Sen o ayeti yanlis yorumluyorsun. O ayet senin bahsettigin konuyla ilgili degil. Seklindeki yaklasimlar ulemaliga soyunmak anlami tasir. Kuran´ ise din adami ve ulema tabirlerini kabul etmez. Ayetleri herkesin kendisinin okuyup üzerinde derin derin düsünmesini ister.
Icimizde bu konu hakkinda derin bilgi sahibi olanlarin, yazilanlari kücümsemek yerine, bildiklerini paylasmalarini dilerim.
FIZIK BEDENIN EVRIMI:
Topraga gömülmüs bir fizik bedenin reenkarnasyonunu:
Insan bedenindeki hücrelerin dagildigi görülür; bitkiler bu hücrelerin bir bölümünü emerler ve bu bitkileri yiyen bir vejeteryanin vücudunda ölmüs olan kisiye ait bu hücreler daha cabuk gelisip olgunlasirlar. Ancak bitkiler genelde otobur bir hayvan, örnegin sigir tarafindan yenmislerdir ve fizik bedeni kendilerinde reenkarne etmis olan bitkisel hücreler sigir tarafindan sindirilirler. Hayatta olan bir insan bu sigirin etini yer ve ölmüs olan kisinin fizik bedeninden gelen hücreleri sindirmis olur.
Böylece insan planina ait fizik bedenin yeniden insan planina reenkarne olusuyla devre tamamlanmis olur.
Yakilan fizik bedenin reenkarnasyonu:
Bedenin yakilip kül edilmesi durumunda ise insan, eski insan bedenine ait ilkeleri solunum vasitasiyla gaz halinde sabitlestirir; bitkilerde bunlari ayni yolla tesbit ederler; küllere gelince, bunlar toraga karisirlar ve bitki liflerinin ve hayvan kemiklerinin bilesimindeki baslica bölümü teskil ederler.
Sonuc olarak burda yalnizca ve yalnizca fizik beden acisindan, eski simyagerler tarafindan kuyrugunu isiran bir yilan seklinde simgelestirilmis olan devrenin tamamlandigini görmekteyiz.
benim anladığım inandığım reenkarne tanrının bizlerde maddeyi yaşamları yaratıcılığını deneyimlemesi isteği.
ilk ışıkla evren yaratılırken yani bizim evrenimiz oluşan materyallerden yaşamlar başladı.
materyallerin oluşması içinde gezgen şart yani mekan şart.
ilk oluşan şeyler meydana gelirken içindeki ruhsal enrji dolayısı ile
(canlı cansız herşeyin içinde hareket ettiren tanrı parçacığı)
ruhsal bölgeler astral mekanlar boyutlar katlarda oluşmaya başldı.
bu kurandada var şu an hatırlamıyorum arayıp bulmak lazım kuranda dereclerden bahsediliyor.
1.kat toprakla ilgili: bitkiler taşlar mineraller böcekler. öldüklerinde yokolmayıp
enerjileriyle var oldukları astral bölge....bu bölgelerden birini taşların kayaların enerji bedenlerinin yaşadığı ruhsal bir mekanı lücid rüya olarak deneyimledim.
öyle bir mekandıki bütün kayalar bilinçliydi ve var olduklarının farkındaydılar
2.kat hayvnlar .öldükten sonra enerjilerinin astral bedenlerinin gittikleri
bölge.bu ortamlardan birinede girdim .
3.kat insanların yaşdığı bölge bu bölgeler arasındada katlar derecler mevcut.
3.kattan sonra insan olarak 4.kat 5.kat diye dereceler yükselir.taki tanrıya ulaşana kadar.
yani tekamülde reenkarnasyonda maddesel bölgelerle ruhsal bölgelerin etkileşimiyle gerçekleşir.....
suns sun can siriusun evrenimizin merkezi olduğundan bahsetmişsiniz.
ben bilim adamı değilim.bilim adamları elbette daha doğru yanıt verebilirler.
fakat düşünüyorumda siriusun merkez olup olmadığını anlamamız için evrenimizin şeklini bilmemiz gerekir.
Konu cok dalli budakli.
Dinsel yönleri, bilimsel yönleri var.
Farkli farkli bir birini destekler ve yalanlar bicimde inanclar, farkli farkli adlandirmalar var.
Ruhsal, bedensel ve gezegenler arasi boyutlari var
Bu yüzden insan hangi yörenin, hangi inancin reenkarnasyon inancini yazacagini sasiriyor.
Yani sistemli bir sekilde konuya basindan baslayip, neticeye kavusturmaya calismak imkansiz.
Iyisimi biz ordan burdan, aklimaza gelen, elimizde bulunan bilgi belge ve tahminlerimizi paylasalim derim.
canlar birbirimizi rencideedecek kelamlardan uzak duralım lütfen. kalemlerimiz klavyemiz çalışsı
hz ali ne dedi kalp güzel olursa dilden güzel söz çıkar
İmkansız değil, fakat benim için muallakta olan bir konu. Son kararımı ne zaman veririm bilinmez. Başka inançlardan geçmiş olma ihtimali var. Hindistandaki kast sistemi de reenkarnasyon inancından kaynaklanmıyor mu?
Big Bang hala bir teoridir, Sirius ( Kuran'da geçen ibaresiyle Şira Yıldızı, Zend Avesta'da da geçer) da böyle kimi bilim adamlarının inandığı bir teori KRİSTAL Can. Ben sadece ikisini ilintili konular olduklarından mütevellit ard arda andım. Bu araştırmalar ile ilgili internette veriler bulabilirsin.
