kabul edilmeyen ALEVİLİK,kabul edilmeyen inanç merkezi cemevi, Aleviliği asimile için her türlü entrika VE DÖNEK ALEVİLERLE, ALEVİLİĞİ ASİMİLASYON ÇABALARI,
VE muaviye yezit iktidarına karşı kararlı mücadele ve direniş, dersimden maraşa,maraştan sivasa, sivastan gaziye, roboski ve reyhanlı katliamlarını yapanları ve yaptıranları bu katliamları kınamayanları insanlık adına kınıyoruz . VE ALEVİ KATLİAMI İÇİN MAZERET GÖSTERİLEN AZİZ NESİN, SADECE MASALDIR, AMAÇLARI ALEVİ KATLİAMIDIR TIPKI MARAŞTAKİ,ÇORUMDAKİ GİBİ.
Unutma, 1993 Yılında Sivas Katliamında Neler Oldu?
Sivas katliamı.
1993 yılı.
35 kişi öldü.
Yanarak ve boğularak öldüler.
Unutma. Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında aralarında Aziz Nesin’in de olduğu pek çok sanatçı ve fikir insanı Sivas’a geldi
1 Temmuz 1993′de Sivas’a gelen aydınlar Vali Ahmet Karabilgin’in davetlisiydi
Bu arada Aziz Nesin’in Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri kitabını Türkiye’de yayımlaması İslam dünyasının tepkisini çekmişti
Ali Nesin daha sonra babasının aslında kitabı yayımlamadığını söyleyecekti
Olayların tansiyonu, şenliklerin ikinci günü, 2 Temmuz 1993′te yükseldi
Binlerce kişi cuma namazından sonra Hükümet Konağı’na yürümeye başladı
Hükümet Konağı’nı taşlayan grup ardından Madımak Otel’e ulaşarak slogan atmaya devam etti
16 bine yakın olduğu bilinen göstericiler “Şeytan Aziz”, “Sivas Aziz’e mezar olacak” sloganları atarak otel önüne geldi
Grup ilk önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi
Daha sonra otelin perdelerini tutuşturmak suretiyle oteli ateşe verdiler
O esnada Metin Altıok, Uğur Kaynar ve Behçet Aysan kendilerini savunmak (!) için süpürgelerle bekliyorlardı
Otele sığınmış olan aydınlardan aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin’in de bulunduğu…
35 kişi yanarak ya da boğularak hayatını kaybetti
35 KİŞİ YANARAK YA DA BOĞULARAK ÖLDÜRÜLDÜ!
35 CAN…
Aziz Nesin kendi imkanlarıyla hayatını kurtarırken, linç girişiminden de son anda kurtarıldı
3 Temmuz günü otel bu hale gelmişti
Otel ateşe verilmeden birkaç saat önce çekilen bazı fotoğraflar her şeyin planlı olduğunu ortaya koyuyordu
Benzin bidonunun yanı sıra, molotofumsu silahlar da vardı
Bazı görüntüler kafa karıştırmıyor da değildi
Akşam saatlerine doğru 2 günlük sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve güvenlik güçleri kontrolü ancak ele aldı
Olaylardan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı, bu sayı ilerleyen günlerde 190′ı buldu
Gözaltına alınanların 124′ü hakkında “laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma” suçundan dava açıldı.
