BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
|
Cevap: Zerdüşt’ün kutsal kitabi avesta
ZERDÜŞT’ÜN
KUTSAL KİTABI AVESTA
2
Avesta metinlerinden hareketle Zerdüşt dini şöyle özetlenebilir:
1. Büyük tanrı Ahuramazda’dır. Bütün evreni ve fizik ötesi varlıkları yaratan odur. Kutsal ve arınmıştır. Kötülükler asla ona yaklaşamaz. Özgün dünyasında tek egemen tanrı olarak yaşar. Bütün yaratıklarını ilk ve en önemli sembolü Spend Mînû[26] ile yaratır. Spend Mînû ile Behmen[27] ve Ordîbehişt[28] onun zatı ve asıl cevheriyle bir bütündür. Ahuramazda onların hem babası ve hem de yaratıcılarıdır. Ehrimen’in saldırıları sonucu kötülükler ve kargaşa yeryüzüne girmeğe yol bulup insanlara zarar verse de sonunda Ahuramazda galip gelecek ve ilk arılık yeniden yeryüzüne dönerek egemen olacaktır. [29]
2. Varlık, “Asha: doğruluk” ve “Durûc/durûğ: yalan” güçleri arasında paylaştırılmıştır.
Avesta genel olarak; Ahuramazda, kutsal ölümsüzler, tanrıların övgüsü, ahlakî ve dinî konular, mitolojik rivayetler ve ulusal efsaneler gibi konulara yer vermektedir. Bazı bölümleri yazılış tarihleri açısından Zerdüşt zamanına kadar giden ve Zerdüşt’ün yaşadığı çevre hakkında da önemli ayrıntılar içeren Gātālār, Yasnalar ve Yaştlar’da da önemli bilgiler vardır. Avesta “tarihî”, “dinî” ve “edebî” olmak üzere temelde üç konuda çok önemli bilgiler içerir. Tarihî açıdan Avesta da diğer kaynaklar gibi kendisini ortaya koyanların hayat tarzları ve inanış sistemleriyle ilgili önemli detaylara yer verir. [30]
Bu kutsal metnin en eski bölümlerinin MÖ. II. binyılda Orta Asya’da ortaya çıkmış olması ve söz konusu bölgelerle komşu coğrafyaların tarihi ve medeniyetleri hakkında MÖ. son yüzyıllara kadar Avesta dışında başka herhangi bir yazılı metin bulunmaması da göz önünde bulundurularak Avesta’nın, olağanüstü tarihsel değeri olduğu anlaşılmaktadır. XIX. yüzyılın ilk onlu yıllarında Avesta’da; Orta Asya ve İran medeniyetleri konusunda birtakım bilgilere ulaşma amacıyla başlatılan çalışmalarda Avesta mitolojik rivayetleri, o dönemlerde hayvancılığa son derece önem verilmesi, büyük sürülere sahip kahraman kişiliklerden söz edilmesi, o çağlarda İran ve komşu bölgelerde hayvancılık ve ilgili alanların, söz konusu mitolojik rivayetleri ortaya çıkaranların hayatında ne denli önemli olduğunun da göstergesidir. Bunların yanı sıra, Avesta’da Orta Asya İran dillerini konuşan toplulukların çadırlarda sürdürdükleri göçebe hayattan tarıma geçiş dönemleri de yansıtılır. Bazı araştırmacılara göre bu sosyo-ekonomik gelişmelerin önemli etkenleri arasında, inanırlarının yerleşik bir hayata geçmeleri ve ziraatla uğraşmalarını salık veren Zerdüşt’ün öğretileri de yer alır. [31]
