil, aksine söz konusu olayın makul bir kişi tarafından nasıl algılanabileceğine bakıldığının bilinmesi gerekiyor. (Gökhan Erbaş)
23) Bir SMS bile yeter: Bu olaylar duruma göre, mağdur tarafından önemsenmeyen bir SMS, e-posta veya görgü tanığıyla ispatlanabiliyor. (Gökhan Erbaş)
Sokak

24) Çığlıklara kulak kesilelim: Sokağa taşan şiddet, evin kapısının ardında, aile içi şiddette gizli. Bu haliyle de aile içi bir mefhum değil, hepimizin burnunu sokabileceği kamusal bir olay aslında. Bu yüzden şiddet gören kadınların çığlıklarına kulak olmalı komşular, o kulaklar seslere dönüşmeli. (Sibel Hürtaş)
25) Dayanışma ağları kurulmalı: Bunun için de öncelikle kadınların kendi yaşam alanlarında yaratacakları dayanışma ağları oluşturulmalı. Güvenlik ve korku söylemleri ile kadını eve kapatmadan ziyade, sokak sokak örülecek bu ağlarda rahatça kendilerini ifade edebilmeleri sağlanmalı. (Sibel Hürtaş)
26) Yeni bir mahalle dayanışması: Bugün kadın şiddet karşısında toplumdan hiçbir destek alamayacak şekilde yalnız bırakılıyor. Tabii bu ‘eski mahalle’nin iyi olduğu anlamına gelmiyor. Yeni bir kamusallık anlayışı oluşturulmalı. Mahalle dayanışması, şiddeti örten veya onu yok sayan noktadan, kadını koruyan ve onun hakkını savunan bir noktaya taşınmalı. (Sibel Hürtaş)
Siyaset

27) Siyasiler bir zahmet sussun!: Siyasetçiler, her gün kadın algısını daha da dibe iten “Eşitlik fıtratında yok”, “Kahkaha atmasın”, “İffetli olsun”, “Hamile hamile dolaşmasın”, “Çocuk doğursun”, “Evinde çalışsın”, “Tecavüze uğradıysa çocuk kalsın, o ölsün” gibi ayrımcı lafları bağırsaklarında eritsinler. Her birinin evde ve sokakta başka bir şiddete dönüştüğünü bilsinler. (Emel Armutçu)
28) Siyasal ağlar açılsın: Cinsiyetlendirilmiş ilişki ağları yüzünden kadınlar siyasal ağlara kolay giremiyor. Kota, olumlu önlem türünden politikalar ve mekanizmalar daha çok geliştirilmeli, kurallar göstermelik ve şifahi olmamalı, tüzüklerde yer almalı. (Serpil Çakır)
29) Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bakanlığı kurulsun: Aile Bakanlığı yerine, ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bakanlığı’ kurulmalı, genel bir eşitlik çerçeve yasası çıkarılarak toplumsal cinsiyet sorunları bütünsel olarak siyasi öncelik haline getirilmeli. (Alev Özkazanç)
30) Cinsiyet kurgusu açık edilmeli: Devlet, kadınların özerk ve eşit bir yurttaş olarak tanımlanması yolunda neler yapıyor ya da yapmıyor? Kaynaklar kadınların sorunlarının çözümünde yeterince ayrılıyor mu? Yasalar çıkarıyor, çıkarılan yasaları uyguluyor mu? Bu yolda mekanizmalar kuruluyor mu? Hepsine bakılmalı. (Serpil Çakır)
31) Denetleyici platformlar: Yasa koyucusundan hâkimine, kolluk kuvvetinden üniversite hocasına, öğrencisine, gazetecisine, kadın hareketine kadar herkesin bir araya gelip ortaklaştığı denetleyici platform ve yapılar kurulmalı. (Serpil Çakır)
Medya