26 Aralık 1994 yılında alınan kararla 22 sanık 15, 3 sanık 10, 54 sanık 3 ve 6 sanık 2′şer yıl ceza aldı. 37′si serbest bırakıldı
Yargıtay 9. Ceza Dairesi katliamın “Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu” söyleyerek bu kararı bozdu
28 Kasım 1997′de alından kararla 33 sanık idama cezasına, 14 sanık 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı
Yargıtay 9.Ceza Dairesi bu kez hapis cezalarını onarken, idam cezalarını usulsüzlük nedeniyle bozdu
Sanıkların avukatları arasında Refahyol iktidarı Adalet Bakanı Şevket Kazan da vardı
Bununla beraber diğer avukatlardan 8′i AKP Milletvekilliği yaptı
16 sanık 2000 yılında yeniden idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezası kalktığı için cezalar müebbet hapse çevrildi
Bu süreçte firar eden Sivas Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak ve diğer 8 sanık halen yakalanamadı
Davanın firari olan kişilerle ilgili olan kısmı 13 Mart 2012′de zaman aşımından dolayı düşürüldü
Başbakan’ın zaman aşımıyla ilgili yorumu ise şöyleydi:
2010 yılında Madımak Oteli’nin kamulaştırılma süreci başladı
Halkın istediği aslında Madımak Oteli’nin müze olmasıydı
Kamulaştırılma davası tamamlandığında Madımak Oteli, Bilim ve Kültür Merkezi oldu
Katliamda ölen 37 kişinin ismi otelin lobisinde yapılan panoya alfabetik olarak yazıldı
Bu listede oteli ateşe verirken ölen 2 kişinin adı da yer aldı
Sivas Valisi Ali Kolat, olaya insan merkezli baktıklarını, hiçbir ayrım yapmadıklarını söyledi
Yıl 2013. Sivas’ta ölenler unutulmadı.
Sivas’ı sen de unutma. Yananları, boğulanları, ölenleri unutma.
----------------------------------------------------------------------
ALEVİ CANLARIMIZA BELİRTMEK GEREKİRKİ,
YUKARIDA SİVAS KATLİAMINI YAPAN CANİ ŞEBEKESİ,
İÇERİSİNDE OLAN BOZKUT İŞARETİ YAPANLARLA,
AYNI C. BAŞKANI ADAYINA (ÇATI ADAYINA) OY VERMEYİ,
İÇİNİZE SİNDİRECEKMİSİNİZ,
MARAŞ VE SİVAS KATLİAMINI YAPANLARIN,
IŞİD CANİLERİNDEN NE FARKI VAR.!!!!!!!!!!
SİVAS ŞEHİTLERİMİZİ ANIYORUZ,
SİVASI UNUTMA UNUTTURMA.
Sponsor Reklamlar
__________________ Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates
HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.
Cevap: SİVAS Katliamında 21.yıl ve ÇORUM KATLİAMI.
ekmel e sorun,
aleviliği ve ibadethaneleri olan cemevlerini,
kabul ediyormu,
MALATYA,MARAŞ,SİVAS KATLİAMLARINI KINIYORMU,
kürtlere döne döne verilen,
anadilde egitim hakkini taniyormu,
yoksa yok akp den farklari,
biri statüonun sağ cebi diğeri sol cebidir,
hangisi kazanirsa ezenler ve sömürenler kazanacaktir,
halklar ve ezilen kitleler kaybedecektir,
temel özgürlükler ve insan haklarını,
barış ve kardeşliği savunan adayı destekleyin....
Sponsor Reklamlar
__________________ Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates
HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.
ŞIRNAK - DİHA
Güncellenme : 01.07.2014 14:34
Roboskili aileler, Sivas'ta 33 aydının diri diri yakılarak katledilmesini kınamak ve Alevi toplumunun acısını paylaşmak için Sivas'a gitmek üzere yola çıktı.
Roboski'de TSK'ya ait savaş uçaklarınca gerçekleştirilen bombardımanda katledilen çoğu çocuk 34 sivilin aileleri, 2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak Otel'de diri diri yakılan 33 aydını anmak ve Alevi toplumunun acısını paylaşmak üzere Sivas'a doğru yola çıktı. Sivas katliamının Roboski katliamından farksız olduğunu kaydeden aileler, Sivas'ta binlerce Alevi ile dayanışma içinde olacaklarını ve adalet talep edeceklerini aktardı.