Dinsel açıdan Avesta, Orta Asya ve İran halklarının inançlarıyla ilgili önemli içeriğiyle Mezdiyesnâ inanışı kutsal metinlerini bir araya toplamış olması açısından da ayrıca önemlidir. Çünkü toplumların yaşam tarzlarıyla ilgili önemli ayrıntıları da yansıtan dinsel inanışlar, sosyo-ekonomik şartlar ve ortamların farklılaşmasıyla önemli ölçüde değişikliklere uğramaktadır. Avesta, söz konuşu inanç sistemlerinin aşamalı olarak gelişmeleri eski dünyanın dinî algılamaları ve değer yargıları, göksel cisimler ve doğa güçlerinin kutsanarak yüceltilmesinden, Zerdüşt inanışında düalizm gibi konulara kadar izleme imkanı sunmaktadır. [32]
Avesta, Fars edebiyatı tarihi açısından da son derece önemli bir kaynaktır. Mitolojik rivayetler, efsaneler, tanrılar ve ulusal kahramanlara ait anlatılar Avesta’da yer alışlarından dolayı kaybolmamış ve sonraki kuşaklara aktarılmışlardır. Asırlar boyu sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarılan efsaneler ve mitolojik rivayetler derlenerek Avesta’da kayıt altına alınmıştır. Avesta’da yer alan özellikle de birtakım on bir ve sekiz heceli manzum bölümler edebiyat tarihi açısından oldukça önem arz eder. Bu şiirsel bölümler, Orta Asya milletlerinin eski çağlardan beri şiire ve edebiyata yatkın olduklarının, en eski devirlerde bile şiir söylediklerinin göstergelerinden biridir. [33]
Avesta’nın bazı bölümleri edebî açıdan önemli özellikler göstermektedir. Son derece fasih ve akıcı cümleleriyle, tanrının övgüsü ve tabiat tasvirlerine yer vermektedir. Bunun yanı sıra Avesta, dil açısından da önemli özelliklere sahiptir. Avesta’nın bir bölümü de manzûm ve kafiyeli olarak kaleme alınmıştır. Avesta’nın en eski bölümlerinden olan, Gātālar bölümü zaten yüksek dereceden şiirlerden oluşmaktadır. [34]
İranlıların, İslâm dinini kabul etmelerinden sonra, eski İran’a ait birçok metin gibi Avesta da, Pehlevî ve Avesta dillerinde alfabelerinin artık kullanımdan kalkması, öte yandan Mazdeist inanış sistemi kurumlarıyla İranlıların yeni dinsel kurumları arasındaki birçok konuda ortaya çıkan uyumsuzluk ve derin anlaşmazlıklar nedeniyle önemini yitirerek farklı coğrafyalara aktarıldı. Bütün bunlara rağmen, eldeki bilgilerin tanıklığıyla IV.-V./X.-XI. yüzyıllara kadar Avesta’nın Sasanîler dönemindeki önemini ve toplumsal hayattaki etkinliğini sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Ancak VI./XII. yüzyıldan itibaren Avesta’nın aynı oranda yaygın olarak bulunmadığı, nüshalarının Mazdeist inanışın diğer kutsal metinleri gibi, evlerde ve ateşkedelerde saklandığı ya da yarı gizli bir şekilde, sadece ayinlerde okunduğu, egemen güçlerin söz konusu metnin toplum kesimleri tarafından edinilmesi ve okunmasına uygun ortamlar oluşmasına imkan vermediği anlaşılmaktadır. [35]
Öte yandan, I./VII. yüzyıllar boyunca eski dinî inanışlarını terk etmek istemeyen, yeni dine inanmayı kabul etmeyen İranlı birtakım çevreler, çareyi ülkelerinden göç etmekte buldular. Aşamalı olarak Hindistan topraklarına giderek orada birtakım bölgelere yerleştiler. Söz konusu grup günümüzde de Hindistan’da yaşamakta ve Pârsîler adıyla anılmaktadır. Bunlar arasında çok sayıda Avesta uzmanı, Pehlevî dili ve edebiyatı uzmanları