32) Mağduru korumalı: Medya, saldırganın ifadesinden yararlanılarak hazırlanan, mağdur ve yakınlarını yaralayabilecek başlıkları veya mağduru küçük düşürücü durumlarda gösteren fotoğrafları kullanmamalı. (Yasemin İnceoğlu)
33) Cinayetin magazini olmaz: Medya, kadını ve kadın cinayetlerini sansasyonel biçimde cinayetin magazin yönüne odaklanarak vermemeli. (Yasemin İnceoğlu)
34) Kadınlar ‘kenar süsü’ olmasın: Obezite haberi mi var, günde 30 dakika spor ömrü mü uzatıyor, koy spor yapan seksi bir kadın neşemiz yerine gelsin. Bunlar topyekûn kalkmalı. (Banu Tuna)
35) Medyada yönetici kadınlar: Kadınların, medyada karar verici - yönetici pozisyonlarda daha fazla yer alması lazım. Neticede erkekler kulübünden toplumsal cinsiyet eşitliği yönünde bir ürün çıkması beklenemez. Erkekler pek çok durumda, kullandıkları ayrımcı dilin farkında bile olmuyor. (Banu Tuna)
36) Kadınların yeri belli!: Medyada kadınlara hâlâ cinsiyetçi roller biçiliyor. Gazetelerde bugün kadınların yönetici olarak en çok yer aldığı alanlar dış haberler, magazin, kültür sanat ve ekler editörlüğü. Her alanda görev yapabilmeliler. (Banu Tuna)
37) Kadınlar ‘kadın’ programlarında: Televizyonda kadınlara yönelik sabah programlarının saatlerce süren bir göbek atma, yemek pişirme, diyet-spor maratonundan ibaret olması ayrı konu. Televizyon programlarında ‘ciddi’ meseleler hemen her akşam erkek erkeğe tartışılıyor. Kadın uzmanlar, kadın, aile ve çocuk konularında hatırlanıp programlara davet ediliyor. (Banu Tuna)
38) ‘Kadın’ı terk edelim: ‘Kadın şoför’, ‘kadın doktor’, ‘kadın pilot’ gibi tamlamalar hâlâ terk edilemiyor. Oysa bırakmak çok kolay. (Banu Tuna)
40) Yaftadan kaçınmalı: Yaftalama ve etiketleme yoluyla kadının değersizleştirilmesi ve itibarsızlaştırılmasına özendirici yayınlar yapılmamalı. (Yasemin İnceoğlu)
41) Haber diline dikkat: Kadın, haber dilinde sürekli edilgen hale getiriliyor. Örneğin ‘talihsiz kadın’ kocası tarafından ‘öldürülüyor’. Oysa koca karısını ‘öldürüyor’. (Banu Tuna)
42) Şiddeti mazur gösteren başlıklara son: Şiddete veya cinayete gazeteci kendi eliyle mazeret buluyor. ‘Yaş farkı cinayeti’, ‘Namus cinayeti’, ‘Kıskançlık cinayeti’ gibi başlıklar cinayeti ya da şiddeti mazur gösteriyor. (Banu Tuna)
43) Kurbanda güzellik aranmaz!: Kadına şiddet olaylarında fail değil mağdur teşhir ediliyor. Bir insanın ölümünde bile estetik kriterler aranıyor, kurban kadın ne kadar güzelse, sayfalarda kendine o kadar fazla yer buluyor. (Banu Tuna)
44) İzdivaç programlarında kadın hep kurban: Halen yaygın olarak seyredilen izdivaç programlarında da kadınlar sanki vahşi kapitalizmin tutsağı olmuş birer mağdur yahut kurban olarak sunuluyor. (Kerem Doksat)
Dil

45) Erkeklerin ‘ceza’ dili değişsin: Erkekler penetrasyonu bir ceza, tahakküm, iktidar aracı olarak görüyor. Bu diline de yansıyor. Ceza verilene, hükmedilene de ‘kadın’ karakterini yüklüyor. Böylece hem kadını aşağılamış olup hem seksten ne anladığını (=hiçbir şey) belli etmiş oluyor. Türkçe yaratıcılığa müsait bir dil; illa kullanılacaksa cinsiyetsiz küfürler kullanılabilir. (5harfliler)
46) Ortamı bozmak lazım: Sosyal dönüşüm kadınlar açısından, erkeklerle konuşarak yaşanabilir. Gerektiğinde de dışlayarak. Ve gülmeyerek. Bunu söylemesi yapmasından çok daha kolay ama ‘ortamın tadını kaçırmaktan’ çekinmeyerek. Fakat hemen ‘bambaşka bir hayat’ diyerek durumu siyah-beyaz gibi algılamak da adil ya da pratik olmaz, içine saplandığımız taciz kültürünü değiştirmeye başlamak için herkesin ilk yapması gereken radikal karakter dönüşümleri yaşamak değil. (5harfliler)
47) Erkekler sıkça susabilir: Dilin rolü tabii ki çok önemli ve dilden bir şeyleri çıkarıp yeni algı ve anlayışlar getirmek inanılmaz büyüklükte bir çaba gerektiriyor. Birçok erkeğin havsalası bunu almıyor olabilir ama daha çok ve sık susabilir ve ne kadar çok ve sık açıklama yaptıklarını fark edebilirler. (5harfliler)
Tribün