Roboski katliamında 2 kardeşini ve çok sayıda yakını kaybeden ve BDP PM üyesi Ferhat Encü, "Biz Roboskili aileler olarak Sivas katliamının 21'inci yılında Alevi halkı ile birlikte acılarını paylaşmak amacıyla Sivas'a gidiyoruz. Sivas katliamını gerçekleştirenlerle Roboski katliamını gerçekleştirenlerin aynı zihniyette olduklarını bir kez daha belirtmek istiyoruz. Roboskili aileler olarak defalarca dile getirdik. Türkiye geçmişinde yaşanan katliam ve soykırımların hesabı sorulmadığı için 2011 yılında Roboski katliamı yaşandı. Eğer Sivas'ın, Dersim'in, Koçgiri'nin, Zilan'ın, Ağrı'nın hesabı sorulsaydı, Roboski katliamı yaşanmazdı. Katliamların son bulmasını istiyorsak, Roboski katliamının failleri aklanmadan hesap sorulmalı. 33 canı diri diri yakan zihniyeti, Alevi katliamını gerçekleştirenleri burada bir kez daha kınıyor ve lanetliyoruz" diye konuştu.
Roboskili aileler, HDP'li milletvekilleriyle beraber Sivas'a gitmek üzere yola çıktı.
Sponsor Reklamlar
__________________ Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates
HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.
Kırmızı Haber | 02 Temmuz 2014 | Alt Manşet, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Üst Haberler
madı
Alevi-Bektaşi dernekleri, çeşitli siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarının destek vereceği anma programı kapsamında, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş konuşma yapacak.
Radikal - Sivas’ta, 2 Temmuz 1993’te yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden 33 yazar, ozan ve düşünür katliamın 21’inci yılında anılıyor. Sivas’ta Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tarafından düzenlenen etkinlik saat 10:00’da Pir Sultan Cemevi önünde başladı. Etkinlik Madımak Oteli önünde son bulacak.
Geçen yıllarda yaşanan olaylardan dolayı Sivas anmaları için bu yıl da yoğun polis önlemleri alındı. Polis, kent girişlerinde arama noktaları oluştururken, kente giriş yapan araçları da tek tek aradı. Öte yandan kentteki MOBESE sayısı da arttırıldı. Sadece yürüyüş güzergâhına 82 MOBESE yerleştirildi.
Dakika dakika Sivas katliamı
Çocuklarını kaybeden Roboskili aileler de Sivas’ta geldi. Sivas katliamının Roboski katliamından farksız olduğunu söyleyen aileler, Madımak katliamının üzerinden 21 yıl geçmesine rağmen adaletin yerini bulmadığını belirterek Sivas’a gideceklerini daha önce kamuoyuna duyurmuştu.
HDP’LİLER SİVAS’TA
HDP’nin Köşk adayı eşbaşkan Selahattin Demirtaş ile partinin bir diğer eşbaşkanı Figen Yüksekdağ Sivas’taki anmaya katılmak üzere kente gitti.HP’li milletvekilleri burada yürüyüşe katıldı. Demirtaş, Madımak’ın önündeki törende bir konuşma yapacak. HDP’li vekiller ile MYK üyeleri de hazır bulunacak. Bir açıklama yapan HDP, Sivas katliamının tam olarak aydınlatılmadığını, katillerin bir kısmının yakalanmadığını, yargılamaların uzatıldığını ve suçluların korunduğu belirtti. Açıklamada, “AKP Hükümeti de katliamın arkasındaki karanlık güçleri açığa çıkarmadı” dendi.
İHSANOĞLU DAHA SONRA GİDECEK
Cumhurbaşkanlığı yarışında adaylığını ilk açıklayan isim olan CHP ve MHP’nin çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu da Hacı Bektaş Veli’ye gidecek. Köşk programı kapsamında memleketi Yozgat’ta bulunacak olan İhsanoğlu, 3 Temmuz’da Hacı Bektaş ve Kırşehir’e geçecek. İhsanoğlu Neşet Ertaş’ın mezarını da ziyaret edecek.
