Beynimizin disinda bir Alem varmi, yoksa bes duyumuz araciligiyla beynimizin icindemi olusturulmakta bu alem?
Mesela rüyalarimizda, gözler beynimize görüntü olusturacak her hangi bir sinyal göndermezken görebilmekteyiz.
Hipnoz altindaki biri elma yerken armut tadi alabilmekte. Sicakta üsümekte, cirkini güzel görmekte.
Sizofreni hastalari da bizlerden farkli seyler görmekte, farkli sesler duymakta.
Uzayli gördügünü söyleyen kisilerle peygamberlerin durumu da ayni degilmi?
Beynimizin disinda bir alem varsa, hepimizin ayni seyleri görmesi, ayni sesleri duymasi gerekmezmi? Eger o alem beynimizin icindeyse de, bu Aleme hükmeder olmamiz gerekmekte.
Yani kücük bir konsanrasyonla dünyanin bir baska yerini görmemiz, dünyanin bir baska yerinde konusulanlari duymamiz, istedigimiz tadi almamiz, hatta olaylarin gidisatini degistiriyor olabilmemiz mümkün olamali.
Sacmaliyorda olabilirim tabi
Ancak pirimiz Haci Bektasi Veli´nin Makalatinda ayet olarak verdigi su satirlar cok düsündürücü.
"Ey kullarım görmeyi göz ile mi, işitmeyi kulak ile mi, söylemeyi dil ile mi, tutmayı el ile mi, yürümeyi ayak ile mi, af olunmayı ibadet ile mi, hışmı günah ile mi, yanmayı od ile mi sanırsınız?" (Makalat)
Kainatin aynasiyim,
Mademki ben bir insanim. Hakkin varlik deryasiyim
Mademki ben bir insanim.
Aslinda mucizleri, kerametleri konusmayi pek sevmem.
Vilayet name de anlatilan hikayerden birinde Haci Bektasi Veli konsantra halinde ellerini uzatip bir seyler yapmaya calisiyor. Sonra ne yaptigini sorduklarinda ise, "Yetis ya erenler diye bir ses duydugunu" deryada fitrinaya yakalanan bir gemiye ellerini uzatip, unu kiyaya cekerek o insanlara yardim ettigini söylüyor. Bunlari söylerken de gömleginin yeninden bir balik düsüyor.
Bu hikaye bize cok sacma da gelse, konu ile ilgili oldugunu düsünüyorum.
Aslinda mucizleri, kerametleri konusmayi pek sevmem.
Vilayet name de anlatilan hikayerden birinde Haci Bektasi Veli konsantra halinde ellerini uzatip bir seyler yapmaya calisiyor. Sonra ne yaptigini sorduklarinda ise, "Yetis ya erenler diye bir ses duydugunu" deryada fitrinaya yakalanan bir gemiye ellerini uzatip, unu kiyaya cekerek o insanlara yardim ettigini söylüyor. Bunlari söylerken de gömleginin yeninden bir balik düsüyor.
Bu hikaye bize cok sacma da gelse, konu ile ilgili oldugunu düsünüyorum.
”Gök yüzünde 70 bin kandil asilidir ve o kandillerin her biri ol bu dünyadan 70 misli daha büyüktür” Pirimiz Haci Bektasi Veli burda gök yüzündeki yildiz ve gezegenlere dikkat cekerek 70 sayisini temsili olarak kullanmakta. Yani tasavvufta kullanilan bir cok sayi temsilidir.
"Alemlerin rabbi" kelimesindeki alemin sayisina baktigimizda da "onsekiz bin alem" diye temsili bir rakam kullanildigini görürüz. Yani bu sayi onsekiz bin´de olabilir, on sekiz milyonda milyarda. Burdan da akillara her insanin bir Alem olabilecegi gelmekte.
Kuran´da bunu dogrular ayetler varmi denilecek olunursa,
Bakara 31: Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi.
Allah meleklere varliklari göstererek isimlerini söylemelerini istemektedir. Ama melekler o varliklari ilk kez gördüklerinden, varliklarin ve isimlerinin ne olduklarindan bir haberler. Ama varliklar Ademin beyninde yaratildigindan Adem onlari devamli bir sekilde gömekte ve zorlanmadan isimlerini birer birer saymakta.
Allah´in varlik deryasinin Adem oldugunu anlayan melekler bu yüzden secde etmis olamazlarmi yani?
Sana derim sana dîvane aşık
Sen kıble ararsın kıble sendedir
Mevlam cemalim yaratmış nurdan
Din, iman ararsın iman sendedir
Kul Hüseyin.
Hararet nardadir sacda degildir.
Keramet hirka´da, tac´da degildir.
Her ne arar isen kendinde ara
Kudüste Mekkede hacda degildir.
Haci Bektasi Veli
Nefsini bilen Rabbini bilir. (Hz.Muhammed)
İsâ dedi ki: Eğer sizlere rehberlik edenler "İşte bakın, Melekût göktedir!" derlerse, bu demektir ki gökteki kuşlar size takaddüm edecektir. Eğer size onun denizde olduğunu söylerlerse, bu demektir ki balıklar size takaddüm edecektir. Hâlbuki Melekût sizin hem içinizde ve hem de dışınızdadır. Siz nefsinizi bildiğiniz zaman siz de bilinmiş olacaksınız. Ve o zaman anlayacaksınız ki sizler Hayy Olan Baba'nın oğullarısınız. Bunun aksine, eğer siz nefsinizi bilmeyecek olursanız, bu demektir ki siz fakirlik içindesiniz, hattâ siz fakirliğin ta kendisisiniz" (Toma Incili 3. söz)
Semada görüldügü gibi, bizden önvcekiler her seyi kendimizde aramamiz gerektigine dikkat cekmekteler.
Sanirim kendimizi tanimamizin yolud a bes duyuyu tanimaktan gecmekte.
Mevlana Mesnevisinde "Sen denizlere bakar da onu su sanirsin, oysa onlar alev alev yanan atestir," der.
Kuran´in Neml suresinin 88.ayetinde de,
"Sen dağlara bakar da onları donuk-durgun görürsün. Oysaki onlar, bulutların dolaştığı gibi dolaşmaktadır."
Acaba duyularimiz bize gerceklerimi yansitiyor yoksa hepsi bir hayalmi?