Dürüst olacağım

"Ledün ilmi denildiginde, bu ilmi bilenlerin ucarak dünyayi dolanabilecegi, ölüyü diriltebilecegi, nasil söylesem yani, Hz.Muhammede bile verilmeyen mucizeleri bu ilim sayesinde rahatlikla gösterebilecekleri akillara gelmekte. Acikcasi din adamlari ve medyumlar tarafindan öyle bir imaj yaratilmistir."
Şu paragrafı okuduktan sonra daha önceki kapanmış ilm-i ledün sohbetimizi de hesaba katarak sizin "Yahu arkadaş yok böyle bir şey." demeye getireceğinizi düşündüğümden yazınızın tamamını okumadım. Evet itiraf ediyorum, bu da bizim ayıbımız olsun, kusura bakmayın.
"İlm-i ledün", diğer bir adı ile batın ilmi, bir çok arenalarını barındıran şemsiye bir isimdir. Bahsettiğiniz Yusuf (a.s.)'a verilen rüya yorumculuğu, havvas, cifr, ilm-i tancim ve Hızır ilmi v.s. bunlardandır... Bunlar keşif yoluyla sahib olunacağı gibi ilham yoluyla da olunur. Bir de yrı olarak Hz. Hızır'ın sahip olduğu ilme özel olarak "ilm-i ledün" denir ki sadece zatı sahiptir. Bu bir tedbir alma gibi değildir. Kise tedbir almak için mimin bir ailenin bir bebeğini öldürmez... Hz. Hızır'ın bu ilmini görebilmek için şu Kehf suresinin şu ayetlerine bakmak yeterlidir:
65. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
66. Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.
67. Adam şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin.”
68. “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”
69. Mûsâ, “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi.
70. O da şöyle dedi: “O halde eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”
71. Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
72. Adam, “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi.
73. Mûsâ, “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.
74. Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.
75. Adam, “Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi.
76. Mûsâ, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.
77. Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi.
78. Adam, “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım.”
79. “O gemi, denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.”
80. “Çocuğa gelince, anası babası mü’min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.”
81. “Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik.”
82. “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.”
Diğer ledünni ilimlere gelecek olursak, bunlar batını ve itikdaı temiz kimselerin sahip olabileceği ilimlerdendir (keşf ile sahip olumak arzu edilirse). Bunun dışında bir sınav vesilesi olarak inanç ve batıni temizliğe bakılmaksızın ledünni ilimden biri veya birkaçının da verildiği kimseler bulunur. Yahut yine kimileri bir takım sahte haller ile (örnek yogiler) bu ilimlere sahip olabilirler. Batın ilimleri adı üzerinde fizikötesi ilimler olup fen ilimleri bu sınıfa dahil edilemez.
Aslında batın ilimleri, modern batı dünyasının "ak büyü" isimlendirmesinden başka bir şey değildir. Hakikatte büyü vardır ve yasaktır. Onların "Tanrısal büyü" olarak nitelendirdiği o haller işte tam da ilm-i ledündür ki bir çok dalları bulunur. Hanedana verildiğinden bahsettiğiniz ilmler de bunlardır değerli Can. Mesela hüddam çağırma ile onlara geleceğe dair sorular sormamak kaydıyla yardım istemek bunlardandır. İlm-i tancim veyahut cifr ile Hakk gaybi izn-i ilahiyle malum etmektedir.
Aklıma yazacak bir şey gelmiyor, siz eleştirin ki gelsin hadi