NE OLMUŞTU?
2 Temmuz 1993’te Sivas’ta “Pir Sultan Abdal Şenlikleri” sebebiyle Madımak Oteli’nde bulunan 33 yazar, ozan, düşünür otelin ateşe verilmesi üzerine hayatını kaybetti. Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, aralarında Aziz Nesin, Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin’in de bulunduğu pek çok sanatçı ve fikir insanı dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin’in özel davetlisi olarak kente gitmişti. Bir süre sonra özellikle Aziz Nesin’nin kente gelişini bahane eden büyük bir kitle Madımak Oteli’nin etrafını sarmış ve ateşe vermişlerdi. Uzun süre otelde kurtarılmayı bekleyen 33 kişi, dumandan zehirlenerek ya da yanarak can vermişti. Aziz Nesin sağ kurtarılanlar arasında yer almıştı. Olaydan sonra 190 kişi yakalanmış, 124’ü hakkında “Laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma” suçlamasıyla dava açılmıştı. Geçen zaman zarfında sanık sayısı tahliyelerle 33’e düşmüştü. Madımak Olayı’nın kilit ismi olarak anılan, dönemin Sivas Belediye Meclisi üyesi Cafer Erçakmak ve Yargıtay’ın 1997’deki bozma kararından sonra firar eden sekiz sanık ise halen yakalanamadı. Davanın firari olan beş sanık ile ilgili kısmı ise 13 Mart 2012’de zaman aşımına uğrayarak düştü.
RESİMLER İÇİN TIKLA
Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi Sivas Katliamının 21. yılında Cemevinde anma programı gerçekleştirdi.
02 Temmuz 2014 Çarşamba 18:37
Kılavuz’’ Sivas utancını temizlemek mümkün’’
Cemevinde gerçekleşen anma etkinliğine Akdeniz Belediyesi Başkanı Mehmet Fazıl Türk, ve Eş Başkanı Yüksel Mutlu, Yenişehir Belediyesi Meclis Üyesi Erkan Tümer, Yenişehir Belediyesi Meclis Üyesi Ersin Serin Sivil Toplum Kuruluşlarının Temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Sivas da Katledilen canlar için bir dakikalık saygı duruşunun ardından Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi İnanç. Kurulu Üyesi Erdoğan Sevin Dede Gülbenk Okudu.
Binlerce yıl, binlerce kilometre sonra dahi Aleviler yastadır.2 Temmuz’un anlamı tarihteki bu devamlılıkta aranması gerektiğini ifade eden Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi Başkanı Hasan Kılavuz Dede,
Alevilerin hafızasında unutulmayan tarihi günler vardır.
Bu günlerin acıları ilikten kemiğe ruhumuza işlemiştir. Silmek istesek de olmuyor.Kasım 1239 Malya ovası Baba İshak şahdeti , Selçuklu zulmünü hatırlatıyor. 18 Aralık 1416 Şeyh Bedreddin’i hatırlatiyor ve Osmanlının Zulmünü. 23 Ağustos Çarşamba 1514- Çaldıran Yavuz Selim’in zülmünü hatırlatıyor.22 Haziran 1527 Şah Kalender Çelebi şahadeti, Kanuni’Süleyman’ın zulmü, babasını aratılıyor.24 Nisan 1921 Koçgiri, 1937 – 1938 Dersimi
18 Aralık1978 Maraş katliamı,5 Temmuz 1980 Çorum katliamı, 2 Temmuz 1993 Sivas katliamı, Sivas Madımak katliamı gerek Alevi örgütlenmesinde gerekse Alevilerin bilincinde bir dönüm noktası olmuştur.’’dedi
Aleviler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni laik bir devlet olarak görüyorlar.
Bu nedenle de, dinci ve bağnaz gerici gurupların saldırıları karşısında laik devletin kendilerini koruyacağına, kendi yanlarında yer alacağına inanıyorlar.