yetişmiştir. Bunlar Hindistan’a giderken Âzerfernbağ/Fars Âteşkedesi’nden aldıkları ve orada yakmaya devam ettikleri ateşin yanında kutsal metinlerinin önemli bir kısmını da götürdüler. Diğer taraftan Hindistan’a göç etmiş Zerdüşt inanırlarıyla İran’ın değişik bölgelerinde yaşamakta olan Zerdüşt bağlıları arasındaki ilişkiler gittikleri günlerden günümüze kadar hiçbir zaman kopmadı ve günümüzde de özellikle Kirmân ve Yezd bölgelerindeki Zerdüşt inanırlarıyla Hindistan ve dünyanın diğer bölgelerindeki dindaşları arasındaki ilişkiler sürmektedir. Bu değişik coğrafyalarda yaşamlarını sürdüren dindaşlar arasındaki dinsel ve kültürel ilişkilerin sürmesi, kutsal metinlerin de önemli ölçüde Hindistan topraklarında olmak üzere korunması ve günümüze kadar aktarılmasında etkin rol oynamaktadır. [36]
X./XVI. yüzyıldan itibaren bazı Avrupalı araştırmacılar, eski İran dini Zerdüştîlik ve bu dinin kutsal kitabı Avesta konusunda araştırmalarda bulunmak üzere çalışmalar başlattılar ve özellikle XII./XVIII. Yüzyıldan XIV.-XX. Yüzyıla kadar A. De Perron, Darmesteter, Jackson ve diğer bilim adamları birbiri ardından Hindistan yolunu tuttular ve orada eski İran dini bağlılarıyla tanışarak bu dinin kaynaklarını üzerinde yoğunlaştılar. Bu şekilde arkeoloji bilim dalına bağlı olarak “Avestabilim” adında bir dal oluştu. Her geçen gün gelişen bu bilim dalında değişik dillerde, yüzlerce kitap ve makale yazıldı. [37]
Söz konusu rivayetlerde Avesta’nın Zerdüşt döneminde Avesta yazısıyla yazılışı, efsanelerle karışık anlatım ağırlıklıdır. İran geleneklerindeki sözlü anlatım ve kuşaktan kuşağa sözlü aktarımların çok önemsenmiş olması, Avesta’nın yazılı şekillerinden daha çok bu yolla korunduğunu ve daha sonraki dönemlere aktarıldığını göstermektedir.[38]
Pehlevice ve Arapça kaynaklarda dini daha çok önemseyen iki Sasanî hükümdarından söz edilir. Bunlardan biri II. Şâpûr, diğeri de Enûşirvân’dır. Bu noktadan hareketle IV-VI. yüzyıllar arasındaki süre Avesta’nın yazıya geçirildiği dönem olarak kabul edilir. Bu kutsal metnin IV. yüzyılda yazıldığı ve VI. yüzyılda da son şeklini aldığı söylenebilir. Yazıya geçirilmesinden sonra da tarafından ezberlenen Avesta’nın sözlü olarak saklanmasını mûbedler daha çok önemsiyorlardı. Avesta’nın günümüze gelmiş değişik yazılarla yazılı nüshaları vardır. Ancak hiç biri tek başına tam Avesta metni değildir. Bazı Avesta nüshaları Pehlevîce çevirileriyle birlikte bulunur. Kopenhagen Üniversitesi Kütüphanesinde bulunan ve sadece Visparad bölümünü içeren en eski nüsha 1268 tarihlidir. Sasanîler döneminde yazılmış Avesta, üç büyük kitâp halinde düzenlenmiştir. [39]
1.1. Avesta Nesk’leri
Avesta dilinde “naska” şeklinde yazılıp okunan, Pehlevice’de “Nask” olarak telaffuz edilen “nesk” kelimesi; “kitab, metin”, “büyük bir kitabın ciltlerinden her biri” anlamlarında bir kelime olarak kutsal kitap Avesta’nın her bir bölümü için kullanılan adıdır. Bu isim sadece Avesta’nın bölümleri (21 bölüm) için kullanılır. Ancak Yasnalarda “nesk” kelimesinin Avesta’nın tamamının adı olarak da geçer. Dînkerd ve diğer kaynaklarda Avesta’nın 21 nesk’i olduğu bunlardan her birinde farklı konuların ele alındığı belirtilir. [40]
