Çoban Baba Hz. İbrahim Peygamber' in çobanıymış. Sürü otlatırken bir koyun sürüden ayrılmış. O da koyunu takip ederek ilçemize kadar gelmiş. İlçe merkezinin doğusunda bulunan mezarlığın altına geldiğinde koyunu tutmuş ve şöyle demiş; " Bre hayvan! Bana acımadınsa kendine demi acımadın?" Koyun orada kaybolmuş. Koyunun kaybolduğu yerden su çıkmış(Yöre halkınca Cuma akşamları buradan süt aktığı söylenir). Çoban Baba da oraya yerleşmiş zenginlerden almış fakirlere dağıtmış. Diğer bir efsaneye göre de Çoban Baba, Moğollar Anadolu' yu işgal edince Hacı Bektaşi Veli tarafından ilçemize gönderilmiş, "git oradaki halkı irşat et, halkın göç etmesini engelle! Bu istila bitecek, insanlar ferah olacak" demiş. Oda ilçemize gelmiş aşevi kurmuş yoksullara yedirmiş, içirmiş ,giydirmiş...
__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
ağuçan ve diğer pirlerimiz tarih boyunca Hakk'ın, hakikatın sesi olmuş, yolu hakikat ve gerçekler üzerinden sürmüş, bilemeyeceğimiz kadar çok bedel ödemişlerdir... gel gelelim ki günümüzde durum iç açıcı değildir. Dersim ayaklar altına alınmış, çiğnenmiş ve yol kardeşlerinden de sahiplenme görmemiştir. daha kötüsü dersimlinin kendisi binlerce yıllık mirasından ayrı düşürülmüş, sığ ideolojilerin, daha da vahimi resmi ideolojinin, yani celladının ideolojisinin neferi durumuna düşürülmüştür...
elbet ki Hakk'a ve hakikata bağlı insanlarımız hala vardır fakat azınlığa düştüğümüz bir gerçektir.... üç kuruş maaşa tamah eden, "Pir"lik makamını terk edip dedeleşen ocakzadelerimiz var artık. ve Talibe yol erkan gösterecek nitelikli pirlerimiz neredeyse yok artık... "zalime biat et, haram sofraya çök" anlayışı dayatıldı ve azımsanmayacak bir kabul gördü... ocaklarımızın yoğunlaştığı Dersim'de artık cenazelerimizi Erkana uygun kaldıracak bir yol ehli yok... cenazelerimiz sistemli bir şekilde sızmaya çalışan cami hocalarına emanet ve ocaklarımızın bir çoğunda yol'u sürdürecek Pir yok artık...
bu düşüşte birinci derece de öncelleriyle beraber selçuklu, osmanlı ve cumhuriyet sorumlu ise de, acıdır ama hak, özgürlük, insan, doğa diye aramıza gelen, ittihatçı zehirden bile arınamamış olan Sosyalistlerde sorumludur...
şimdilerde Alevi öğretisine bakıyor, algılıyoruz ki bu öğreti bahsi olunan konuların kendisi ve binlerce yıllık savunusu... kim kime ne öğretiyor?..
her şey mahvoldu gitti ve ayaklar altına gitti. sevgili Pir Mehmedin anlattığı ocağı, türbeleri ziyaret edecek insan dahi kalmadı o coğrafyada... sosyalistler ciddi hatalara imza attılar ama alevi öğretisini, yolunu yadsıyıp zavallı bir ideoloji olan ittihatçılığa biat eden Pir'den dönmelere ne demek lazım...
ben tüm Alevileri "Alevi aklı ve Vicdanı"na davet ediyorum...
bu buluşma insan ve doğayla özgürlükçü ve vicdani bir buluşma anlamına gelecek, hem biribirimizle, hem de dış dünyayla ilişkilenmemizde, çağımızı ve sorunlarını algılamamızda, çözümler sunmamızda yeni ufuklar açacaktır... aşkı niyazlarımla..