Devlet ve dinci gericiliğin iç içe geçmiş olmasının bilincine varmamak ölüm getiriyor.
Şehit olanların her biri Ümit ve gelecek vaad ediyordu.
İnsan oğlunun var oluşundan beri hiçbir dinde ve inançta Tekbir getirerek Su ve Güneşe saldırıp katledilmemiş.
Orada yakılanlar, günah ve ihtirasların kirletmediği su kadar aziz, saf ve temizdiler.
2 Temmuz Madımak katliamı; merhamet duyguları kalmamış, ahlak ve erdemlilikten uzak zulme hizmet edenler tarafından yapıldı.
Kızılırmak boylarında yitirdiklerimizle gönül köprüsünü hiçbir zaman koparmadık.
Kılavuz’’İktidarlar Alevilerden Özür Dilemedi’’
21 yıl içerisinde gelip giden iktidarlar ve halen iktidar olanlar tek bir sefer olsun Mağdur ailelerden ve Alevi camiasından özür dilemediler.
Bir sefer olsun Diyanet işleri başkanlığı kendisine bağlı 100 bin camiden hiç bir Cuma hutbesinde bu olayın müsebbiplerine yani insan yakanlara lanet okutmadı ve onları kınamadı.
Bu 21 yıl içerisinde ilk defa bu yıl anma etkinliği Ramazan ayı içerisinde yapılıyor.
Yönünü Kâbe’ye döndüren ve huşu içerisinde namaza duranlar,
Cuma hutbelerinde bu insan yakanları lanetleyecekler mi?
Bekliyoruz elbet duyarız.
Kılavuz’’Kültürel katliamların toplu mezarlıklarına dönüştürüldü.’’
Bağnaz şeriat mensuplarının ruhunda, sevgi tohumlarının yeşerdiği yer olmamıştır.
Hep öfke, kin, kibir ve katliam vardır.
Asırlara yayılmış gerici gelenek değişmedi bu topraklarda.
Şiddet ve inkâr tarihsel bir miras olarak kutsandı ve taşındı günümüze
Kültürel zenginliğin beşiği yapılamayan bu topraklar,
Kültürel katliamların toplu mezarlıklarına dönüştürüldü.
Bunlara inat farklı kültürlerin ve inançların bir arada yaşayabileceği,
Bir Türkiye özleminin gerçekleşmesine katkı sunacağına inandığımız için,
Eylem alanlarında Aleviler bir birlerini yalnız bırakmamalı bu Musahipliktir.
Bu gün çocuklarımıza ve gençlerimize örnek olma zamanı,
Barışı, gündelik hayatımızın bir parçası haline getirme zamanı.
Türkiye Sivas, Sivas Türkiye içinde bir vücut olsun.
Eşit yurttaşlık, barış ve kardeşlik her dem bizim şiarımız olsun.
Anma Programında Sivas Katliamı ile ilgili belgeselin ardından Sanatçıların söylemiş olduğu deyişlerle anma programı sona erdi.
piryolu haber
Sponsor Reklamlar
__________________ Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates
HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.
ALEVİ Örgütleri tarafından Çorum katliamı 34.yılında anıyor
Sivas katliamı için dün yürüyen ve çeşitli anmalar düzenleyen Aleviler bugün ise 34 yıl önce resmi kayıtlara göre 57 kişinin hayatını kaybettiği Çorum katliamını lanetlemek için yürüyecekler. Çorum Olaylarının 34. yıldönümü dolayısıyla geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yılda kapsamlı bir anma etkinliği düzenlenecek.
Anma etkinlikleri kapsamında bugünCHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey ve CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya yönetiminde düzenlenecek ‘Dersim’den Çorum’a Alevi Katliamları: Devlet, Hukuk ve Aleviler’ konulu panele konuşmacı olarak katılmak üzere Çorum’a gelecekler.