48) Eskiden ‘hürmet’ edilirdi: Toplumla birlikte tribün de değişti. Futbolun ataerkil düzeni içinde, tribündeki toplu küfürden futbolcular arasındaki bireysel küfürleşmeye, yönetim kademesinde hiç denecek kadar az kadın olmasından yönetim kurullarında ‘rahat rahat’ konuşulsun, yurtdışı gezilerinde ‘rahat rahat’ hareket edilebilsin diye bilinçli olarak kadınları dışarıda bırakmaya birçok şeye şahit olduk. Küfür, önce tribünde sonra sokakta bağlamından tamamen koparak bir bağlaca dönüştü, banalleşti. Toplum değişince tribün de değişir. (Banu K. Yelkovan)
Hukuk

49) 102’nci madde netleştirilmeli: TCK’nın 102’nci Maddesi’nin acilen netleştirilmesi lazım. Eski ceza kanununda ırza tecavüz, ırza tasaddi ve sarkıntılık olarak üç ayrı suç tipini oluşturan eylemler yeni kanun ile sadece ‘Cinsel Saldırı’ olarak tek maddede toplandı. ‘Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi ifadesi’ ile de muğlak yoruma muhtaç bir hale getirildi. Bu tür durumların Yargıtay içtihatlarına bırakmayacak şekilde kanun koyucu tarafından netleştirilmesi gerekir. (Örneğin yine Yargıtay bir kararında “Birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar olayında mağdurun ancak bir kez ruh sağlığının bozulabileceğini, birden fazla sanığın olmasının önemi olmadığını” belirtmiştir.) (Serbülent Baykan)
50) İyi hal indirimine dikkat!: 102’inci madde metninin özellikle cinsel davranışın daha net yazılması, gerekirse TCK 6. Maddesi’ndeki tanımlar maddesine tanım eklemek suretiyle içtihadi olarak boşlukların doldurulmasının önüne geçilmesi gerekir. İçtihadın oluşması zaman alacağından böylesi olaylar toplum vicdanını zedelemeye devam edecek. Cinsel saldırı suçunun nitelikli hallerinde ya da tümünde TCK 62. Madde gereği iyi hal indirimi yapılamayacağı da maddeye eklenebilir. (Serbülent Baykan)



ETİKETLER
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.02.15   #149
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


ANASAYFA / KADIN


Elazığlı kadınlar

8 Mart’a hazırlanıyor





  • Eklenme Tarihi: 23 Şubat 2015 17:51
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken, mahallelerde, kadına yönelik taciz, tecavüz ve şiddetle mücadele konulu toplantılar yapan EMEP’li kadınlar, Fevziçakmak mahallesinde kadınlarla bir araya geldi.
Kadına yönelik şiddet ve çözüm yollarının tartışıldığı toplantıda konuşan kadınlar, mahallelerde kadın dernekleri kurulması için çalışma yürütmek gerektiğini söylediler.

Toplantının ardından EMEP’li kadınlar konuşan Merve Çivikaş, “Özgecan nezdinde bütün kadın cinayetlerini dur diyebilmek ve daha güçlü, daha örgütlü bir şekilde 8 Mart’ta sesimizi duyarabilmek için çalışmalarımıza hız vereceğiz” dedi. Kadınların seslerini duyurabilmek için örgütlü olması gerekliliğini vurgulayan Çivikaş, “Elazığ’da ne yazıkki bir kadın derneği yok. Bizim de uzun süredir gündemimizde olan bu konuyu mahalleli kadınların da isteğiyle hayata geçirmeye çalışacağız” dedi. (Elazığ/EVRENSEL)






Etiketler: Elazığ, 8 Mart, EMEP'li kadınlar
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 24.02.15   #150
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: İLERİ demokraside KADINA yobaz BAKIŞ.