Eski İran ve Fars mitolojisi konularında yapılacak çalışmalarda ilk kaynak olarak Zerdüşt’ün kutsal kitabına başvurulmalıdır. Bu açıdan Avesta’nın en önemli bölümleri Yaştlardır. Yaştlar, İranlıların kendilerine özgü çeşitli tanrılara yapmış oldukları duaları, ilahileri ve yakarışları içermektedir. Bu bölümlerdeki rivayetlerin bir kısmı Zerdüşt öncesi dönemler hakkında da bilgiler içerir. Avesta’nın bir diğer bölümü olan Vendîdâd, Ahuramazda’nın yarattığı, sonra Ehrimen tarafından kirletilen İran toprakları hakkında bilgiler verir. [41]
Bu dönemlerden daha eski devreler, yani İranlılar ile Hintlilerin henüz yollarını birbirlerinden ayırmamış oldukları çağlar hakkında bilgiler elde etmek için de, MÖ. İkinci bin yılda söylenmiş oldukları kabul edilen Aryâ kökenli Hintlerin edebiyatlarında yer alan Rig Veda surûdları son derece önemli kaynaklardır. Tanrılardan birçoğu, mitolojik kişilikler, aynı zamanda büyük bir ihtimalle Avesta ve Veda bağlılarının inançlarında birtakım efsanevî şahsiyetler ortaktır. Rig Veda’da söz edilen bir kişilikten Avesta da bahsetmekte ve hakkında ayrıntılar vermektedir. Bunların yanı sıra eski dönemlerde MÖ. İkinci 1000’li yıllarda Mısır, Anadolu ve Suriye bölgelerinde ele geçen birtakım çivi yazılı belgeler yakın doğu’daki ilk Hint ve Avrupa göç dalgaları, bazı tanrılar ve tarzları hakkındaki rivayetlere ışık tutmaktadır. Bunlar dışında tarih ve mitoloji konusunda Yunan, Ermeni ve Süryani kaynaklarının da katkısı göz ardı edilemez. [42]
Bunlar dışında Pehlevice ya da yeni Farsça’ya çevrilmiş başka eserler de vardır. Bunlar arasında: Dînâ-yi Mînog-i Hired, Sitâyiş-i Sî Rûze, Mâdîgân-i Yûşt Feryân, Behmen Yaşt, Câmâspnâmek, Pendnâme-yi Zerdüşt, Dârû-yi Hursendî, Mâdîgân-i Çetreng, Mâdîgân-i Gocestek Ebâlîş….[43]
Çok eski dönemlerden beri edebiyat din ile çok yakın bir ilişki içerisindedir ve çoğu zaman bu iki değer birbirinden ayrı şeyler olarak görülmez. Sümerlerden kalma eserler, dünyanın yaratılışıyla ilgili eski dünyaya ait efsanevî hikayeler, tanrılarla ilgili, onları öven anlatılara yer verirken, Avesta’nın önemli bir bölümü şiir ve ilahilerden oluşmaktadır. Eski Yunan edebiyatında da edebiyatın din ile çok yakın ve ayrılmaz beraberliği dikkat çekmekte, yine Tevrat merkezli oluşturulan eski Yahudi edebiyatı da benzeri özellikler taşımaktadır. Fars edebiyatında da dinsel içerikli manzûm ya da mensûr olarak kaleme alınmış çok sayıda eser bulunmaktadır. [44]
|
Sponsor Reklamlar
|
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates
HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.
EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.
DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.
ALEVİLİK YOLDUR...
|