Çorum Alevi Kültür Merkezi ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi tarafından Çorum olaylarının 34. yıldönümü dolayısıyla ‘Unutmadık, unutturmayacağız’ sloganı çerçevesinde düzenlenen anma etkinliğiyle ilgili olarak açıklamada bulunan Çorum Alevi Kültür Merkezi ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi Başkanı Nurettin Aksoy, Çorum olaylarının yıldönümünü anarken amaçlarının kesinlikle yaşanan acıları tazelemek değil, aksine yaşanan bu acıdan tüm toplum kesimlerinin ders çıkarmasına vesile olmak olduğunu söyledi. Nurettin Aksoy, bu yılki anma etkinliklerinde Çorum’da bir park içerisinde Çorum olaylarında yaşamlarını yitirenlerin anısına bir anıt yapılmasını da talep edeceklerini kaydetti.
Nurettin Aksoy, bugün saat 12.00′de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı bahçesinde toplanarak, Saat Kulesine kadar yürüyeceklerini ve saat 13.30′da burada kitlesel basın açıklamasında bulunacaklarını bildirdi.
Aksoy, saat 17.00′de ise Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda panel ve canlı yayın programı düzenleyeceklerini ifade etti.
kırmızı haber
Sponsor Reklamlar
__________________ Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates
HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.
Cevap: SİVAS Katliamında 21 YIL VE ÇORUM KATLİAMI.
Hakikat aşkıyla yananların ardından
Bêrî Dêrsimî
Güncellenme : 05.07.2014 08:40 Toplumun ilk öncü ve devrimcileri, yaşam gerçekliğini ruh ve duygu bilinci ve onun yarattığı sevgi ve farkındalık coşkusu ile dengbêjler, abdallar ve halk ozanları ya da hozanları diyebileceğimiz kesimidir. Ondandır ki, emekçi halk tarafından kendinden bilinip, değer gören ve toplumun alim ve ermişleri olarak kabul edilip değer gören bu kesim, aynı zamanda toplumu egemenliği altına alan ve kendini toplum üstü konumlandıran hiyerarşik kesimlerce de hep bir tehlike ve varlıkları için tehdit görülmüş ve saldırılara maruz kalmışlardır. Defiyle, arbanesiyle, sazıyla, zurnasıyla, bilûrûyla hep hakikatin sesi ve ahengi olmuşlardır. Ve bu evrensel ekosistemi insan-doğa bağlamında, insan-insan bağlamında kurmaya ve korumaya çalışan birer hakikat arayışçıları olarak, bu temelde insanların hakikat arayışlarında da birer rehber rolü üstlenmişlerdir. Ondan ki, bu kesim toplumsallığın oluşumundan günümüze kadar ilk devrimciler olarak adlandırılırlar. Çünkü onların yaşam felsefesi, ‘bir lokma, bir hırka’ misalidir. Ve bu temelde kendini bu dünyanın aldatıcı, göz kamaştırıcı ve yoldan çıkarıcı maddi imkanlarına karşı hep bu felsefe ışığında bir arınmaya ve gönül gözü ve ruh zenginliği ile hakikate adamış bir kesimdir.
Hakikat arayışçılığı kendini hesapsızca adamaktır
İlk toplumsallaşmadan günümüze toplumsallığın hafızasını oluşturan dengbêjlerden, Zerdüşt özü ve sözü ile harmanlanan Alevî yaşam felsefesinin ‘dem’lerinde saza dökülen hakikat aşkına beden ve ses olan Pir Sultan’lardan, Nesimi’lere, Hallac-ı Mansur’lardan, Baba İshak’lara, Şeyh Bedrettin’den genç Nesimi Çimen’lere, Hasret Gültekin’lere ve onlar şahsında Madımak’ta şehit düşürülen 34 özge candan süzülerek günümüze kalan bu devrimci ahlak ve sanata sahip çıkmak biz insanlığın ve en çok da sanat ve hakikata gönül veren, kendine bu temelde misyon biçenlerin boyun borcudur.