ağuçan ve diğer pirlerimiz tarih boyunca Hakk'ın, hakikatın sesi olmuş, yolu hakikat ve gerçekler üzerinden sürmüş, bilemeyeceğimiz kadar çok bedel ödemişlerdir... gel gelelim ki günümüzde durum iç açıcı değildir. Dersim ayaklar altına alınmış, çiğnenmiş ve yol kardeşlerinden de sahiplenme görmemiştir. daha kötüsü dersimlinin kendisi binlerce yıllık mirasından ayrı düşürülmüş, sığ ideolojilerin, daha da vahimi resmi ideolojinin, yani celladının ideolojisinin neferi durumuna düşürülmüştür...
elbet ki Hakk'a ve hakikata bağlı insanlarımız hala vardır fakat azınlığa düştüğümüz bir gerçektir.... üç kuruş maaşa tamah eden, "Pir"lik makamını terk edip dedeleşen ocakzadelerimiz var artık. ve Talibe yol erkan gösterecek nitelikli pirlerimiz neredeyse yok artık... "zalime biat et, haram sofraya çök" anlayışı dayatıldı ve azımsanmayacak bir kabul gördü... ocaklarımızın yoğunlaştığı Dersim'de artık cenazelerimizi Erkana uygun kaldıracak bir yol ehli yok... cenazelerimiz sistemli bir şekilde sızmaya çalışan cami hocalarına emanet ve ocaklarımızın bir çoğunda yol'u sürdürecek Pir yok artık...
bu düşüşte birinci derece de öncelleriyle beraber selçuklu, osmanlı ve cumhuriyet sorumlu ise de, acıdır ama hak, özgürlük, insan, doğa diye aramıza gelen, ittihatçı zehirden bile arınamamış olan Sosyalistlerde sorumludur...
şimdilerde Alevi öğretisine bakıyor, algılıyoruz ki bu öğreti bahsi olunan konuların kendisi ve binlerce yıllık savunusu... kim kime ne öğretiyor?..
her şey mahvoldu gitti ve ayaklar altına gitti. sevgili Pir Mehmedin anlattığı ocağı, türbeleri ziyaret edecek insan dahi kalmadı o coğrafyada... sosyalistler ciddi hatalara imza attılar ama alevi öğretisini, yolunu yadsıyıp zavallı bir ideoloji olan ittihatçılığa biat eden Pir'den dönmelere ne demek lazım...
ben tüm Alevileri "Alevi aklı ve Vicdanı"na davet ediyorum...
bu buluşma insan ve doğayla özgürlükçü ve vicdani bir buluşma anlamına gelecek, hem biribirimizle, hem de dış dünyayla ilişkilenmemizde, çağımızı ve sorunlarını algılamamızda, çözümler sunmamızda yeni ufuklar açacaktır... aşkı niyazlarımla..
emeğine sağlık, munzuro can, düşüncelerime tercüman oldun, gerek aleviliği, gerekse de kürtlüğü yüzünden hedef gösterilen dersim coğrafyasının her taşı, her toprağı ayrı ayrı yolumuzu aydınlatacak derecede fener niteliğinde efsanelerle, Ehlibeyt yolundan ve Ehlibeyt soyundan olan erenlerimiz Ağuçan'ın, Seyit Nuri Cemaleddin'in, Baba Mansur'un, Seyit Seyfi'nin ve daha birçok erenimizin öğretileriyle doludur. Zalime boyun eğmemeyi, namusu korumanın yolunun edep ve erkandan geçtiğini ve daha çok şeyi öğrendik pirlerimizin sayesinde. Fakat ne yazık ki zamanla kuşak, metropol kültürüyle tanıştı, o zaman kendi kültüründen uzaklaştı ve böylece eksiklikler ve kopukluklar oluştu. Önerdiğin şeyin yapılması durumunda çok güzel şeyler olacak, birlik sağlanacak fakat önce içimizdeki yılanları bitirmek gerek, bu durumda yine biz Alevilerin ''bir olmak'' için yapması gereken birçok şey var, belki birgün bakarız Alevilik bütün milletlerden iyice kavranmış olur.
Sponsor Reklamlar
__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Konu Pir Mehmet tarafından (02.10.11 Saat 19:08 ) değiştirilmiştir.