ANASAYFA / KADIN


‘AKP’li vekiller

kadına yönelik

şiddeti savunuyor’



  • Eklenme Tarihi: 24 Şubat 2015 19:03
Meclis Kadına Yönelik Şiddetin Araştırılması Komisyonu üyeleri HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan ile CHP İzmir Milletvekili Hülya Güven, AKP’nin komisyon çalışmalarında kadına yönelik şiddeti meşrulaştırıp, kendi partilerini savunduklarını söyledi.
Meclis Kadına Yönelik Şiddetin Araştırılması Komisyonu üyeleri HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan ile CHP İzmir Milletvekili Hülya Güven, AKP’nin komisyon çalışmalarında kadına yönelik şiddeti meşrulaştırıp, kendi partilerini savunduklarını söyledi.
Şiddetin nedenleri ve önlenmesi amacıyla kurulan komisyonun çalışmaları hakkında DİHA’ya bilgi veren Aydoğan ile Güven, AKP ve MHP’nin kadın bakış açısından yoksun olduğuna vurgu yaptı.
HDP Diyarbakır Milletvekili Aydoğan, komisyonun seçim dönemine az bir süre kala kurulması nedeniyle çalışmaların 3 aylık bir zaman dilimine hapsedildiğini kaydetti. Komisyonda yer alan erkek vekillerin tutumunu da değerlendiren Aydoğan, kadına şiddet uygulayan erkeklerin böyle bir komisyonda yer almasını doğru bulmadığını söyledi. Aydoğan, “AKP ve MHP gibi kadın bakış açısı olmayan partilerin böyle önemli hassas konuda erkek vekil vermesi de sıkıntılı. AKP ve MHP gibi partilerde erkek egemen zihniyet anlayışı hakimdir. Mesela biz ısrarla komisyonda son 10 yıl içerisinde muhafazakar bakış açısı, toplumda kadına yönelik şiddeti artırmış diyoruz. Bu bile kabul edilmiyor. Tam tersi son 5 yılda kadına yönelik şiddet ve katliamların azaldığını söylüyorlar” dedi.
‘AKP HEM ŞİDDETİ HEM DE KENDİSİNİ SAVUNUYOR’
Komisyonun AKP ve MHP’li erkek üyelerinin kadınlara uygulanan şiddeti görebildiklerinden emin olmadığını ifade eden CHP İzmir Milletvekili Güven de, “Komisyondaki erkekler kadınlara yapılanları sadece kınama şeklinde geçiştiriyorlar. Evet kadına yönelik şiddet oluyor ama bunun nedenleri araştırılmıyor. Sonuç araştırılıyor kadına şiddet olmuş ne yapalım nasıl koruyalım demek isteniliyor. Bunlar önemli ancak şiddetin nedenlerine inmemiz gerekir. AKP’li üyeler bir yandan sürekli şiddeti savunuyor bir yandan da kendilerini savunuyor” diye tepki gösterdi. Güven, AKP döneminde kadına yönelik şiddet komisyonun defalarca kurulduğunu ancak rapor hazırlamaktan öteye gidilmediğini belirtti. (Ankara/DİHA)




Etiketler: Meclis Kadına Yönelik Şiddetin Araştırılması Komisyonu, HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, CHP İzmir Milletvekili Hülya Güven
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yobaz Sana ne Yılmaz Bakar Şiir ve Türkü-Ezgi Bölümü 0 01.12.11 01:28
Siz hic Yobaz Gördünüzmü ? Alevi Komik Anılar ve Olaylar 2 06.09.11 23:33
Kadina 85, İneĞe 375 lİra doĞum parasi Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 6 04.04.11 21:24
Dayak Yiyen Kadina Yardim Etme Dayak Yersin! DevrimChe Pir Yolu Haber Merkezi 5 20.02.11 20:31
Aleviler Yobaz Değildir Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 0 27.08.10 02:00






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2