Tarihte egemenler yani hakikatten kopan her türden bağnazlar, hiçbir zaman bu hakikat ve aşk arayışçılarına tahammül edememiş ve hep onların hakikat aşkıyla yanan düşünce ve yüreklerinden korkmuşlardır. Onların saz ve söze dökülen nağmeleri karşısında, bir buzun güneşin yakıcılığında dayanamayıp erimesi gibi erimişlerdir. Ondandır bu kadar gözü kara, aydınlıktan ve ferahlıktan yoksun, insanlığa sığmayacak şekilde saldırmaları ve katliamlar yapmaları. Bizler hakikat ve özgürlük aşkıyla yola çıkarken tüm bu güzel ve yüce değerlerin yolumuzu aydınlatan mirasları ışığından yararlandık ve kendimize en temel toplumsallık zemini olarak belledik. Özümüzü ve gücümüzü bu hakikatten aldık. Bu değerli halk ozanlarımızın miraslarının ve umutlarının hakikat aşkıyla taçlandırılması için, insan hakikatine eş bir özgür-eş yaşam toplumsallığını ve kişiliğini yaratma iddia ve coşkusuyla yola çıktık.
Hakikatimiz toplumsallığımızdır bilinci ile kendimizi aramaya çıktık. Aradıkça, ne kadar kendimize ve toplumsallığımıza yabancılaştırıldığımızı ve kullaştırıldığımızı fark ettik. Fark ettikçe, mevcut iktidarcı, köle yaratan hiyerarşik tüm sistemlere karşı kin ve öfke ile dolduk. Doldukça, tarihi bilincimizi ve toplumsal hafızamızı yetkinleştirdik. Ve yetkinleştikçe, bilinçlendikçe gördük ki; Güneşimizin dediği gibi “Hakikat aştır, aşk özgür yaşamdır”. Ve herkes bilir ateşin hakikatinin arayışçısı olan dört kelebeğin hikayesini. Bu hikayenin kıssadan hissesi şudur; salt hakikati, onun çevresinde dolanıp duyumsamakla, tarif etmekle, adlandırmakla ya da tahmin etmekle bulamayız. Hakikati bilmek için kaygısızca, korkusuzca tüm benliğimizle onda kendimizi eritmemiz gerekir. Bu dört kelebekten salt biri yani ateşin içine dalan bu hakikate erebilmiştir.
Hakikat arayışçılığı kendini hesapsızca yatırmayı gerektirir. Biz insanlık tarihinin izdüşümlerinden bu gerçekliğe vardık. Tüm verili ve hiyerarşik zihniyet kalıplarına ve sistemlerine rağmen hayatları pahasına hakikat arayışlarını bırakmayan ve hep bir direniş ve arayış içinde olan ana nehrin yani doğal komünal toplum özü günümüzde, kendi farkındalığına varmış ve Ortadoğu halkları nezdinde güçlü bir uyanışı yaşamaktadır. Ortadoğu bu komünal toplum özünün ana mekanıdır. Büyük bedellerle, unutturulmaya çalışılan bu hakikatini hiçbir zaman unutmamıştır. Yer yer sessiz bir çığlık olarak ve yer yer de büyük haykırışlarla bu hakikatini dillendirmiştir. Günümüzde de özgürlük hareketimiz, bu mirasın takipçisi olarak, bu kadim topraklarda yaşanan tüm hakikat arayışçılığının ve çığlıklarının sesi, sözü, özü ve rengi olma yolunda mücadelesini her geçen gün daha da büyütmektedir.