Yanlış hatırlamıyorsam dağılan enerji dalgalarına, boyutları ve yönlerine dayanarak iddia edilen bir konu Sirius'un kainatın merkezi olması. Fizik'teki dalgalar malumatını hatırlıyor olmalısınız. Onun ile ilintili. Fakat zaten Big Bang var ise, bir Merkezi olması zorunlu değil mi? Kuranda da Necm Suresinda "Şira yıldızının rabbi odur." ayeti beşeri vahdaniyetin, tek noktanın tanrısı O'dur da niçin siz başka başka batıl olanlara taat ediyorsunuz diyor. Dahası aslında iki yıldızdan oluşan bu takım yıldızı (Sirius A ve B) birbiri çevresinde 49,9 yıl da bir bir yay izerek dolanırlar. İlginç bir tevafuktur ki Şira yıldızının geçtiği Sure 49. Necm Suresi olup aynı surenin 9. ayetinde "Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı. " der. Tabii ki bu dolanımın 49.9 yıl olmadığını savunan astronomlar da bulunuyor. Fakat aklıma gelen mesela Harvard Üniversitesi bu rakamsal değeri baz alarak çalışmalarına devam ediyor.
Wikipedia'da da güzel bir özet var Sirius ve tarihi ile ilgili:
DABBE Can, estağfirullah eğer "ulemaya soyunma" sözün bizeydi ise bizde öyle bir hal yok. Fakat bireysel olarak hakikatin bir olduğuna onun farklı görünüşlerinin bulunduğuna inanıyorum. Fakat bu her görünüşün hakikat olduğu manasına gelmiyor. Yani demek istediğim Değerli Can, mükemmel doğru vardır ve ona erişilir, fikircilik akımının insanlarımızda yarattığı "Bu böyle olmasa da ben böyle inanıyorum, bu benim görüşüm, kimseyi ilgilendirmez." ifadelerinden de pek hoşnut olduğum söylenemez. Fakat muhakkak ki hakikat ışığı fikirlerin kavgasından doğar. Onun için bir kimse ikna olmadan bir (batıl dahi olsa) görüşü bırakmaması gerekir. Ve ben sizinle aynı fikirde değilsem de sizin düşüncelerinizi ifade edebilmenizi sonuna kadar savunmam gerekir. Sizden de sizinkinden daha tutarlı, bilimsel ve mantıklı bir düşünce ile karşılaştığınızda eski düşüncenizi terk etme erdemini göstermeniz beklenir. Benim de keza ikna olduktan sonra, cahilane bir tavırla inatla ayak diretmemde aydınlık ve insanlık olamaz. Benim de aynı şeyi yapmam gerekir.
Büyüklerimden dinlediğim ve kendi yaptığım araştırma ve çalışmalar neticesinde Reenkarnasyon ve Evrim'in var olduğunu fakat tenasühçü ve evrimcilerin inandığı şekilde bu olayların, genellersek, vuku bulmadığına kanaat getirdim. Her ikisi de kısmen doğrudur, tenasühün bazen tenasühçülerin inandığı şekilde gerçekleştiği de olur. Onun için ben ikise de kesinlikle yoktur diyemiyorum. Var desem de yalan söylerim.
Dünyaya düsmüs olan isyanci ruh, inanan kisiye ne zaman bir zarar yada kötülük ulastirirsa, azap ve cezaya maruz kalir ve 7 defa ruh devresinde ölür. 1 yasindan 10 yasina ulasincaya kadar tanrisal zuhuru tanimaz. Yeniden dünyaya geldigi her seferinde 1 yil daha gec ölür. 5 yasinda öldügünü görürsen ve 4 defa daha ayni yasta ölürse 2 defa daha ölmesi gerek. Her seferinde burda icli disli oldugu yerde gelir.
Duygusal ruh devresinde, yani 10,20 yas arasinda ölürse inanan olsun, günahkar olsun daha önce yasamis oldugu hanedanda dogar.
Sehvet ruhu devresinde, yani 20,30 yas arasinda ölürse, daha önce sohbette bulundugu hanedanda kadin olarak dogar.
Iman ruhu devresinde, yani 30,40 yas arasinda ölürse, ister kafir olsun ister inanan olsun iyi bir izlenim birakmis oldugu hanedanda dogar
Ilim ruhu devresinde, yani 40,50 yas arasinda ölürse, kendisinden ilim ögrenmis olduklari ister kafir olsun ister inanan olsun onlarin hanedaninda dogar.
Akil ruhu devresinde, yani 50,60 yas arasinda ölürse, ister inanan, ister günahkar, ister mecusi, yahudi yada hiristiyan olsun, din ve mezhebini almis oldugu hanedanda dogar.
Kutsal ruh devresinde yani 60,70 yas arasinda ölürse, dünyadaki her din ve mezhebe karsi dostluk ve kardeslik gözüyle baktigi ve iman ettigi hanedanda dogar.
70 yasini asarsa devreler yeniden baslar.
Bu duygusal ruh: Kutsal ruh devresinde ölürse, zenci, siyah, hint ve habesliler arasina konar. Ilim ruhu devresinde ölürse, Türk cehreliler ve devrisler arasina konar. Iman ruhu devresinde ölürse, Yahudiler arasina konar. Sehvet ruhu devresinde ölürse, ciblak kadinlar ve ickiciler arasina konar. Duygusal ruh devresinde ölürse, günahkarlar ve Deccaller arasina konar. Ünlü (Namiye) ruh devresinde ölürse, inananlar ve isyancilar arasina konar.
Yine tatmin olmus ruh, bu kalpten beyin makamina gelirse, onun üzerine bir peygamber ismi düser, ondaki alcakliklar gider.(Ümmül Kitab - Imam Muhammed Bakir - Ismail Kaygusuz s.206,207)