19.11.13
|
#1
|
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jan 2013
Nereden: İstanbul
Mesajlar: 297
Rep Puani : 60
|
Hz. Muhammed’in Yazdıramadığı Vasiyet
Allah Resulü Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Gadir Hum’dan yetmiş gün sonra hastalanmıştı. Hastalığı günden güne şiddetlendi. Etrafında Ehl-i Beyt’i, yakınları ve sahabeleri toplanmışlar, Müslümanlar büyük bir acı ile karşı karşıya kalmışlardı. Hz. Muhammed Efendimiz, “Bana bir kâğıt, bir kalem getirin size bir vasiyet bırakayım, ta ki benden sonra dalâlete düşmeyesiniz” buyurdular. Allah’ın Resulü’nün hayatının sonunda yazmak istediği bu vasiyetin yazılmasına, orada hazır bulunan Hattab’ın oğlu Ömer, “Peygamber sayıklıyor” diyerek engel oldu. Şurası çok iyi bilinmelidir ki âlemlere rahmet olarak gönderilen Allah’ın Resulü, kendi aklı ile değil, şuhudları ile hareket ederlerdi. Çünkü “Levh-i Mahfuz” O’nun kitabı, “kalem-i â’la” ise yol göstericisi idi.
Bu hususu Kur’an’da da görüyoruz. Kur’an’da: “(Muhammed) sapmadı ve batıla inanmadı; O, arzusuna göre de konuşmaz. O’nun bildirdikleri, vahiy edilenden başkası değildir.” (Necm, 1-2-3-4) denilmektedir. Bu ayetten de anlaşılacağı gibi, Ömer’in müdahalesi yersiz idi. Çünkü Hz. Muhammed, Tanrı’nın izni olmaksızın tek söz etmemiştir.
Bu olanlardan kısa bir zaman sonra da Yüce Allah’ın Resulü, bu fani dünyadan Hakk’a yürüdü. Medine halkını ve tüm İslam âlemini karanlık ve hüzün bulutları sarmıştı. Bir yandan madde güneşi doğarken diğer yandan da bu âlemleri aydınlatan manevi güneş kaybolmuştu.
Hz. Ali başta olmak üzere Hz. Muhammed’in Ehl-i Beyt’i, yakınları ve özel sahabeleri, Hz. Muhammed’in naaşını yıkamak, cenaze hizmetini yapmak ile meşguldüler. Diğer bir tarafta da daha Hz. Peygamber’in na’şı yerde iken, yerine halife seçmek isteyenler, “Sakife-yi Beni Saide” denilen yerde toplanmışlar, Ebu Bekir’i halife seçmekle meşguldüler. Bu nasıl bir Müslümanlıktır ki henüz Peygamber’in cenaze hizmeti bile yapılmamışken naaşı yerde iken böyle bir hareketi kendilerine uygun görmüşlerdi.
İşte, böyle oldubittiye getirilerek adil olmayan bir seçimle Ebu Bekir halife seçilmiştir. Çünkü Cenabı Allah’ın övmüş olduğu ve “âlemlere rahmet olarak gönderdim” dediği Resulü’nün, “Ehl-i Beyt’im” dediği kimselerin hazır bulunmadığı bir seçim, gayri adil sayılırdı.
Hz. Muhammed’in vefatından müteessir olmadan, Gadir-Hum biatını ve velayet ayetini (Nisa, 59) hiçe sayıp Hz. Muhammed’in hiçbir vasiyette bulunmadığını iddia ederek hatta Peygamber’in vefatını bile fırsat bilip böyle bir seçime başvurmuşlardı. Bilindiği gibi, birinci halife Ebu Bekir, vefatından önce yerine Hattab’ın oğlu Ömer’i tavsiye etti ve vasiyet üzerine ikinci halife olarak Ömer seçildi. İkinci halife Ömer de vefatından önce altı kişilik bir şûra atadı ve Hz. Ali’nin ismini en sona yazdı. Seçilen şûra ise üçüncü halife olarak Osman’ı seçti. Eğer halife Osman’nın ölümü ani olmasaydı, vasiyet edecek zamanı olsaydı, muhakkak ki o da halife olarak Muaviye’yi tavsiye edecekti. Bu nasıl bir adalettir?
Yukarıda da söylediğim gibi Hz. Ali, Hz. Peygamber’in gerçek vasisi ve varisidir. Ancak Hz. Ali, İslam dininin parçalanmaması ve zarar görmemesi için yapılan tüm haksızlıklara sabır göstermiştir. Halife Osman’ın öldürülmesinden sonra Müslümanlar, Hz. Ali‘nin etrafında toplandılar ve kendisine biat ettiler. Böylece Hz. Ali, halifeler arasında Allah ve Peygamber’in emirlerine uygun ve Müslümanların desteği ile seçilen tek halifedir.
Hz. Ali’nin hilafeti 4 yıl, 3 ay sürdü. Hz. Ali’nin bu 4 yıllık hilafeti döneminde, kendine biat etmeyen Muaviye, bu sefer de halife Osman’ın ölümünde Hz. Ali’yi suçlayarak, kan davası peşine düştü. Hz. Ali’ye muhalefet edenler yalnızca Emeviler değildi. Ebu Bekir’in kızı Ayşe de Hz. Ali’ye karşı bulunanlardan idi.
27 Kasım 2011
2 Muharrem 1433
Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı
|
Sponsor Reklamlar
|
__________________
Aliyyen Veliyullah...
|
|
Alinti
|