Onlar, hakikat aşkında kendilerini erittiler
21. yılını geride bıraktığımız ‘2 Temmuz’ katliamının yıldönümünde, Madımakta insanlık ve hakikatten bihaber kara güruhlarca hunharca yakılarak şehit düşürülen 34 özgecanımızı saygıyla anıyoruz. İnançlarının ve toplumsallıklarının yılmayan takipçileri olan bu halk ozanlarımız ve aydınlarımız da, hakikat aşkında kendilerini erittiler. Bilinçleri, inançları, özlem ve umutları biz ardıllarının yoluna ışık oldu. Bu katliamı yapan güruh takımı cezalandırılmadı, devlet destekli gizlendirilerek, dava zaman aşımına uğratıldı ve katiller ödüllendirildi. Şu iyi bilinmelidir ki, insanlık ve toplumsallığımız kan ağlıyor, vicdanlarımız sızlıyor. Ve bizler ne zaman ki, bu hiyerarşik sistemden kendimizi arındırdık ve kendi komünal toplumsallığımızı inşa ettik, bilelim ki o zaman vicdanlarımız rahatlamış olacak ve bu uğurda yaşamlarını kaybeden tüm aşk arayışçılarının da ruhları huzura ermiş olacak...
Türkiye’de yaşayan tüm halklar olarak demokratik ulus temelinde demokratik özerkliği inşa ettikçe, bu coğrafya bir halklar bahçesi misali bir cennet-i mekan olarak özüne dönecektir. Zaten cennet kavramı, ilk toplumsallığın bereket ve komünal temelli yaşandığı neolitik dönemi ifade etmekte değil mi? İnsanlık bu döneme özlemini hep bir keşke ve bir gün yine temelinde bu cennet kavramı ile hayıflanma ya da bir gelecekte erişme umudu olarak saklı tutmamış mı? Yoksa insanlık bu hakikat arayışında gücünü ve inancını hangi köklerinden alacaktı? Hiçbir şey yoktan var olmaz. Bir hakikat, yaşam aranıyorsa, demek daha önceden o vardı ve çok güçlü insanların hüclerelerine dek işleyerek hayat bulmuştu. Onun kaybı, toplumsallıkta parçalanmalara, yabancılaşmalara ve yitimlere neden oldu. Hakikat arayışçılığının gereği buradan geliyor. İnsanın doğadan, toplumsallığından ve kendi eko-doğasından koparılması, onun savrulmasına neden oldu. Ama insanlığın varlık gerekçesi bu toplumsallık ve ekosistemi olduğu için, hiçbir zaman bu hakikatini aramaktan geri durmadı.
Bugün vesilesi ile andığımız bu 34 devrimci-aydın sanatçımızın şahsında da vuku bulan gerçeklik bu hakikat aşkları ve arayışlarına sahip olmalarıdır. Türkiye’nin tüm toplumsal dinamikleri ve özelde de sanatçıları-aydınları, bu canlar şahsında kendi vicdan ve insanlıklarını inançlarını yeniden sorgulamalı ve hakikat mücadelesinde kararlılıklarını ve saflarını netleştirmelidirler. Halkın ve hakkın sanatını ve sanatçılığını mı yapacaklar yoksa sistemin tüketen ve tükettiren sanat çarkının mı birer dişlisi olacaklar?
Biz halktan ve haktan yanayız. Özümüz ve sözümüz ile komünal yaşam tarzımız ve özgürlük felsefemiz ile, yananlara yoldaş olma iddasındayız ve anıları her daim olduğu gibi bugün de mücadelemizde kutup yıldızımız olacaktır. Bu temelde Madımakta şehid düşen 34 hozan ve aydınımızı saygı ve sevgiyle bir kez daha anıyoruz. Ve sevgili Hasret Gültekin’in dillendirdiği şu dizeler, hakikat aşkını ve arayışını ne kadar da güzel ifade ediyor;
“Sevdanın sıcaklığında,
Canın cana hasretinde,
İnançlı yürekleriyle,
Kavganın ateşlerinde,
Yananlara selam olsun...”
Ve sizlere selam olsun sevgili halk hozanları...
Sponsor Reklamlar
__________________ Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates
HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.